Şule büyük resme bakıldığında elbette hür iradenin tamamına sahip olunmadigi tum dünya toplumları icin geçerli.
Kitap nezdinde, bireysel düşünebilme yetisi ve itiraz hakkının bile olmaması ve bunun bile farkında olamayan bir toplum var.
...
Anlamıyordun Urania. Döneme ait birçok şeyi zamanla anladın; bazı şeyler başlangıçta çok karmaşık geliyordu ama okuya okuya, dinleye dinleye, kıyaslamalar yaparak, kafa yorarak anladın ki propaganda dişlileri arasında ezilerek, bilgi yokluğunda zorla kafalarına sokulan öğretilerle aptallaştırılmış, yalnızlığa mahkum edilmiş, korku ve kölelikle özgür iradesi yok edilmiş milyonlarca insan, Trujillo'yu tanrılaştırmıştı. Ondan korkmakla kalmıyorlardı, seviyorlardı onu; tıpkı dayak ve cezaların onların iyiliği için olduğuna inandırılan çocukların otoriter ebeveynlerini sevdikleri gibi.
...
Çok seviyorum okumayı. Pazar günleri, televizyonda Meet the Press programından sonra üç-dört saat okuyorum. Bekar kalmanın avantajları, baba. Biliyordun, değil mi? Küçük kızın evde kalacak. Sen böyle diyordun: "Ne büyük fiyasko! Bir koca avlayamadı!" Ben de avlayamadım, baba. Daha doğrusu, istemedim. Teklifler oldu. Üniversitede. Dünya Bankası'nda. Baro'da. Düşünsene, hala arada bir, bir talip çıkıyor. Kırk dokuz yaşıma geldim, hala! . . Evde kalmış kız olmak o kadar da kötü değil. Örneğin, kocaya ya da çocuklara hizmet edecek yerde, okumaya ayıracak zamanım oluyor."