10/10
·639 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:25
Merhaba sevgili okur, Selçuk Baran okumalarına günlükleriyle devam ediyorum. 1948-1989 yılları arasında yazdığı günlükleri zaman çizgisini koruyarak defterler formunda düzenlenmiş. Yavuz Türk tarafından, yazarın o muhteşem el yazısına, gazete kupürlerine, afiş, bilet ve fotoğraflara yer verilerek hazırlanmış. Her zaman günlük okurken huzursuz olurum. Kişinin mahremiyetini izinsizce ihlal ediyormuşum gibi hissederim. Neyseki bir yerde “İnşallah birisi defteri okur…” diyor, bu biraz içimi rahatlasa dahi yine de benzer bir hisle okudum. Henüz 15 yaşındayken yazdığı günlüklerle başlıyor kitap. İlk cümleden anladığım kadarıyla ilk yazma denemeleri de değil. 15 yaşında birisinin bu derece olgun üslubunun olması inanılmaz doğrusu. Yazarın büyüklüğünü gösteriyor. Ayrıca henüz çok gençken bile öylesine her şeyi anlayan, derinden hisseden olgun bir ruhununun olduğunu görmek bana hüzün verdi. Yaşıtları gibi aklı beş karış havada bir genç kız olsa daha mutlu olurdu. Her şeyi anlama lânetine yakalanan talihsizlerden olmuş sevgili Baran. Potansiyelinin farkında ama gerçekleştirememiş insan ızdırabını, bir türlü yakasını bırakmayan melankoli içinde boğulan birisini, aynı zamanda histerik bir genç kız kalbinin heyecanları ve arzularını açık seçik gösteriyor. Kitabın ilk yarısında, ergenlik buhranlarının en olgun insanda bile tesirinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Küçük genç kız kalbinin her aşkın son ve ölümsüz olduğuna inanışının canlı örneği gibiydi Baran. Kitabın ikinci yarısındaysa onu zaman içinde olgunlaşmış bir kadın olarak görmeye başlıyoruz. Fikirleri ve duyguları olgunlaşırken inancının zayıflaması biraz üzücüydü. Babasını soğuk bir Şubat gününde kaybetmesiyle de daha bir çok açıdan da kendimi ona benzettiğim yerler oldu. İlerleyen yollarda yazdığı günlüklerde siyasi
Günlükler (1948-1989)Selçuk Baran · Can Yayınları · 202461 okunma
10/10
·55 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
Geçmişte yaşamak, bu tabir her dönemin önemli bir olgusu. İtalya seyahati; Goethe’nin üzerinde çok etki bırakmış. Birçok altı çizilecek satır olmasına rağmen son 4 biraz müstehcen. Schiller son 4 bölüm hariç yayınlamış, son 4 bölümün yayınlanmasına Goethe izin vermemiş o zamanlarda. Sonra tam şekilde yayımlamış Goethe. Kısa bir kitap iş kültürde de birleşik olarak var. Her farklı çeviri şiiri daha lezzetli kılıyor. Bu çeviri de çok iyi.
Roma AğıtlarıJohann Wolfgang Von Goethe · Gendaş Kültür Sanat Yayıncılık · 200296 okunma
Reklam
Kültür Emperyalizmine Dair
8/10
·126 syf.··
2026 40. kitabı
Emperyalizm en basit tabiriyle teknoloji ve askeri kabiliyeti ile egemen bir halkın egemenliğinin ihlali, onurlarının aşağılanması ve kaynaklarının sömürülmesidir. Emperyalizm elinde gücü bulunduran devletlerin bu gücü tekelleştirerek özgür halkları sömürüp onların kaynakları ile kendi halkının refahının artırılmasıdır. Askeri güç emperyalizmin sadece bir yüzüdür. İşgalci güç ne kadar güçlü olsa da askerini yabacı topraklarda sonsuza kadar tutamayacağından sömürgeci amaçlarının yeniden üretilmesi ve sürekliliğinin korunabilmesi için birçok farklı yöntem kullanır. Sömürge altında bulunan halklar kendi mücadelesi ve ödediği bedeller ile bağımsızlığını kazansa da emperyal güçlerin geride bıraktığı işbirlikçi elitler aracılığıyla sömürü düzeni devam eder. Bu devmlılığın biir aracıysa kültür emperyalizmidir. Kültürel emperyalizm görece kendinde daha zayıf siyasi topluluklara ve devletlere karşı kendi dilini ve kültürünü dayatma sürecidir. Medya özelinde konuyu ele aldığımızda hedef kitlenin tüketim alışkanlıkları, yaşam tarzları ve eğlence anlayışları dönüştürülür ve emperyalist gücün amaçlarına uygun hale getirilir. Bu süreç yerel kültürün "tü kaka" denilerek ötekileştirilmesi, aşağılanması, toplumsal ilerlemenin (modernlik) önünde bir engel olarak gösterilmesi hedef toplumun karşılaştığı bir durumdur. Böylece hedef toplumun zihni, güç odaklarının istediği yönde evrilir; bireyin bulunduğu topluma ve kültüre karşı aidiyeti azaltarak veya tamamen ortadan kaldırarak birey köksüz birer mankurt haline getirilir. Kültür, merkezden çevreye doğru yayılır. KİA sayesinde bu yayılma daha hızlı bir biçimde gerçekleşir. Walter Lippmann, "Böylece sosyal olarak üstün olan, sosyal olarak daha alt konumdakiler tarafından taklit edilir; güç sahibi, astları tarafından; daha başarılı
Communication and Cultural DominationHerbert Schiller · International Arts and Sciences Press · 20091 okunma
10/10
·840 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 00:00
Otobiyografik bir eser gözüyle yola çıkılmış 20 kitaptan 840 sayfadan oluşan büyük bir eser. Goethe’nin çocukluğu, gençliği ve orta yaşları var eserde. Bu eserle Goethe’nin ailesini, eğitim yaşamını, Genç Wertheri, şiirlerini, aşklarını, arkadaşlıklarını, etkilendiklerini Goethe’nin dilinden öğrenebiliyoruz. Dönemin Almanyası’na da fazlasıyla değinen eser sizi içine çekip sürüklüyor. Bazı eleştirmenlerce Goethe bu eserde bazı kişileri abartarak yazmış. Bu eseri okuduktan sonra muhakkak 2. Ve 3. Cilt olmalıydı diyeceksiniz. Olgunluk ve yaşlılık Çağları eserde yok. Faust eserinden birkaç kez bahsediyor, Faust’a ömrünü adamış biri olarak bu şekilde olması çok şaşırtıcı. Hayata dair birçok satır alabileceğiniz nüanslar var. Bazı bölümlerde altını çizmeye kalem yetmeyebilir. Almanya’nın eğitime bakışı, siyasi olaylar, dönem zenginlerinin yaşayışı gibi birçok şey şaşırtmaya hazır bekliyor kitabın içinde. Goethe’ye, Almanya’ya, Goethe’nin çağdaşlarına bir gram ilginiz varsa bu eser sizi etkisinde bırakacaktır. Burada değinilmesi gereken birçok önemli isim var bana göre ilk ne Shakespeare ne Herder ne de Schiller… Babası inanılmaz bir olay ki zayıf yönlerine, edebiyata bakışına da eserde yer verilmiş. Bence Goethe’nin Goethe olmasının en büyük etkeni babası(Johann Caspar Goethe). Bir adam düşünün evde 2000 ciltlik bir kütüphanesi var o dönem için inanılmaz bir arşiv. Hukukçu, Kraliyet Danışmanı, iki doktora ünvanına sahip, yazar… Birçok ünvana ve yetkinliğe sahip bir adam. Evde çocuklarına dans dersleri, matematik, dil dersleri verebilecek kadar da bilgili… Annesi ünlü bir oyun yazarı. Edebiyata bakışından şaşırdığım bir şey de şuydu Şiir, oyun vd. Başka dillere çevrilirken düz yazı formatında olması gerekiyor demesi. Goethe’nin yaşamından en önemli şeyler; merak, ilgi,
Yaşamımdan Şiir ve HakikatJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2015192 okunma
8/10
·
Beğendi
youtu.be/LGZ8pCELymc Bilgelik,evden eve dolaşan yalakacı bir bohçacı kadın gibi,nabza göre şerbet vermek, bahtsızın yanında Tanrı'nın inayetine bile kara çalıp mutlunun yanında kötülüğü ballandırmak mı olmalı?
Ihlamurlar Altında GezintiFriedrich Schiller · Can Yayınları · 20211,103 okunma
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 00:35
İşte Tanrılar, yazarı Asimov için edebiyat dünyasının kendisine dair yorumları ve algılarına dair bir meydan okuma olarak ortaya çıkmış. Döneminde Asimov, uzaylı tasvirleri konusunda ve eserlerinde cinselliğe, duygusallığa yer vermiyor oluşuyla eleştirilmiş. Bu eleştirilere karşı bu kitapta da çok ilginç bir uzaylı türü yaratarak cevabını vermiş. Öncelikle kitabın isminden bahsedelim istiyorum. Kitap, ismini Friedrich Schiller'ın şu dizesinden alıyor: "Mit der Dummheit kämpfen Götter selbst vergebens," yani "Aptallığa karşı bizzat tanrılar bile boşuna savaşır." Kitaba vereceği ismi bu dizeden almanın yanı sıra Asimov üç bölümden oluşan bir kitabın her bir bölümüne de bu dizeden esinlenerek isimler veriyor. Kitabın ilk bölümü Dünya'da, ikinci bölümü paralel bir evrende ve son bölüm ise gelecekteki bir Ay kolonisinde yer alıyor. İlk bölüm ismini dizenin "aptallık" kısmından alıyor ve ismine çok uyumlu bir şekilde ilerliyor. 21.yüzyılın sonlarında, Frederick Hallam isimli bir kimyacı masasında bu evrende var olması imkansız olan bir izotop keşfediyor. Sonrasında bu maddenin, başka bir evrenle yapılan madde takasının sonucu olduğunu keşfediyoruz. Bu maddenin keşfi ile birlikte Elektron Pompası adı verilen alternatif bir enerji kaynağı ortaya çıkıyor ve bu hem Hallam'a çok da hak etmediği bir şöhret kazandırıyor hem de Dünya'ya temiz bir enerji kaynağı sağlıyor. Ancak tabii ki her şey bu kadar basit ve bedelsiz bir şekilde ilerlemiyor. Genç bir fizikçi olan Peter Lamont çıkıyor karşımıza ve bu enerji kaynağının bedelinin ne olacağını keşfetmiş Lamont her ne kadar birilerini uyarmaya, bu pompayı durdurmaya çabalasa da toplumun konfor isteği, Hallam'ın altı boş olduğu için hassas egosu, politikacıların koltuk sevdası ve insanların bencilliği ile karşılaştığında gerçeğin ne
İşte TanrılarIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 2021960 okunma
Reklam
Reklam