❝
Sonra sen geldin
Çakıllı yoldan geldin,
Şen şakrak
Bir su gibi kollarıma aktın
Nesneler anlam buldu seninle
Benim güleç yüzlü, kara gözlü sevgilim...
❞
Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor.Sinemadan çıkmış insan.Gördüğü film ona bir şeyler yapmış.Salt çıkarını düşünen kişi değil.İnsanlarla barışık.Onun büyük işler yapacağı umulur.Ama beş-on dakikada ölüyor.Sokak sinemadan çıkamayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarını alıyorlar, eritiyorlar.
Ray Bradbury, bilim kurgu ve distopya temalarını birleştirerek bizlere hayat dersi niteliğindeki bilgileri sunuyor. Evlerin televizyonlarla dolu olduğu bir dönemde, anlatılan bilgilerin doğru olup olmadığını bakılmaksızın körü körüne inanan bir topluluk; kitap okumanın veya bulundurmanın çok büyük bir suç olduğu ve neredeyse ölümle sonuçlandığı bir yönetim biçimi…’Düşünmek’ cennetten kovulma ile yarışır bir cezaya sahiptir bu distopik dünyada. Televizyonun, yani o düşünmeyi yasak eden boş kutunun egemenliğine karşı düşünmek!
Yazar kendi döneminde insanların televizyona bu kadar bağlanmasından rahatsız olup, ‘bu böyle sürerse artık kimse kitap okumayacak’ düşüncesiyle bir eser yayınlamak istemiştir. Yaşadığı dönemdeki ‘halk arzusundan’ ilham alarak itfaiyeciler hakkında olan eserine başlamıştır ama bu distopyada kitap bulundurmak, yazmak veya okumak yasaklanmıştır. Bu eserin dünyasında itfaiyecilerin görevi bilinenin aksine yangını söndürmek değil, başlatmak ve yakmaktır. Zaten eserin ismi kağıdın yanma sıcaklığı olan 451 Fahrenheit’tan gelir. Yaktılar, şiir okuyup hüzne kapılanlar intihara kalkışmasınlar diye… Yaktılar, deneme okuyanlar düşünmek zorunda kalmasınlar diye… Yaktılar, roman okuyanlar hayal güçlerininin doruğuna çıkmasınlar diye… Kafalarına hiçbir şey takılmadan, eğlenceye daha fazla vakit ayırabilsinler, huzurları hiçbir zaman kaçmasın diye…
50’li yıllarda itfaiyecilerin görevleri tam da bu şekle evrilmişti. Bu kitabın dünyası herkesin aynılaştığı bir dünya. Ama buna rağmen hâlâ kitap okuyan insanlar var. İşte umut tam da bu noktada başlıyor. Montag’ın, Clarisse sayesinde uykudan uyanmasıyla başlayan bir direnişin hikayesi Fahrenheit 451.
Yazarın tarzına gelecek olursam; kitap bilim-kurgu türü olarak geçtiği için, içinde doğal olarak çeşitli