Sıradan askerler, cellatlar, giz
li polisler ve bombardıman görevlileri her ne kadar rollerini ahlaki olarak içerseler de, çoğu savunma veya devlet bakanı
ve hatta birçok başkan ve başbakan da öyledir. Bunlar görevliler veya memurlar olarak hareket ederler ve böylelikle bu bireyler yaptıklarından şaşırtıcı bir şekilde yalıtılmışlardır:
Hem kendi görüşlerinde hem de çoğu gözlemcinin görüşüne göre yalıtılmışlardır. Söz konusu eylemlerin değeri hakkında şüphe duymasalar bile, bu faillerin rolleri veya makamları tarafından üretilen kaygan bir ahlaki yüzeye sahip oldukları
görülmektedir.
İnsan eyleminin sınırları göz önüne alındığında, dünyada karşı karşıya gelinebilecek her ahlaki sorunun bir çözümü olduğunu varsaymak saflıktır.
Dünyanın kötü bir yer olduğunu her zaman biliyorduk. Görünüşe göre şeytani bir yer de olabilir.
Bunu açıklamak için deneysel bir çaba olarak, mutlakıyet
çi sınırlamaları mağdura yapılanları haklı çıkarma olasılığıyla ilişkilendirmeye çalışmama izin verin. Biri bir yangından veya batan bir gemiden birkaç kişiyi kurtarırken bir kişiyi geride
bırakırsa, ona "Anlamalısın, diğerlerini kurtarmak için seni bırakmalıyım" diyebilir. Benzer şekilde, hiç istekli olmayan bir çocuğu sancılı bir ameliyata maruz bırakırsa, ona "Anlarsan, bunu sana yardım etmek için yaptığımın farkına varacaksın" diyebilir. Hatta biri, bir düşman askerini süngülerken, "Ya
sen ya ben" diyebilir. Ancak bir tutukluya işkence ederken
gerçekten kimse şunu söyleyemez, "Anlamalısın, tırnaklarını çekmek zorundayım; çünkü suç ortaklarının isimlerini bilme
miz kesinlikle çok önemli" veya Hiroşima kurbanlarına da, "Anlamalısınız, Japon hükümetini teslim olmaya yönlendirmek için sizi yakmalıyız" denemez.