Bu yörelerde bir yığın arkadaşı vardı - ve bu da yolculuk yapmayı bunca sevdiğini açıklıyor.
Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın, her zaman yeni dostlar ediniriz. Papaz okulunda olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez.
Bedeni ele geçirmek üzere olan bir düşünceye insan nasıl da bu kadar uzaktan bakabilirdi?
Onunla geçen her an, daha önceki tüm yaşanmışlıklarının üzerini kaplarcasına yayılmıştı varlığına, ondan öncesi yoktu, daha doğrusu önemsizdi, hatta düşünülemezdi.
* Christine and the Queens - Paradis Perdus