Devrim Sensin, Aden
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Devrim Sensin, Aden ~ Ruyam ~ #okudumbitti #kitapyorumu Selamlarrrrrr, Öyle bir kitap okudum ki bennn, ne ararsam vardı kitapta. Anlaşmalı evlilik, düşman aileler, güç savaşları, mafya, aşk, tutku, geçmiş sırları... Devrim ve Aden birbirine düşman olan, mafya konseyine bağlı güçlü ailelerin çocukları. Bu konseyin en büyük özelliği anlaşmalı evlilikler ve devam eden, yürütülen işleri... Soypak ve Özkan ailelerinin babaları Zahid ve Hamza ise çok yakın iki arkadaş. Henüz Aden doğmadan önce gelecekte Devrim ve Aden'in evleneceği konusunda iki baba anlaşma yapar. Devrim ise Aden'le evleneceğini bilerek büyür, çok başarılı bir delikanlı olur. Devrim'in babasının rahatsızlanması sonrası konsey liderliğini en yakın arkadaşı Hamza'ya devredecekken Hamza'nın evlilikle ilgili söylediği olumsuz cümle ve geri adım atması Devrim'i zıvanadan çıkartır. Konsey liderliğini inat uğruna Hamza'ya vermeyip kendisi sefir olarak işlerin ve gücün başına geçer. Hiçbir şeyden haberi olmayan Aden ise babasının bir nevi kaçırması ile Rusya'ya gönderilir. Yıllar sonra tekrar Türkiye'ye gelen Aden yaşının getirmiş olduğu sorumlulukla babasının evlenmelisin sözlerine tamam der ancak evlenmesini istediği kişi dostu Aziz Timur'dur ve sevgilisi vardır. Aden işin içinden çıkmaya çalışırken Devrim boş durur mu? Bu evlilik anlaşmasını duyan Devrim çılgına döner ve her seferinde Aden'in karşısına çıkar. Aden çocukluk arkadaşının bu tavırlarına anlam veremez, duyduğu aşk itirafları ve evlilik cümleleri ile içinde farklı bir his oluşmasına ise engel olamaz. Devrim ne yapıp edip Aden'i gelini yapmakta kararlı. Hamza Bey ise buna asla müsaade etmemekte kararlı. Bakalım Aden geçmişte yapılan, kendisinden saklanan anlaşmayı ve gerçekleri duyduğunda neler olacak? Aşk mı galip gelecek yoksa bu aşk ikisini de yok
Edebiyat
Devrim Sensin AdenRuyam · Ulysses Yayınları · 202523 okunma
Puan vermedi·640 syf.··
2025 1. kitabı
·
183 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2025 00:00
Şükür bitti. Aslında daha uzun bir inceleme yazmak istiyordum. ilk kitabı uçakta unuttum. Kaybettim. Altı çizili çok fazla notum vardı. Tekrar bitirmek için baştan başlasam da daha hızlı okumak zorunda kaldım. Çok sancılı bir süreçti. Çok zor bir kitaptı. Günbegün İkinci Dünya Savaşı gibi tarihin en yoğun diplomasi trafiğinde tutulmuş bir günlük. Dört sene boyunca her gün gidilen her ülke her elçi başbakan sefir lider kral isim isim. İtalya’nın Tunus, Mısır, Libya, Yunanistan, Arnavutluk ve müttefik devlet Almanya’nın cephelerini takip etmek akılda tutmak… bu yönüyle gerçekten çok zor bir kitap okumak için. Sonu çok üzücüydü. O noktaya nasıl gelindi. Detayları yine onun ağzından okumak isterdim. Samimi ve doğru bilgiler olduğunu düşünüyorum. Düşündüğümüzden hayal ettiğimizden çok farklı. Sakin kafayla altını çize çize tekrar okunacak bir kitap. Meraklılarına öneririm. Lakin zor kitap.
Savaş GünlükleriKont Galeazzo Ciano · Kronik Kitap · 2017425 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·99 syf.··
2023 129. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2023 16:47
Mehmet Çelebi'nin sefir olarak gittiği Paris yolculuğunu ve orada gördüklerini kaleme aldığı bir eser. Osmanlının Batı'yı tanıması bu eserle olmuştur denilebilir. Fransa da Mehmet Çelebi sayesinde Osmanlıyı tanıma fırsatı bulmuştur. Kah kara yoluyla kah kanal üzerinden yaptıkları yolculukla Paris' e ulaşan Çelebi ve maiyeti veba salgını nedeniyle kırk gün karantinada bekletildikten sonra kralla görüştürülür. Tahtta Çocuk Kral denilen XV. Louis vardır. (11 yaşında) Çelebi özellikle Paris'in sanatına ve miimarisine hayran kalır. Sarayları, havuzları, eczane ve hastaneleri, rasathaneyi, imalathaneleri gezip notlar almış; bilimlerinde yararlanmaya çalışmıştır. Operadan çok etkilenir. Sokaklardaki kadınların çokluğu, Osmanlıda görmeye alışık olmadığı için onu şaşırtır. Onu en rahatsız eden şey ise yemek yerken seyredilmektir. Binlerce kişi etraflarında toplanıp onları izler. Paris'teki son zamanları Ramazan ayına denk gelir. Bu kez de hem yemek yemeleri hem de teravih namazı kılışları seyir konusu olur. Kadınlar gösterişli kıyafetler içinde sanki bir tiyatro sahnesi izler gibi onları izlemektedir. Dili orijinaline yakın tutulmaya çalışılmakla beraber anlaşılır. Bol resimli, bir çırpıda okunabilecek bir kitap. İyi okumalar.
Paris'te Bir Osmanlı SefiriYirmisekiz Mehmet Çelebi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,018 okunma
Turqeurie'nin Öncüsü: Yirmisekiz Mehmed Çelebi
10/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
1703-1730 Osmanlı Padişahı III. Ahmed devrinin önemli bürokratlarından olan Yirmisekiz Mehmed Çelebi, Padişah'ın emriyle 1720'de peşinde 400 kişiden oluşan maiyetiyle Fransa'ya sefir (elçi) oşarakyolculuk eder. Bunun nedeni kitapta belirtilmese de kimi kaynaklara göre o dönem Rusya-Osmanlı münasebetlerinin gelişmesi için Fransa'nın Osmanlı tarafına geçmesini sağlamaktır. Yirmisekiz Mehmed Çelebi, kitapta ilk defa gördüğü yerleri, Fransızlara özgür gördüğü birçok şeyi ilk defa görüp anlatmış olsa da neticede bu bir seyahatname değil, bir elçilik raporudur yani Sefâretnamedir ve Padişah'a sunulmuştur. Yirmisekiz Mehmed Çelebi, yanında gelecekte sadrazam olacak olan Said'i de (Sadrazam Said Paşa) götürmüştür ve Said Paşa ilerleyen dönemde İbrahim Müteferrika ile beraber Türklerin matbaaya geçmesinde rol oynayacaktır. Yirmisekiz Mehmed Çelebi, bu sefaretnamesinde ilk defa gördüğü, hatta deyim yerindeyse gören ilk Türk'tür, operadan, havuzlardaki fıskiyelerden bahseder. Paris'te iken Ramazan'a denk gelmiştir ve iftar yapacakları zaman Versailles Sarayı görevlilerinden biri Mehmed Çelebi'ye, nasıl iftar yapıp yemek yediklerinin Fransız kadınlarınca merak edildiğini ve müsaade buyururlarsa onları seyretmek istediklerini söyler ve Çelebi tamam diyip kadınların bakışları altında iftarlarını açarlar. Ertesi gün teravih namazı kıldıkları da duyulunca avretler(Çelebi'nin deyimi) yine akın eder ve iftarı yine izlerler ama iftar bittiği halde kadınlar gitmeyince Çelebi, bu kez namazı izlemek için beklediklerini anlar ve hemen abdest alıp namazlarını kılarlar. Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin Fransa'ya yaptığı bu yolculuk neticesinde Fransa'da Turquie (Türk Modası) akımı başlayacak ve insanlar Osmanlı kıyafetlerine özendip o şekilde giyinecektir hatta Amadeus Mozart, bu modadan ilham
Tarih
Paris'te Bir Osmanlı SefiriYirmisekiz Mehmet Çelebi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,018 okunma
9/10
·104 syf.··
2023 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2023 22:41
Ali Suavi İnkılâpçılık davasına omuz veren ve bu yükün altına bedel olarak başını koyan kişidir. Tanzimattan beridir inkılâp isteyenler vali, mutasarrıf,paşa, vezir, sefir gibi makam, mansıp sahibi Osmanlı ricalidir. Onlardan daha ilerici, daha yapıcı ve onlardan daha gür seda ile haykıran ilk sivil sesin yegane sahibidir. Halk içinden gelmiş, muallimlik ve muharrirlik yapmış; derslerinde ve yazılarında halkın anlayacağı dilde sadeliği düstur edinmiş. Siyaset, ekonomi, tarih, dil ve edebiyat, dini konular, hesap ve hendese, coğrafya gibi konularda yazılar ve eserler vermiş. Tavsiye ettiği şeyler kendisinden elli yıl sonra yeni Türkiye Cumhuriyeti devleti ile hayat bulacaktır. Dilde sadeleşmeyi ve yazım ve kavrama zorluğundan dolayı harf inkılâbını ilk tavsiye eden odur. Osmanlı medreselerinin yetersizliğini, karmaşık yapısı olduğunu ve köylününde mutlaka eğitilmesinin zaruri olduğunu ilk o dile getirmiş. Her medresenin kendine has bir eğitim anlayışı olduğu ve dini ilimler dışında riyaziye(matematik), coğrafya, tarih, cebir gibi derslerin okutulmadığını belirtir. Bu karmaşanın ortadan kalkması için eğitimin tek bir standart halinde(Tevhid-i Tedrisat ) herkesin anlayacağı sadelikte olmasını üstüne basa basa anlatır. Çok kuvvetli olmasa da din ve dünya işlerinin ayrı mefhumlar olduğuna işaret eder. Şerri ve örfi konularda çok sayıda eleştiri ortaya koyacaktır. Meşrutiyetin Osmanlı'yı kurtaramayacağını izah eder ve demokrasiyi işaret eder. Ali Suavi'nin bu tenkitlerini değil Osmanlı erkanının devrindeki inkılâpçılarının bile havsalasına sığmaz. O günün münevverleri bile onu anlamaz ve cephe alırlar. Çetin bir mücadelenin içinde bulur kendini. Amansız ve tavizsiz yapısıyla aynı şiddetle mukabele eder. Çırağan vakası ile son bulur. Arkasından çok şeyler yazılır.
Ali SuaviFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayıncılık · 2018209 okunma
Puan vermedi·115 syf.··
Beğendi
·
2023 66. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2023 22:16
İsmet İnönü'nün 100. yıl önce 24 Temmuz günü Lozan'da imza attığı antlaşma, üç ay sonra ilan edilecek Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu belgesidir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan yeni devletin bağımsızlığının ve egemenliğinin tanınmasıdır. İmzaların atılmasının üzerinden geçen bir asrin ardından "Lozan hezimet mi, zafer mi?" tartışması, bugün anlamını yitirmiştir. Lozan o günün şartlarında sağlanabilecek en iyi uzlaşıdır ve Birinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren antlaşmalar içinde varlığını bugün de sürdüren tek kalıcı antlaşmadır. 100. yılında Lozan barışını kapak konumuz yaptık. Uluslararası hukuk alanındaki en saygın isimlerden Riza Türmen ile Lozan'da kesintilerle sekiz ay süren müzakereleri, diplomasi masasında yaşananları konuştuk. Ayşegül Parlayan, Tarihçi İlber Ortaylı Hocamız ile birlikte dört yıl önce Lozan kentine giderek arşivlere girmiş ve antlaşmayla ilgili önemli bir dosya hazırlamıştı. Bugün artık yapılması pek kolay olmayan Lozan dosyasını tekrar anımsıyoruz. İstanbul'un popüler tarihi denilince akla ilk gelen isim olan Reşad Ekrem Koçu'nun başyapıtı "İstanbul Ansiklopedisi"nin yayımlanmamış bölümleri gün yüzüne çıkıyor. Salt ve Kadir Has Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan "Başka Kayda Rastlanmadı" sergisi, bizleri Reşad Ekrem Koçu'nun eşsiz arşiviyle buluşturuyor. Sergiyi hazırlayan ekipten Mimarlık Tarihçisi Bülent Tanju, Araştırmacı Cansu Yapıca, Salt Programlar Sorumlusu Gülce Özkara ve Arşiv Uzmanı Masum Yıldız ile hem sergiyi hem Koçu'nun İstanbul'unu konuştuk. Büyük şair Nazım Hikmet, 60 yıl önce aramızdan ayrıldı. Feza Kürkçüoğlu, Nazım Hikmet'i 1935 yılında Şehir Tiyatrosu'nda sahnelenen "Unutulan Adam" oyunuyla anıyor. Türkiye ile Gürcistan arasındaki diplomatik ilişkilerin bir asırlık tarihi var. Gürcistan'in Ankara Büyükelçisi
Atlas Tarih - Sayı 81 (Haziran - Temmuz 2023)Atlas Tarih Dergisi · Doğan Burda Dergi Yayıncılık · 202316 okunma