"Onlardan aklımda hem kaçınılmaz olarak bir hasret hem de dünyanın boşluğu karşısında bir nebze tevekkül duygusu kalmıştı. Bir gün çekip gitmek gerektiğinde gerise bıraktığın için üzülebileceğin hiçbir şeye bağlanmamak! Boşa çaba. İnsan kaçınılmaz olarak bağlanıyor. Sonra yine kaçınılmaz olarak gidiyor. Kapıyı bile çekmeden gidiyor, zaten ne duvar ne kapı kalmış oluyor geride."
" İnsanlık gözlerimizin önünde başkalaşıyor. Serüveni hiç bu kadar vaatkar ve hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı. Tarihçi açısından, dünya büyüleyici bir manzara sunuyor. Tabii yakınlarının sıkıntılarına ve kendi kaygılarına alışabilmek koşuluyla..."
" Belki hepimizin içinde iki tane, üç tane ses var ama bir tanesi hariç hepsini susturuyoruz. Sadece içimizde konuşuyorlar çünkü dışarıdan duyulursa bize deli derler diye korkuyoruz. Belki babannem susturamıyor o seslerden birini. Ya da susturmak istemiyor çünkü insanların ona deli demesi umurunda değil."