“Kalbini açabilen insanlar var, bir de açamayanlar. Siz açabilenlerdensiniz. Ya da daha doğru deyişle, istediğinizde bunu yapabiliyorsunuz.”
“ Peki insanlar kalbini açınca ne oluyor?”
“ İyileşiyorlar”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu esrar noktasının hakikati ise nâmütenahi derin...
Bu nokta sahabîlerden sonra Ümmetin en üstün ferdi olan İmam-ı Rabbanî Hazretlerine, Ikinci Bin Yıllık devrenin yenileyicisi sıfatını taşıyan Velîler Velîsine göre bir sûrettir; bir hakikatın sûreti. Bir sûret ki, insan, melek ve cin, bütün mükellef mahlükların sûretleri için secde noktası... Ve yine o büyük zâtın beyaniyle, bütün mahlâk sûretlerinin gizli hakikatleri de, Kâbe'nin hakikatinde ayrıca secde noktasına ermekte... Yani sûretler Kâbe'nin sûretinde secdeyi bulurken, hakikatleri de onun hakikatinde secdeye eriyor.
Cennet'in kapılarını aralamanın yolu namazdan geçtiği gibi, o ebedi nimet yurdunda sevgili Peygamberimiz ile birlikte olabilmenin yolu da çok secde etmekten geçmektedir
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan, kendini gizler mi alevden?
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu…
Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
Ey sen ki, kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki, gönüller tutuşur her bakışınla!...
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince,
Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki, birer parçasıdır senden İlah'ın,
Gözler ki, senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla, gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!