Çocukların ne istediklerini bilememesi, üstün zekâlı okul ve saray öğretmenleri için olağan; fakat bu dünya da birçok yetişkinin ne yapacağını, amaçlarının neler olduğunu, nereden geldiğini ve nereye gideceğini bilemeden yaşayıp durmasını hiç kimse açıklayamıyor. Niçin bisküvi, pasta ve süpürgeyle yönetildiğimizi de…Kimse bunları anlamak istemiyor.
“…İnsan oturduğu odanın duvarlarından biri yok oluvermiş gibi bir noksanlık, bir çıplaklık duyuyor, bir gün evveline kadar kolumuz, bacağımız gibi pek tabii surette mevcut olan bir şeyin birdenbire hiç olmasına inanmak istemiyordu.”