S.

Erbain bitti mi?
Puan vermedi·240 syf.·
2026 2. kitabı
Erbain bitti. Ya ben? Ben de... İlk okuduğumda askerdeydim. Şartları az çok tahmin edersiniz. O dönemde kitaptaki o sert, tavizsiz ve âdeta çarpan dizeler bana bambaşka bir sığınak olmuştu. Asker kamuflajı içinde, İsmet Özel'in o "Evet İsyan" kokan, insanı sarsan sesini duymak acayip bir deneyimdi. Az önce son sayfasını okuyup masaya koydum. Şimdi sivil kafayla, sâkin bir odada kaçak çayımı yudumlarken tekrar okuyunca fark ettim ki Erbain sadece bir şiir kitabı değil. Bu kitap, bir adamın kırk yıllık dünya çilesini kendi ruhuyla, toplumla ve dünyayla verdiği kavganın resmi tutanağı gibi. Yıkılma Sakın Kitabı şimdiki kafayla tekrar elime aldığımda, askerlik günlerime dair en çok burnumu sızlatan şey o dönem İsmet ağabeyin çağdaşı Ataol Behramoğlu na yazdığı Yıkılma Sakın şiiriydi. Emek kokan bu şiir bana gerçek dostluğun yeri geldiğinde her şeyden daha önemli olduğunu vurguladı. Yıkılma Sakın aslında insanın kendi kalesini terketmeme kavgasıymış. O günlerde koğuştaki gürültü kirliliği arasında duyduğum o "direniş", bugün sivil hayatın gürültüsünde daha başka bir anlam kazanıyor. İsmet Özel’in kırk yaşındaki o olgunluğu, şimdi masamdaki soğuyan çayın buğusunda bana şunu fısıldıyor: İnsan yaşlandıkça değil, dertleri değiştikçe şiiri yeniden yaşıyor. Şiir biraz da bu değil mi zaten? İsmet Özel’in "Erbain: Kırk Yıl" adlı eseri, Türk edebiyatında sadece bir şiir kitabı değil; bir şairin fikri, ruhu ve sanatı arasındaki keskin dönüşümün en somut belgesidir. 1966-1984 yılları arasındaki yirmi yıllık bir süreci kapsayan bu toplu şiirler, Özel’in "yıkıcı" bir devrimciden "inşacı" bir İslamcıya evrildiği o meşhur köprüyü temsil eder. (-İslâmcı mısınız? +Hem de nasıl.. :) Erbain, beni iki ana durak arasında götürüp getirdi: sosyalist ve İslamcı dönem! **Sosyalist
1000Kitap
Erbainİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 201211,6bin okunma
Reklam
OD (ATEŞ)
7/10
·361 syf.·
2024 23. kitabı
Demişti ya; Biz dünyadan gider olduk Kalanlara selâm olsun Ve devâmında; Bizim için hayır dua Kılanlara selâm olsun... Âşık Yûnus, Biçâre Yûnus, Yûnus dedem, Tapduk Yûnus, Miskin Yûnus, Derviş Yûnus, en çok da Bizim Yûnus diye tanırlar merhûm zâtı. İskender Pala ile tanışma kitabım oldu, Od romanında Bizim Yûnus'a gereken kıymeti eksik vermiş olsa da tanımayanlara tanımaları için gerekli tafsilatı yaptığını düşünüyorum. Evvelinde Yûnus Emre ile ilgili birkaç kaynak daha okuduğum için verilen konulara öyle ya da böyle biraz hâkimdim. Gelgelelim roman olunca bir diziden alınan tad gibi dimakta kaim oluyor. Yûnus Emre'nin tasavvufta ki yerine herkes öyle ya da böyle âşinadır. Fakat âşina olduğumuz tarafları kadar bigâne olduğumuz tarafları da vardır. Hangisi diye sormayın! Ben bilmem:) Yûnus, ilâhi Âşk ile harmanlandıktan sonra Yûnus olmayı hak kazanmıştır. Gerisi topraktan başka bir şey değildi. Yâni onu O kılan kavrulduğu âteş ve sabrı idi. İradesini terbiye ediyor oluşu onu azîz eyledi. Fuzûlî hazrete ait olsa gerek: "en büyük dert bîdert olmaktır" diyor. Bir konuyu, bir meseleyi dert edinmek o konunun kendisinden çok daha önemli. Yûnus bu paradigmada çok önem atfediyor. Bu hayatta insan olmak var oluşumuzu anlamaya çalışmak demek. Yüzyıllar öncesinden Yunus; “Erenlerin sohbeti arttırır marifeti, Bidert olanı her dem sohbetten süresim gelir” demişti. Bi derdi olmak insan olmakla eş anlamda. Sadece hayvani ihtiyaçlarımızın peşinde koşmak, sadece kazanma, sahip olma derdinde olmak insanlığa ne kadar da yabancı. Oysa bizi insan yapan varoluşsal sorularımızdır. Bidert olanlara veyahut derdi dünya olanlara bigâne kalmak isterim. Derdi dünya olanın dünya dolusu derdi olurmuş derler. Varoluşunu anlamaya çalışan ve bu uğurda makamdan, şöhretten, servetten geçen
1000Kitap
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202248,9bin okunma
Puan vermedi·188 syf.·
2024 19. kitabı
Hamd Allah'a mahsustur. Ey gönlüm, bundan sonra bilmiş ol ki; dil, Allahu Teâlâ'nın en büyük ni'metlerinden ve O'nun ince san'atlarının en mühimlerindendir. Cirmi küçük, fakat cürmü büyüktür. Dilini salıverip, dizginlerine sâhip olmazsan, şeytân seni her sâhada oynatır. Her âzânın farklı bir ilmî vardır yüce Allah'ın sonsuz kudreti ile. Lâkin dil en çetinidir. İnsânı aldatmakta şeytânın en büyük âletlerinden biri dildir. Sağlam dur, şeytân seni aldatmasın. Dili hangi mevzûlarda salıvermenin makbûl veya merdûd olduğunu bilmek zordur, bildin artık ey gönlüm. Geriye âmil olmak kalıyor. O sebeple bu incelemenin ulaştığı kitleye bu kitabı kesinlikle tavsiye et! Bu kitabı okuduktan sonra sustun değil mi gönlüm? Susarsın tabii. Susman lazım. Şems-i Tebrizî misâli "Sus gönlüm. Çok dile getirme. Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor, daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor. Sus gönlüm. Çok laf etme. Az söyle ki işimiz olgunlaşsın. Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın. Sus gönlüm. Bir elif miktârı sus. Az kaldı bahara. Dayan gönlüm. Denizin içinde meydana gelen… Görünmeyen dalgalar gibi yüreğin, biliyorum. Beklemekten başka çare olsaydı, seni durdurmazdım… İnan bana… Ama yok. Başka çare yok. Unutma ki ilaç bile beklemeden te'sir etmez, çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz… Sus gönlüm. Bu kışın bahara dönünceye kadar. Bu gece gündüz oluncaya kadar. Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar. Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar. Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus…!" Dil Belâları nedir, lisanımızın âfetleri nelerdir? Sorusunu belki de en nezih ve kapsamlı biçimde anlatan sözde küçük(188.syf), özde büyük o eser aslında İhyâ'u Ulmû'id-Din eserinin 3.cildinde yer alan Rub'u-l Muhlikat'ta bulunan Kitâbu'-Âfeti'l Lisan'dır. Yani
1000k
Dil Belaları Lisan Afetleriİmam Gazali · Bedir Yayınları · 200717bin okunma
Kaç kitabı okurken ağladınız?
Puan vermedi·159 syf.·
2024 2. kitabı
1928 yılında yayımlanan eserde; çalışkan, başarılı, ancak zaaf gösterenlere acımasız olan Zehra öğretmen ile babası Mürşit Efendi'nin dramatik yaşamöykülerini anlatıyor. (Ben şahsen ağladım) Reşat Nuri, cumhuriyet öncesinde yeni mezun, idealist genç bir talebenin iş ve sosyal yaşamdaki çatışmalarını ve uyumsuz bağıntılarını anlatırken, dönemin memuriyet yaşamının rezaletini, köhnemiş altyapısını da umuma sergiletmeden geçmiyor. Şehirden kasabalara sürünürken, ardından birer birer prensiplerini de yok sayan genç Mürşid, hatalı bir evlilik sonucu hayatını zindana çevirir. Kaynana (en kötüsü), eş, iş, aş, ayâl dönemecinde hapsolmuş bir Mürşit. Acı ve sefalet dolusu olan yaşamdan peyderpey, tesadüfi, eski ahbabı olan Cevdet bey aracılığı ile kızı Zehrayı kurtarabiliyor. Acımak; aile içi ilişkileri ve sorumluluklarını, adeta ders verir nitelikte gözler önüne seriyor. "Genç muallimenin artık hiçbir eksiği kalmamıştı. Acımayı öğrenmişti." (Son sayfa) Tavsiye edilir, ders alınır nitelikte bir eser. Muhabbetle...
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
EsselâmuAleykûm erenler ve dahi erenlere gönül verenler.
10/10
·160 syf.·
2023 36. kitabı
İmam Gazali kimdir, tanımak istiyorum fakat hangi eseri ile başlayacağımı bilmiyorum diyenlere acilen duyurulur ki bu eser ilkin okunmalı. Gazzâli bu eserinde ilim talep etmek isteyenlere dolaylı yoldan yardımcı oluyor. Ve gerçekten de bu işe yarıyor. Kafası karışık olanlara, dinî konularda ne yapacağını bilmeyenlere, bilhassa ateizme darbe niteliğinde her eseri. Allah ondan razı olsun. İnsanlar ilim talep etme konusunda üç kısma ayrılır; 1-İlmi, ahirete azık yapmak, Allah'ın rızası ve ahiret yurdu dışında bir gaye gütmeden o ilmi elde etmeye çalışan kişidir. Bu kişi kazanan taifedendir. 2-İlmi, dünya hayatına destek olması; itibar, mal ve mevki elde etmek amacıyla talep eden kişidir. O kişi bunu bildiği halde onun kalbinde bu duruma karşı bir dirençsizlik ve basit gayeler vardır. Bu kişi tehlike içinde bulunan taifenin arasında bulunur. Bu kişi tövbe etmeden ölürse akıbeti kötü bir şekilde ahirete gitmesinden korkulur. Eğer ölmediyse geriye kalan hayatında tehlike altında bulunur. Şayet eceli gelmeden önce tövbe etmeye muvaffak kılınır ve ilmin yanına ameli ekler, kaçırdığı fırsatları telafi ederse o zaman bu kişi kazananların taifesine ilhak olur. Çünkü günahından tövbe eden kişi hiç günah işlememiş kişi gibidir. 3-Şeytanın tahakküm ettiği kişilerdir. Öyle ki; bu kişi çok mal edinmeyi, makamla övünmeyi, peşine çok insanın takılmasını, ilmiyle her yere girip çıkmayı hedef edinmiş ve dünyalık ihtiyaçlarını böyle gidermeyi umarak ilmini basamak olarak kullanmıştır. Tüm bunlarla beraber o kişi kendisiyle ilgili kalbinde âlimlik payesini görür, Allah katında muteber biri olduğu kanaatini taşır, konuşmalarında ve giyiminde kendisini âlimmiş gibi düşünür. Oysa bu kişi zahiren ve bâtınen dünyaya karşı aşırı düşkün ve isteklidir. İşte bu kişi mağrur olan ahmaklar
1K
Hidayete İlk Adım - Bidâyetü'l Hidayeİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 20192,192 okunma
Reklam