Hem rûhunu, hem de bedenini Holokosttan kurtarmış bir nörolog-psikiyatr olan Frankl, vâroluşcu psikolojinin bir şekli olan ve "Psikoterapinin Üçüncü Viyana Okulu" olarak anılan ~Logoterapi~nin kurucusudur. (1-Freudcu/2- Adlerci)
Dr. Frankl, insanlık dışı toplama kamplarında uzun süre kalan bir tutuklu olarak, kendini çıplak vâroluşa soyunmuş olarak bulmuş, kız kardeşi hariç babası, annesi, erkek kardeşi ve karısı bu toplama kamplarında ölmüş ya da gaz fırınlarına gönderilmiştir.
Her şeyini kaybeden, bütün değerleri yok edilen, açlığın, soğuğun ve acımasızlığın altında ezilen; her an, her saat imha edilmeyi bekleyen bir tutuklu olarak, böylesi olağandışı şeyleri kişisel olarak yaşamış biridir.
İnsanlık durumumuzu bilgece ve şevkâtle ele alan Dr. Frankl, onca olumsuzluğa, acıya ve vahşete rağmen, "Kitlelerin psikopatolojisine ilişkin bilgilerimizdeki derinleşmeyi 2. Dünya Savaşına borçluyuz, çünkü bu savaş bize sinir savaşını ve toplama kamplarını kazandırdı." diyebilmiştir. Ölüm kampında doktor olarak görev yapmadığı için kendiyle gurur duyan Dr. Frankl, 119-104 numarasıyla sıradan bir tutuklu olarak zamanının çoğunu demiryolu hatları için kazı yaparak ve ray döşeyerek geçirmiştir. Her şeye rağmen geçici vâroluş deneyimlerini aktardığı bu otobiyografik metni ve geçmişi çok eskiye dayanan anlam-terapi yöntemini tutuklulara uygulayarak bilimsel keşiflerini insanlığa armağan etmiştir.
#edebiütopya
#dipcem Logo-terapi; Latince logos (anlam) kelimesinden türetilmiştir.
Klâsik psikoterapiden farklı olarak kişinin geçmiş deneyimlerinden öte, hayata ve olaylara bakışında farkındalık ve anlam yaratmaya odaklanmıştır. Derin acılar yaşayan kişilere, çektiği acıların da bir anlamı olduğunu öğütler.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Dr. Frankl için, çekilen acılara değdiği söylenebilir;