Saatler sohbetle sarmalandığında artık onları ölçmek hatta görmek mümkün değildir, kaybolup giderler; sonra birdenbire, çevik Yok edilivermiş zaman, onu elimizden kaçırdığımız noktanın çok uzağında tekrar karşımıza çıkıverir. Ama eğer yalnızsak henüz uzakta olanı durmadan beklediğimiz ânı karşımıza çıkaran kaygı, bir saatin tik taklarının sıklığı ve değişmezliğiyle saatleri dostlar arasında olsak saymayacağımız bütün dakikalara böler, daha doğrusu bu dakikalarla çarpar.
"Zelanda'daki eve, bir deniz kabuğu gibi pembe ve parlak. Bak! Görmeyi öğren!" Ve yazar o anda yok olur okumanın ödülü ve yetmezliği budur. Bir okuma disiplini yaratmak sadece teşvik edici bir şeye fazlasıyla rol yüklemektir. okuma tinsel hayatın eşiğidir, oradaki yolu bize gösterebilir, yolu oluşturmaz.