İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için gönlünün rahat olmasını istersen , gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma… ve en mühimi : Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma !
Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez ; kendine etmiş olursun.
Ve insanlar, kendini sevdiren birisini mağdur etmeyi , korku uyandıran birisine oranla daha az önemserler ; çünkü sevgiyi hatır bağı ayakta tutar ; insanlar kötü oldukları için , kişisel çıkarlarının söz konusu olduğu her fırsatta , bu bağ kopar oysa korku, insanı hiç terketmeyen bir ceza korkusuna dayanır.
İnsanlar yaşlanıyordu,bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmadan ölüyordu.
Bunun püf noktası ise bir insanın ‘’Nasıl görünüyorum ?’’ sorusundan , ‘’Nasıl görüyorum?’’ aşamasına geçmesiydi .
Kimseye yük olmamak bir ahlak dersidir ; ben kimseye yük olmuyorum ! Ben kendi ekmeğimi kazanıp yiyorum doğru, kuru bir parça ekmek , hatta kararmış ekmek ; ama calışarak kazanılmış yasal ve hile hurda yapmadan elde edilmiş bir ekmek..