SEDAT

Devrim Otomobili
"Batı kafası ile otomobil üretiyor, doğulu kafa ile benzin koymayı unutuyorsunuz." CEMAL GÜRSEL
Sayfa 221
Siyaset & Politika
Reklam
"Gerçek bilgelik, sınırlarımızı bilmekte yatar."
Felsefe
ATATÜRK'E HEDİYE EDİLEN HALININ GİZEMLİ ŞİFRELERİ
ATATÜRK'E HEDİYE EDİLEN HALININ GİZEMLİ ŞİFRELERİ Emperyalizme karşı kurtuluş mücadelesi vererek bağımsız bir devlet kuran Atatürk'ün düşünce ve eylemleri diğer mazlum uluslar için de esin kaynağı olmuştu. Zamanla Kuzey Afrika ve Asya'daki birçok toplum Türkiye örneğindeki gibi kurtuluş mücadelesini kazanarak bağımsız devletler kurdu. Hindistan da bunlardan biri idi. Dönemin Hindistan Devlet Başkanı, Atatürk'e 1930 yılında sevgi ve dostluk simgesi olarak ipek bir halı göndermişti . Bu, sıradan bir halı değildi. Üzerindeki desen ve motifler, bir kâhine, özel olarak hazırlatılmış olup Atatürk'ün yaşamina ilişkin gizemli şifreler içeriyordu. Halı yıllarca hiç kimsenin dikkatini çekmeden kaldı; ancak son zamanlarda Atatürk'e gelen hediyeleri inceleyen araştırmacılar halıya bakınca şaşkına döndüler. Çünkü halidaki motifler son derece ilginçti. Dilerseniz bu motifleri birlikte inceleyelim. Dikdörtgen şeklinde olan halının üzerinde bir saat resmi vardı ve bu saat dokuzu yedi geçiyordu. (Atatürk'ün kalbi dokuzu beş geçe durmuş, beyin ölümü ise iki dakika sonra gerçekleşmişti.) Yani halının belirttiği saat, Atatürk'ün gerçek anlamda öldüğü anı gösteriyordu. Hepsi bu kadar olsa tesadüf der geçeriz de dahası var. Halının ana desenini Kasımpatı çiçekleri oluşturmaktaydı. Kasım ayında yetişen bu çiçekler hüzün ve elemin simgesi olarak biliniyordu. Halıda bunlardan başka on kollu bir şamdan ile on tane de fil motifi bulunmaktaydı. Bu bilgileri bir araya getirdiğimizde "Kasım'ın onunda, saat dokuzu yedi geçe bir hüznün yaşanacağı” anlamına ulaşılmaktadır.
Sayfa 132
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
" İşe yaramayan bir şey üzerinde düşünerek beyin hücrelerinizi boş yere harcamayın."
Bilim
PABUCU DAMA ATILDI
"Bir esnafın bir ayakkabı yapımında kullanması gereken malzemeyi, iki ayakkabıda kullandığını varsayalım. Bu çok büyük suç sayıldığından yaptırımı da o kadar ağırdı. Suçu işleyen esnaf, iş koluna mensup ustaların oluşturduğu bir meclisin huzuruna alınir ve yiğitbaşılar aracılığı ile pabuçları çıkartılarak birbirine bağlandıktan sonra dama atılırdı. Pabucu dama atılan esnaf, o bölgede sanatını icra edemezdi."
Sayfa 48 - PANAMA
Edebiyat
Reklam