Son iki kitaptır fazlaca empati yüklendi, bi böyle şey olur mu? Bu kadarı da fazla diyorum. Diğer yandan acaba ne yaşadı? Buna iten sebepler ne derken buluyorum kendimi. Yabancı da öyle bi sorgulamaya itti. İlk baktığınızda fazla soğukkanlı, duygusuz geliyor diğer yandan sonuç odaklı bakarsanızda evet haklı diyorsunuz. Nasıl diye sorarsanız kısa bi örnek, --spoiler- ölüme mahkum edildiğinde ha 30 yasında ha 60 yasında öleceğim deyip umursamıyor, sonra vicdanı mı dile geliyor bilmem biraz daha yaşama umuduna, hayallerine sarılıyor. Tüm bunların ışığında okurken malesef hep güncel meselemiz olan kadın cinayetleri kafamın bi köşesindeydi. Ana karakter her ne kadar bi erkek olup, başka bi erkeği öldürse de nihayetinde bu bir cinayet ve bizde bir katilin duygularını okuyoruz. Gerçekten bi katil bu kadar duygusuz olup işlediği suçtan zerre pişmanlık duymadan nefes alabilir mi? Bunu neden soruyorum çünkü adalet sisteminde takım elbise, biraz üzgün ifade ve azıcıkta pişmanlık minvalinde sözler cezanızı hafifletmeye yetiyor. Burada karakterimizde aslında karakterli davramış diyebilirim. Tebrik etmek ne kadar doğru olur bilmem ama orta halli romanı beğendim