Puan vermedi
`schindler's list` (1993) bazı filmler vardır, “`izledim`” demezsin. “`tanık oldum`” dersin. `schindler's list` tam olarak o çizgide. `holokost`'u anlatıyor deniyor ama mesele anlatmak değil burada. mesele yüzüne çarpmak. `siyah-beyaz` tercih falan estetik bir karar gibi duruyor ilk bakışta. değil. renk yok çünkü umut da yok. ya da varsa bile çok uzakta. başrolde `liam neeson` var. oskar schindler karakteri “`iyi adam`” diye başlamıyor. tam tersine: savaşın içinde fırsat kovalayan, para peşinde bir iş insanı. sonra film yavaş yavaş şunu gösteriyor:
Schindler'in ListesiThomas Keneally · Ephesus Yayınları · 2015870 okunma
Bir tek hayat kurtaran, bütün dünyayı kurtarmış sayılır.
6/10
·544 syf.··
2024 2. kitabı
'Schindler's List' kitabı benim için kesinlikle Nirvana'nın şarkıları ile eşleşiyor. İnsanlık tarihinin en utanç verici dönemlerinden birisinde iyi ve kötü arasındaki ince çizgide nasıl yalpaladığını gösteriyor. Nirvana'nın müziğindeki özellikle 'Something in the Way' veya 'All Apologies' gibi şarkılarında ki melankoli ve içsel çatışmalar ve mutsuzlukları yüzeye çıkarır. Tıpkı Oscar Schindler'in içsel savaşında olduğu gibi. Her iki eser de, insanın karanlık ve zor yönlerini anlamaya yardım eder. ikisi de umudu ve iyiliği aramanın önemini vurgular.
Alıntı
Schindler'in ListesiThomas Keneally · Ephesus Yayınları · 2015870 okunma
Reklam
NE İÇİN?
Puan vermedi·204 syf.··
Beğendi
·
2023 109. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2023 07:14
Çocukken bende kitabı çocuk kitabı sanmıştım okumadım bu yıl filmini izledim kitabını da okuyayım dedim aynıydı hemen hemen.(Çocuk kitabı diye lanse edilmemelidir!! ) Her ne kadar kitap 2 masum çocuğun arkadaşlığı gibi görünse de nazilerin Yahudi soykırımı 'nı ele alıyor. Bir insan ırkı ,dini ,düşünceleri yüzünden daha ne kadar acı çekecek kitabın son cümlesi: -Elbette tüm bunlar çok uzun zaman önce oldu ve böyle bir şey bir daha asla olamaz. Bu zamanda ve bu çağda tabii ki...- Olsa da halen günümüzde de var maalesef ne için ne için bir insanı hele de masum bir insanı ne için vahşice öldürürsün hiçbir mantıklı açıklaması olacağını düşünmüyorum bitmesini isterdik biliyoruz ki bitmeyecek... Bitirirken bu konuyu alan filmleri de paylaşmak istiyorum sizinle : Soysuzlar Çetesi (keşke gerçekten yaşanmış olsaydı) La vita de bella(hayat güzeldir) Schindler's list Piyanist.
İnsan ve Toplum
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,7bin okunma
Serenad - Livaneli
10/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2020 22:16
Tek kelimeyle "Müthiş" bir roman. Bitirdiğimde içimde büyük bir burukluk vardı ve boğazım düğümlendi. Benzer duyguları "Schindler's List" ve "Life is Beautiful" filmlerinde de yaşamıştım. Hepsinin ortak yanı gerçeklere dayanmasıydı. Fakat Bu romanı filmlerden ayıran fark ise bu duyguların etkisinde daha uzun süre kalmam... Burukluğumun diğer bir sebebi de bir daha böyle bir roman okuyamayacak olduğumu bilmem... Bu romanın 30'dan fazla dile çevrilmesi, yabancı kitap kanallarının nerdeyse hepsinden tam puan alması romandaki müthiş kurgunun kalitesini ortaya koyuyor. Az da olsa yapılan olumsuz yorumları kayda değer bulmuyorum. Yılmaz Güney'in yasaklanmış ve yıllardır televizyonlarda yayınlanmamış, yurt dışında bir sürü ödül almış, iki başyapıt filmi vardır: "Sürü" ve "Yol" filmleri. Bu filmlerin müziklerini yapan kişidir Zülfü Livaneli. Öyle müzikler yapmış ki filmden çıkarttığınız zaman filmlerin bir anlamı kalmayacaktır. O filmlere yaptığı müziklerden dolayı kendisinden çok etkilenmiştim. Ayrıca sinema ve müzik alanında çok değerli, sayısız eserler vermiş. Hayatı bir çok alanda büyük başarılarla dolu. Sanki bu hayata sanat için sürekli üretmeye gelmiş. Çok yönlü olmayı başarmasıyla kendisi yaşayan gerçek ve büyük sanatçıdır. Her önemli kişi gibi; öldüğünde değeri daha çok anlaşılacaktır.
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,1bin okunma
Beni korkutan tek bir şey var: Acılarıma değmemek. (Dostoyevski.)
10/10
·170 syf.··
2020 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2020 01:29
Hem rûhunu, hem de bedenini Holokosttan kurtarmış bir nörolog-psikiyatr olan Frankl, vâroluşcu psikolojinin bir şekli olan ve "Psikoterapinin Üçüncü Viyana Okulu" olarak anılan ~Logoterapi~nin kurucusudur. (1-Freudcu/2- Adlerci) Dr. Frankl, insanlık dışı toplama kamplarında uzun süre kalan bir tutuklu olarak, kendini çıplak vâroluşa soyunmuş olarak bulmuş, kız kardeşi hariç babası, annesi, erkek kardeşi ve karısı bu toplama kamplarında ölmüş ya da gaz fırınlarına gönderilmiştir. Her şeyini kaybeden, bütün değerleri yok edilen, açlığın, soğuğun ve acımasızlığın altında ezilen; her an, her saat imha edilmeyi bekleyen bir tutuklu olarak, böylesi olağandışı şeyleri kişisel olarak yaşamış biridir. İnsanlık durumumuzu bilgece ve şevkâtle ele alan Dr. Frankl, onca olumsuzluğa, acıya ve vahşete rağmen, "Kitlelerin psikopatolojisine ilişkin bilgilerimizdeki derinleşmeyi 2. Dünya Savaşına borçluyuz, çünkü bu savaş bize sinir savaşını ve toplama kamplarını kazandırdı." diyebilmiştir. Ölüm kampında doktor olarak görev yapmadığı için kendiyle gurur duyan Dr. Frankl, 119-104 numarasıyla sıradan bir tutuklu olarak zamanının çoğunu demiryolu hatları için kazı yaparak ve ray döşeyerek geçirmiştir. Her şeye rağmen geçici vâroluş deneyimlerini aktardığı bu otobiyografik metni ve geçmişi çok eskiye dayanan anlam-terapi yöntemini tutuklulara uygulayarak bilimsel keşiflerini insanlığa armağan etmiştir. #edebiütopya #dipcem Logo-terapi; Latince logos (anlam) kelimesinden türetilmiştir. Klâsik psikoterapiden farklı olarak kişinin geçmiş deneyimlerinden öte, hayata ve olaylara bakışında farkındalık ve anlam yaratmaya odaklanmıştır. Derin acılar yaşayan kişilere, çektiği acıların da bir anlamı olduğunu öğütler. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Dr. Frankl için, çekilen acılara değdiği söylenebilir;
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2020 36. kitabı
Yazar Keneally, ABD'de kendine bavul alabileceği bir dükkan ararken tesadüfen bir Schindler Yahudisi olan Poldek Pfefferberg'in dükkanına girmese bugün belki de bu muazzam iyilik macerası yalnızca Yad Vashem'in etrafında bulunan örgütsüz bin kadar Yahudinin kişisel anısı olarak kalacaktı. Pfefferberg, İkinci Dünya Savaşı'nın Polonya'sından nasıl sağ çıkabildiğini ve kendisi gibi kurtulan 1100'den fazla Yahudi'nin bunu bir Nazi Partisi üyesi olan fabrikatör Oskar Schindler'e nasıl da borçlu olduklarını anlattığında Keneally, neredeyse mitolojik bir figürün keşfedilmeyi beklediğini anlamıştı. Schindler's Ark ya da sonraki adıyla Schindler's List bu çıkış noktasında yazıldı. Yazılırken de yüzden fazla dönem tanığı ve bizzat İsrail'de yer alan belgeler de yazara destek oldu. En büyük destek ise Steven Spielberg'in film uyarlaması oldu. Her zaman biraz "haylaz" filmler çeken Spielberg, köklerine olan saygısıyla gelmiş geçmiş en iyi Holokost filmine hem de kişisel olarak hiç para almadan imza attı. Schindler'in Listesi'ni 4-5 yıl sonra ikinci kez okudum ve son zamanlarda hemen hemen herkeste rastladığım okuma tembelliğinin bendeki örneğini yıktı geçti. Gökçe Çiçek'in harika çevirisini de es geçmeden bu kitabı okumanın kendine okur sıfatı yakıştıran herkes için şart olduğunu belirtmek isterim.
Schindler'in ListesiThomas Keneally · Ephesus Yayınları · 2015870 okunma
Reklam