Puan vermedi·380 syf.··
2026 49. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 14:49
Eliza Clark aklına girip biraz kurcalamak istediğim yazarlardan birisi! Kitabı okuduğum dönemde gündemden de tetiklendiğimi söyleyerek başlayabilirim sanırım. Bu nedenle kitap su gibi akıp giderken ara ara sindirmeye de ihtiyacım oldu. “Dijital çağda büyümenin görünmez şiddetini, ergenliğin kırılgan yalnızlığını ve ebeveynliğin anlamını sorgulayan Kefaret, bir suç hikayesinden çok, suçu mümkün kılan bir dünyanın hikayesi.” İngiltere’de Crow-on-Sea* adlı bir kasabada 16 yaşındaki Joan arkadaşları Dolly, Angelica ve Violet tarafından ateşe verilir. Gerçek suç hikayeleri yazan eski bir gazeteci bu cinayeti konu alan bir kitap yazmaya girişir. Her anlatıcı tarafından gerçeği tekrar tekrar dinlediğimiz için gerçeklik algısı katman katman çarpıtılıyor ve yazar bu gerçeklikle öyle güzel oynuyor ki kitabı bitirdiğimde Crow-on-Sea hayali bir yer olmasına rağmen, burayı araştırma isteğiyle kitabı kapattım. Ayrıca yazarın internet kültürünü kitaba taşıması da kitabın içindeymişiz hissini çok güzel veriyor.
KefaretEliza Clark · Medusa Yayınları · 202543 okunma
Tavan Arasındaki Deli Kadın'ın Geçmişi Üzerine
10/10
·171 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 19:03
Rhys’ın Wide Sargasso Sea romanı hem ataerkil hem de sömürge toplumunun kurbanı olan susturulmuş Antoinette’nin hikâyesini okura anlatır. Charlotte Brontë’nin Jane Eyre kitabında “tavan arasındaki deli kadın” olarak tasvir edilen ve hatta neredeyse hiç konuşturulmayan Bertha Antoinetta Mason’un hayatının Jane Eyre’den öncesini anlatır Rhys. Avrupa merkezli algıları yerle bir eder ve kuytuda kalmış deli bir kadını başkahramana dönüştürür. Böylece tamamen yeni bir hikayeyle postkolonyal bir eser yaratır. Rhys, bu kitapta bir insanın yavaş yavaş silinişini, kimliğini kaybedişini, ve diğer postkolonyal eserlerde de sık sık görülen ait olamama duygusunu çarpıcı bir şekilde anlatıyor kitapta. İki farklı etnik kökenden gelen beyaz bir melezdir Antoinette. Bu yüzden iki dünya arasında sıkışmış, ne tam olarak ait olabilen ne de tamamen kopabilen bir karakter olarak görürüz. Yani, postkolonyal teorisyenlerden olan Bhabha’nın arada kalmışlık kavramını yansıtır tamamıyla. O hem sevdiği Jamaika’ya hem de resimlerini gördüğü, kitaplardan hikâyeler duyduğu İngiltere’ye yabancıdır. Yani Antoinette’nin hikayesi aslında sömürge bir yerde yaşayan, İngiltere’ye de gitse kimlik arayışında olan beyaz bir kadının hikayesidir. Antoinette’nin çocukluğu, ailesi ve yaşadığı çevre onun kimliği açısından çok önemlidir. Batı Hint Adaları’nda başlar bu kadının öyküsü. Daha çocuk yaşta ailecek dışlanma, yalnızlık ve güvensizlikle geçer. Antoinette’in hayatındaki diğer karakterler de onun kimliğinin oluşumunda oldukça belirleyicidir. Özellikle Christophine, romandaki en güçlü ve en net karakterlerden biridir. Diğer karakterlerin aksine o, ne düşündüğünü açıkça söyleyen, Antoinette’i anlamaya çalışan ve ona karşı gerçekten dürüst olan nadir insanlardan biridir. Belki de romanda gerçekten
Edebiyat
Wide Sargasso SeaJean Rhys · W. W. Norton & Company · 2016201 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·88 syf.··
2026 7. kitabı
The Old Man and the Sea by Ernest Hemingway tells a story that feels simple at first, almost like something you could explain in a few sentences. An old fisherman goes out to sea, catches a great fish, and loses it on the way back. But as the story unfolds, it becomes clear that this is not really a story about fishing at all. It is about endurance, dignity, and what it means to struggle in a world that does not always reward effort. The novella centers on Santiago, an old Cuban fisherman who has gone eighty-four days without catching a fish. In his village, he is seen as unlucky, even defeated. Only a young boy, Manolin, continues to believe in him, although he is no longer allowed to fish with Santiago. This quiet isolation shapes the emotional atmosphere of the story. Santiago is not just physically alone at sea; he is also set apart from the people around him, living on the edge of relevance. When he finally sets out far into the Gulf Stream, determined to break his unlucky streak, he hooks a giant marlin. What follows is a long, exhausting struggle that lasts for days. The fish pulls his small boat deep into the open sea, and Santiago, despite his age and pain, refuses to give up. What is striking here is not just the physical challenge, but the way Santiago thinks about the fish. He does not hate it. He respects it, admires it, even feels a kind of kinship with it. At times, he speaks to it as if it were an equal. This changes the nature of the conflict. It is not a simple battle between man and nature, but something more complex, almost like a test of worth between two noble beings. When Santiago finally kills the marlin, it feels like a moment of triumph, but that triumph does not last. Sharks are drawn to the blood of the fish and begin to attack it.
Edebiyat
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
Toksik bir aile hakkında ağıt
9/10
·224 syf.··
2026 36. kitabı
Alex Schulman Hayatta Kalanlar Çeviri: Zeynep Tamer Bu kitap şiddetli bir trafik kazası gibi. Kaçamıyorsun. Geldiğini görüyorsun. Ve çarptığında geri dönüş yok. Daha önce Malmö İstasyonu’nu okuduğum Alex Schulman’ın ikinci kitabı olan Hayatta Kalanlar, açıkça söylemek gerekirse beni derinden etkileyen eserlerden biri. Geçen yıl dinlemiş, bu yıl ise kitap kulübü için yeniden okudum. Kitabın oldukça depresif olduğunu söylemek zorundayım. Ancak bu depresif yapı, sizi sonuna kadar sürüklüyor. Kitap bittiğinde ise yüzünüze sert bir tokat çarpılmış hissi bırakıyor. Alex Schulman, bir aile gerilimini son derece sade bir dille anlatıyor. Bu sadelik, hikâyeyi daha da çarpıcı hâle getiriyor. Kitap bu yüzden çok kısa sürede akıp gidiyor. Zeynep Tamer’in çevirisi de oldukça başarılı. Özellikle İsveççe aslından yapılan çeviri, yazarla daha güçlü bir bağ kurmanızı sağlıyor. Daha önce bir yazar olarak benim de denediğim “tersinden anlatma” tekniğini Schulman burada gerçekten ustalıkla kullanmış. Gece 02:00’de üç kardeş arasında yaşanan şiddetli bir tartışmayla başlayan hikâye, okuyucuyu iki farklı yola sürüklüyor. Bir yanda kardeşlerin yazlık eve dönüşlerini izliyoruz. Diğer yanda ise geçmişe, bu eve son gelişlerine gidiyoruz. ________________________________________ Buradan sonrası spoiler içermektedir. Eğer kitabı okumayı düşünüyorsanız, devamını okumamanızı öneririm. ________________________________________ Öncelikle bu kitap, benim için edebiyat dünyasının Manchester by the Sea filmidir. Okuyucuyu benzer bir duygusal şiddete maruz bırakıyor. Karakterlerden başlayalım: En küçük kardeş Pierre, hayatı boyunca korkutulmuş ve aşağılanmış biridir. Bu yüzden büyüdükçe öfkeli birine dönüşür. En büyük kardeş Nils, içine kapanık bir karakterdir. Sorunlarının üstesinden gelmek
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,154 okunma
Sisli Bir Kasaba, Kayıp İnsanlar ve Bir Deniz Efsanesi
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 23:14
Malamander, ilk bakışta klasik bir çocuk macerası gibi görünüyor ama sayfalar ilerledikçe insanı içine çeken gizemli bir atmosfer kuruyor. Hikâye, deniz kıyısındaki Eerie-on-Sea kasabasında geçiyor. Kayıp eşyalar bürosunda çalışan Herbert Lemon ile yıllar önce anne babasını kaybetmiş Violet Parma’nın yolu kesişince işler bir anda değişiyor. Çünkü Violet’in anne babasının kayboluşunun ardında kasabada efsane hâline gelmiş “Malamander” adlı deniz canavarının olabileceği konuşuluyor. Kitabı okurken insan kendini biraz tuhaf, biraz da büyülü bir dünyanın içinde hissediyor. Kasabanın sisli sahilleri, eski otelleri ve herkesin bir şey saklıyormuş gibi davranması hikâyeyi oldukça sürükleyici yapıyor. Özellikle Herbert ve Violet’in birlikte ipuçlarını takip ettiği bölümler gerçekten merak uyandırıyor. Bir çocuk kitabı olmasına rağmen gizem duygusunu oldukça iyi kurmuş. En hoş taraflarından biri de kitabın mizahı. Karakterler bazen o kadar tuhaf davranıyor ki okurken gülümsememek zor oluyor. Aynı zamanda arkadaşlık, cesaret ve gerçeği arama gibi temaları da güzel bir şekilde işliyor. Bu yüzden yalnızca çocuklar için değil, macera ve gizem seven yetişkinler için de keyifli bir okuma olabilir. Kısacası Malamander, deniz kokusu, gizem ve macerayı bir araya getiren eğlenceli bir hikâye. Okurken “Acaba gerçekten böyle bir kasaba var mı?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Eğer biraz gizemli, biraz komik ve sürükleyici bir kitap arıyorsanız bu kitap sizi oldukça eğlendirebilir. Sisli Bir Kasaba, Kayıp İnsanlar ve Bir Deniz Efsanesi
MalamanderThomas Henry Taylor · Genç Timaş · 20203,516 okunma
6/10
·293 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 00:00
İlksöz: Herkesin yası kendine. Bu kitap hakkında ipucu vermeden nasıl yazacağım ki, gerçi artık herkes konuyu biliyor. Shakespeare'in, eşi Agnes'la tanışması ve çocuğunu kaybediş hikâyesi. Ama romanın kahramanı William değil Agnes. Bütün hikâye onun çevresinde büyüyor, gelişiyor. Doğal olarak kitap bir Agnesseverler kitlesi yaratıyor. Üstüne filmde de çok iyi oyunculuk gelince ... popülerlik, sen nelere kâdirsin... Önce kitaptan bahsedeyim sonra filme geçerim. Kitap Agnes'ın hikâyesi dediğim gibi. Sonra da kayıpla başlayan yas süreci. Ama kitabın girişinde tercih edilen bir yaşananlar bir Agnes'ı tanıtma şeklinde süren paralel aktarım bende pek iyi izlenim bırakmadı. Çünkü olayın sonucunu merakla beklerken aralardaki uzun Agnes tanıtma bölümleri okuyucuyu hem olaydan soğutuyor hem de olayın sonucunu merak ettiğimizden Agnes bilgilerine yoğunlaşılamıyor. Aslında her ne kadar yas süreci üzerinde dursam da yazar bunu öne çıkarma eğiliminde değil sanki. Çünkü Agnes'ı tanımaya adanan o uzun ilk bölüm ve sonrasında yaşananların aktarımındaki tarz bende böyle bir izlenim bıraktı. O uzun ilk bölümün ardından kaybın etkisi azalmış gibiydi. Filme gelirsek, kitap ne kadar uzun bölümlere sahipse film de o kadar çok kopukluklara sahip. Madem kitapta olmayan o son 15 dakikayı ekleyebildiniz keşke bu geçişler için de toplamda bir 10 dakika yeterdi, böylece konu geçişlerindeki o kopukluklar kaybolurdu. Kitaba dönersek pek fazla beğendiğim söylenemez, gerekçelerini yazdım. Şöyle düşünün Agnes'ın kocası sıradan biri olsaydı kitap bu kadar popüler olur muydu. Diyeceksiniz ki zaten önemli olan o, e ben de aynı şeyi söylüyorum işte. Konuyu bilmiyordum, öğrendiğime sevindim ama bu kitabı mükemmel yapmıyor. Filmi daha çok sevdim ki bunda Agnes rolündeki kadın oyuncu Jessie Buckley'in
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma