Puan vermedi·192 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 10:27
Kalemini beğendiğim bir yazar daha. Mecit Ömür Hoca'nın diğer yazarlara göre farklı bir tarzı var. Bu da aslında kişiyi sıkmadan kitapta tutmasını sağlıyor. Çok fazla alıntı sözün olması konunun daha anlaşılır olmasını sağlamaktan ziyade daha geniş bir perspektifte ele almasına sebep oluyor. Doğal olarak bu durumda okuyucu konuyla bütünleştiriyor. Mutluluk nerededir? Kimdedir? Ne zaman gelir? Tüm sorunun cevabı biziz. Bizim düşüncelerimiz, olayları yorumlama tarzımız, geçmişe yoğunlaşmamız, geleceğe kaygıyla odaklanmamız vs. Yani mutsuzluğun kaynağı sorusunun cevabı da biziz, mutluluğun kaynağı sorusuna da. İnsan bir derin nefes alıp âna odaklanmalı ve şimdiyi güzelleştirmeli. Banane demeli geçmişten. Gelecekten banane demeli. Neden biliyor musunuz şuan bize ne kadar ömrümüzün kaldığını söyleseler akıllı olan dünyadaki emellerini gerçekleştirmeye çalışmaz akıllı olan Allah'a yakınlaşır. Bilmiyorum ki ne kadar yaşayacağımı şimdi ne yapabilirim? Bilmediğim bir şehire gidip gezebilirim, yeni insanlarla tanışabilirim, ilim yapacaktım bugün başlayabilirim, nafile oruç tutabilirim,çocukları sevindirebilirim, hobi edinebilirim, spora yazılabilirim, şu filmi izleyecektim izleyebilirim, o kursa yazılabilirim. Bırakacağız geçmişi, eğer bırakmazsak şimdiyi istila eder. Ve hayatımızdaki ânları yok eder. Keşke tanışmasaydım demeyeceğiz. Keşke olmayacak. İyi ki tanışmışım ders verdi, iyi ki tanışmışım bakışımı değiştirdi gibi. Kötü insanlar karşıma çıktı zarar verdi ben iyilik yaptım ama bana doğru insan nasıl olunmaz gösterdi diyeceğiz. Niyetin iyi olduğu yolda görülen zararlar aslında kişiye iyiliktir. Mutlaka ama mutlaka Allah onun karşımıza çıkarır. Peki geçmişte yaptığımız günahlar? Onlar kocaman keşkedir işte. Keşke kırmasaydım, keşke yapmasaydımlar. Onlarda kurtulmanın
Mutluluğun İnşasıMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2026181 okunma
Puan vermedi
"Sanatlı bir eser, sanatkârı icab eder..." İşte ey tabiata saplanan ve bataklıkta boğulmak derecesine gelen gàfil! Bütün mâzi ve müstakbele ulaşacak hikmetli ve kudretli mânevî el sahibi olmayan birşey, nasıl bu zeminin hayatına karışabilir? Senin gibi hiç ender hiç olan tesadüf ve tabiat buna karışabilir mi? Kurtulmak istersen, "Tabiat, olsa olsa bir defter-i kudret-i İlâhiyedir; tesadüf ise, cehlimizi örten gizli bir hikmet-i İlâhiyenin perdesidir" de, hakikate yanaş. Yirmi Beşinci Pencere Nasıl ki, madrub, elbette dâribe delâlet eder; san’atlı bir eser, san’atkârı icâb eder; veled, vâlidi iktizâ eder; tahtiyet, fevkıyeti istilzam eder, ve hâkezâ. Bütün umûr-u izâfiye tâbir ettikleri, biribirsiz olmayan evsâf-ı nisbiye misillü, şu kâinatın cüz’iyâtında ve heyet-i umumiyesinde görünen imkân dahi, vücûbu gösterir. Ve bütün onlarda görünen infiâl, bir fiili gösterir. Ve umumunda görünen mahlûkıyet, hàlıkıyeti gösterir. Ve umumunda görünen kesret ve terkib, vahdeti istilzam eder. Ve vücûb ve fiil ve hàlıkıyet ve vahdet, bilbedâhe ve bizzarure, mümkin, münfail, kesîr, mürekkeb, mahlûk olmayan, Vâcib ve Fâil, Vâhid ve Hàlık olan mevsuflarını ister. Öyle ise, bilbedâhe, bütün kâinattaki bütün imkânlar, bütün infiâller, bütün mahlûkıyetler, bütün kesret ve terkibler, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, Fa’âlü’n-Limâ Yürîd, Hàlık-ı Küll-i Şeye, Vâhid-i Ehade şehâdet eder. Elhâsıl: Nasıl imkândan vücûb görünüyor; infiâlden fiil ve kesretten vahdet-bunların vücudu, onların vücuduna katiyen delâlet eder. Öyle de, mevcudât üstünde görünen mahlûkıyet ve merzûkıyet gibi sıfatlar dahi sâniiyet, rezzâkıyet gibi şe’nlerin vücudlarına katî delâlet ediyor. Şu sıfâtın vücudu dahi, bizzarure ve bilbedâhe, bir Hallâk ve bir Rezzâk Sâni-i Rahîmin vücuduna delâlet eder. Demek, herbir mevcud,
Alıntı
SözlerBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20126,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·228 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
Altını kısın,zira suyun dahi sükûnetle kaynamaya ihtiyacı var...Kaynadığında çayınızı "demler",dilerim,içtikçe okur,okudukça "demlenirsiniz"... Ocağımda,seve seve,teslim olup âh etmeden Duruşumu hayra yor -ki,taşmasam da coşmadayım... "Ey Sel! Hâlin nice!" diye,hatırımdan suâl eden!... Vuslat yüklü ayrılıkta,ağır ağır pişmedeyim... Allahım!...Bu kitabı okuyan herkes,Sen'den bir haber alsın,Sen'i tekrar düşünsün,Sana daha çok yaklaşsın...Kudret Sen'indir.Bu kitabı eline alan,okuyan ve okutan kimseler;hiç ummadıkları hayırlar içinde kalsınlar da,Sen'in yolunda,Sen'in uğrunda darmaduman,pesperişan olsunlar.Özellikle ve öncelikle,"Bu ne biçim duadır?" diyen kulların için,kabul eyle Âllah'ım! Âmin... Allaha sığınırım.Kendini herkesten üstte ve ötede gören kişinin yeri,kibir çukuru...İlginçtir,öyle sinsi ki,farkında bile olmadan içine çeker insanı...Bakıyorum,bazen çok hizmetli ve fedâkâr nice insan,daha az hizmet etmekte olan,daha az fedâkârlık edebilmiş bulunan başkalarını yererek,bu çukura düşüveriyor. Oysa ümitsizlik,yüzde yüz düşmenin,inanan bir insana haram olduğu bir çukurdur.Müslüman ümitsizliğe yaklaşır belki,hatta belki çok yaklaşır bazen,ama aslâ içine düşüp kalmaz.Ümitsizlik,kâfirlere hastır... Başını yardığı vakit,Leylâ'dan yüz çeviren Mecnûn'un mecnûnluğu yalandır.Mecnûn o kişidir ki,Leylâ kendisine ikram ettiğinde de,kaş çattığında da,Leylâ der,gezer... "Asl-ı Hayy'ım...Nesl-i Hû'yum...Asl-ı Hâr'ım...Nesl-i Su'yum...Ey Yâr! Hadi! Hiç ayrılmayasıya gözlerine daldır...Ki köşk,ırmak,olmasa ne gamdır...Mâdem sordun,bile bile...Murâdın söyletmekse...İşte,adım:Nesl-i Yâr'dır... Alnımda böylesine etiketten ibaret kalmışken ümmetlik,nasıl olur da,"Yâ Rasûlallâh!Ben,Senin ümmetindenim!Bana da şefaat et..."derim!? Arkamdan er kesilip,gıybet düzen âdemin, Yüzü
İmameyi Yaktı AteşNeslihan Nur Türk · Erkam Yayınları · 201775 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2025 658. kitabı
Vahiyden Kültüre: Bir Dönüşüm Hikâyesi Üzerine Düşünceler Celaleddin Vatandaş'ın kaleminden çıkan Vahiyden Kültüre, İslam düşüncesinin tarihsel serüveninde en çarpıcı paradoksları masaya yatıran bir eser. 1962 Kırşehir doğumlu olan Vatandaş, felsefe kökenli bir sosyolog ve akademisyen olarak, yıllarca Türk modernleşmesi, çokkültürlülük ve toplumsal yapılar üzerine derin araştırmalar yapmış bir isim. İstanbul Üniversitesi'ndeki eğitiminden sonra Kanada ve Almanya'da yürüttüğü çalışmalar, onun küresel bir perspektiften bakma yeteneğini pekiştirmiş. Bu birikim, kitabında da kendini hissettiriyor: İslam'ın saf vahiy temelli yapısından, kültürel katmanlarla yoğrulmuş bir forma evrilmesini, hem eleştirel hem de empati dolu bir üslupla inceliyor. Eser, 368 sayfalık hacmine rağmen akıcı bir anlatımla ilerliyor; okuyucuyu tarihsel bir yolculuğa çıkarıyor ve sonunda bir vicdan muhasebesine davet ediyor.Vatandaş, kitabın temel sorusunu şu şekilde özetliyor: İlahi mesajlar neden zamanla kültürel bir kabuğa dönüşür? Cevap, vahyin orijinal halini (Vahiy İslam'ı) koruma mücadelesinden, fetihlerin ve etkileşimlerin getirdiği karmaşalara uzanan bir süreçte yatıyor. Eseri üç ana başlık altında yapılandıran yazar, bu dönüşümü sebep-sonuç ilişkisiyle haritalandırıyor. İlk bölümde, vahiyden kültüre geçişin şartlarını ele alıyor. Tarihi bağlamda, Hz. Peygamber'in vefatından sonraki fetih dalgalarını merkeze koyuyor. Bu fetihler, İslam'ı binlerce yıllık medeniyetlerle yüzleştirmiş; Fars, Türk ve Bizans unsurları, yeni giren kitlelerin eski inanç kalıntılarını İslam'a entegre etmesine yol açmış. Örneğin, Fars mitlerindeki yarı tanrısal hükümdar figürü, Ehl-i Beyt'in ilahlaştırılmasına zemin hazırlamış; Türk şamanizmi ise dervişlik ve tarikatlara evrilmiş. Vatandaş burada, tercüme
Edebiyat
Vahiyden KültüreCelaleddin Vatandaş · Pınar Yayınları · 2011459 okunma
ŞEHİT NUSRET BEYİ UNUTMAYIN!!
Puan vermedi·127 syf.··
2025 410. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 15:34
okumuş olduğum Urfa Mutasarrıfı Şehit Nusret Bey'in Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbindeki SavunmasıUrfa Mutasarrıfı Şehit Nusret Bey'in Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbindeki Savunması adlı kitap hakkında buraya inceleme yazmaya başlamadan önce şu iki şeyi yazayım; - hakkında inceleme yazmaya başlayacağım bu kitabın belirli bölümlerinden incelememde bahsedeceğim zaman bu bölümlerin buraya alıntı linkini kopyalayıp yapıştırmayacağım.. bunu yapma nedenim -varsa- incelememi okuyan kişinin, kişilerin inceleme-alıntı arası git geller yaparak incelemeden görece kopmasını, uzaklaşmasını bir nebze de olsa önlemektir.. (hem zaten bu düşüncemden sebep bu kitaptan burada alıntı da paylaşmadım..) - yukarıda yazdığım düşüncemden sebep bu inceleme -varsa- okuyucunun, okuyucuların gözüne muhtemelen biraz uzun gelecektir.. yazacağım incelemenin uzun olmasından sebep incelemeyi okumak istemesine rağmen okuyamayacak olan varsa yazacağım bu incelememi okumak yerine adına inceleme yazdığım kitaptan yararlanarak oluşturulmuş şehit nusret beyi anlatan şu vidYoyu izleyebilir; youtu.be/QsuEWW9cyJ0?si=... şunu da belirteyim; yukarıdaki linkte yer alan vidYoya kıyasla benim aşağıya yazacağım inceleme daha detaylı ve birden fazla kaynak ile oluşturulmuş bir yazı.. ----------------------------------------------------------------------------------------------- preveze sancağı sorgu hakimlerinden behram efendinin oğlu olan nusret bey, 1875 yılında yanyada dünyaya gelir.. mülkiye mektebinden mezun olan nusret bey 1900-1912 arası farklı yerlerde öğretmenlik ve mutasarrıflık (kaymakamlık) yapar.. 1912 yılının sonlarında I. balkan savaşında kaymakamlığını yaptığı iskeçenin işgal edilmesi sonrası istanbula dönen nusret bey, 1914 yılında bayburt kaymakamlığına atanır.. ilerleyen süreçte nusret bey, erzincan kaymakam vekilliği, ergani madeni kaymakam vekilliği yapar.. nusret beyin görev yaptığı bu bölgelerde aynı zamanlarda Mustafa Kemal AtatürkMustafa Kemal Atatürk
Türk Tarihi
Urfa Mutasarrıfı Şehit Nusret Bey'in Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbindeki SavunmasıMüslüm C. Akalın · Şanlıurfa İli Kültür Eğitim Sanat Ve Araştırma Vakfı Yayınları · 20111 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2025 233. kitabı
Beğendim.... Tasavvufun tamamı edeptir. ''Müzekkin Nüfus... Nefisleri temizleyen demektir. Yıllar önce tasavvuf dünyasına bu kitapla adım attım diyebilirim ve hiç bir şey bilmeyen biri olarak içindekiler beni inanılmaz etkilemişti. Müzekkin Nüfus'u okuyana kadar bir nefsin varlığından bile haberim yoktu ve onu terbiye etmenin gerekliliğini bu kitaptan öğrendim. Allah razı olsun Eşrefoğlu Rumi'den ve bu kitabı elimize gelene kadar kimler emek verdiyse cümlesinden.. Verdiği kurtuluş reçetelerini bile izah eden güzel bilgiler içeren bir eser. Rumi eserinde, söylendiği gibi; önemli olan keramet değil, istikamettir. Yüce Allah kullarından ziyadesiyle istikamet beklemektedir. İstikamette olmanın ana şartlarından birisi de Kur'an ve Sünnet'in gösterdiği dümdüz ve emin yolda ilerlemektir. Eserde bazı tasavvuf büyüklerinin, ariflerin, dervişlerin hayatlarından kıssalar da aktarılmıştır. Kur'an ve Sünnet-i Seniyye'den deliller aktarıldıktan sonra - veya önce- konuya dair din büyüklerinin hayatlarından kıssalar da aktarılmıştır. Kıssalarda coşkunluktan ziyade sadelik ön plandadır. Yazar, eserin girişinde belirttiğine göre; bazı konuları sadece işin manevi anahtarına sahip ariflerin anlayabileceğini beyan etmiş. Eser; İstanbul'un fethinden 5 yıl önce, 1448'de yazılmış, sade ve akıcı bir dil kullanmıştır. Ayrıca konularla alakalı, Kur'an'ı Kerim'den çeşitli âyetler ve Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerine yer vermiştir. Menkîbeler, hikâyeler ve duygu ve düşünceleri anlatan dizelere de yer vererek; okuyucunun dikkatini daha fazla çekmeyi başarmış. Kamil bir insan olabilmek adına bu eser bizlere güzel bir reçete.'' ''Şimdi, zaman azdı ve kardeşlerin halleri döndü; haksızlık, azgınlık, serkeşlik ve münafıklık çoğaldı. Meşayih kalmadı. Beyler zalim oldular. Kadılar rüşvet
Duygu ve Düşünce
Müzekk’in-NüfusEşrefoğlu Rumi · Ataç Yayınları · 2017891 okunma