Scotss Highland

İnsan bazen en çok kendinden yorulur!
'Neyse' demek iyidir, 'bu da geçer' demek gibidir, geçmez, herkes bilir geçmediğini, geçmiş gibi yapılır. Bazen 'gibi yapmak' da iyidir, bazen öyledir, bazen geçer, hiçbir zaman geçmez. İnsan 'neyse' demeyi hayli geç öğrenir, belki de geç değildir, tam vaktindedir. Kimi bunda bir olgunluk bulsa da, bulunan şey zorunluluktan başka bir şey değildir. Uzatacak ne var, insan 'neyse' demeye başladığında, "ne sabahtır bu mavilik ne akşam" duygusunun da, yavaş yavaş ondan geçtiğini kabul etmeye de başlamış demektir. İkindinin akşam alacası dediğimiz o garip vakte değdiği yerdedir. Hiçbir şey 'neyse' demenin niye bunca dokunaklı olduğunu o ıssızlık anı kadar iyi anlatamaz. Sizin de 'neyse' demekten, 'peki' demekten yorulduğunuz olmuyor mu? 'Neyse' demenin, sanki her şeyi, herkesi, hayata bağışlıyormuş gibi görünen, oysa unutmaktan, sineye çekmekten, uzaklaşmaktan başka bir şey olmayan kolaycılığı ağır gelmiyor mu? İnsan, ne kendini bağışlıyor gerçekte, ne de bir başkası gibi gelen hayatı, yalnızca unutmayı seçiyor. Unutma! Unutarak yaşayabilirsin diyor, içimizde varsa bir ses, belki de yaşarsan unutursun. Unutarak yaşamak: 'Neyse' demek mi? Her şeyi unutmak, kendini de unutmak için. Geri alıyorum söylediğimi, 'neyse' demek 'Bu da geçer ya hu' demek değil, kimse beni hatırlamasın, ben kendimi çoktan unuttum demek. Çok yorgunum hatırlamaktan demek, belki de başka hiçbir şey dememek. Attila İlhan'ın dediği gibi: "İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur/ tutsak ustura ağzımda yaşamaktan" demek. Yazı da yorar bazen insanı, 'neyse' diye yazmak bile ağır gelir, kelimeler eline gelmez olur, 'nasip' diye baktığın kelimeler bile gönülsüz, uzak durur yazıya. (Bakınız: 'Neyse'adlı bu yazı.) Yalnızca yazı mı, şiir de yorar, şiir de yorulur, hiç başlanmamış, yarım kalmış şiirlerden söz
125-126
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Rakının da şarabın da muhabbeti güzel, iyi, hoş da, memleketteki son gelişmeler pek hoş değil.
Sayfa 118
Alıntı
Rakı ile şaraptan söz ediyorum, şiir ve hikâye gibi iki kardeşten. Şiir biraz da hatıralara bağlılıksa, ki benim için çoğunlukla öyledir, rakı da anılara vefalı bir dost gibidir. Bundandır rakı içtiğimizde başımızı döndüren şeyin gelecek değil, geçmiş olması.
Sayfa 117
Alıntı
Çocuk öldü, zavallı çocuk. Ara sıra rastlardım televizyonda. Belli acemiydi, tıpkı benzerleri gibi, temizdi, iyiydi, biraz da komikti, ama hep yarım kalacak gibiydi. Tutunacak bir yer arıyordu. Yanlıştı elbette, bütün büyüyemeyen çocuklar gibi gitti topluma tutunmaya çalıştı, toplumun ona vaat ettiğini sandığı ışğa tutunmaya çalıştı, boşluğa tutundu, öldü. Zavallı çocuk.
Sayfa 112
Alıntı