“Zeytin yağlı yiyemem” denilerek halk zeytinyağına düşman edildi.Basma fistan giyemem” denilerek yerel kıyafetlerimiz küçümsetildi.Peki,ne moda yapıldı: “Öğretmene varamadım / Naylon çorap alamadım…”
Sayfa 279·Kitabı okuyor
saray evreni
Chamforr ayrıca ısrarla "önemli konumların" çoğalmasının topluma asıl niteliğini veremeyeceğini anımsatır. "Seçilmişler dünyası" bizi buna inandırır. Hatta gerçek toplumu kendilerinin oluşturduğunu düşünürler. Ama çoğu zaman, "yemeklerinden daha çok iştahı" olanların tersine, "iştahlarından çok yemekleri vardır". Toplumun gerçekte ne olduğundan habersizdirler. Paralel bir evrende yaşarlar, saray evreninde.
Felsefe
Reklam
Nedir ihanet, aldatmak mı? Yoksa insanı sırtından bıçaklamak mı, Brütüs gibi? Saf mı değiştirmek yoksa, bizim kimi seçilmişler gibi? Görüp de görmezden gelmek, bilip söylememek, gerçeği haykırmak yerine yalanlarla oyalamak mıdır ihanet? Olayların düşündürdüklerini söylemek yerine, duymak istenileni söylemek ihanet olabilir mi ?...
Sayfa 285·Kitabı okudu
Dünya tarım devi Hollanda’nın tüm ekili arazisi kadar olan toprağı nadasa bırakıyoruz!…..Bu “devrim” değil tarımsal çöküş’tür.
Sayfa 235·Kitabı okuyor
Türk tarımı kapitalist piyasanın insafına terk edildi!
Sayfa 216·Kitabı okuyor
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH
Reklam
Reklam