Âmirî Büyük İslam Filozoflarından
İslam tarihinde ilmî ve fikrî faaliyetlerin canlılığı ve yoğunluğu bakımından özel bir öneme sahip olan Hicrî dördüncü asrın (m. 10. yy.) İslam düşünürleri arasında önemli bir yere sahip olan Âmirî (381/992), hocası Ebu Zeyd Ahmed b. Sehl el-Belhî (322/934) vasıtasıyla Kindî ekolüne bağlı bir düşünür olarak temâyüz etmiş ve Şehristânî (548/1153) tarafından “Büyük İslam Filozofları” listesine yerleştirilmiştir.
Sayfa 16 - Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı·Kitabı okudu
İslâm Felsefesi
Müellif Hakkında Bilgi
Âmirî h. 4./10. asrın ilk yıllarında, dönemin önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri olan Nîsâbur’da, soylu, kültürlü ve dindar bir aile içinde dünyaya gelmiştir. Âmirî ilk tahsilini Nîsâbur’da babasından almış ve bu İlk tahsilinde babasından siyer, gramer, tefsir ve fıkıh gibi geleneksel İslâmî ilimleri kapsayan geniş bir dînî kültür almıştır. Daha sonra, on sekiz yaşlarında, kendisine “Nîsâbur’lu Filozof” unvanını kazandıracak teşebbüsünün ilk adımını atarak devrin ünlü edîb, mütekellim, filozof ve coğrafyacısı ve Meşşâî filozofu, Kindî’nin öğrencisi olan Ebû Zeyd Ahmed b. Sehl el-Belhî’nin derslerine katılmak ve felsefe okumak için Belh’e giden Âmirî muhtemelen hocasının ölümüne (322/934) kadar yaklaşık üç sene orada kalmıştır.
Sayfa 14 - Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı·Kitabı okudu
İslâm Felsefesi
Türk Edebiyatında, Akif kadar, hayatı şiire ve şiiri hayata sokmuş şair yoktur. Yalnız, bu hayat, merkez olarak alınmamış, o çağdaki Türkiye şartları içinde ve belli bir ışık altında müşahede
Sehl et-Tüsterî der ki:
"Her kim dünyada sırata önem verirse, âhirette sırat köprüsü onun için genişler. Kim de dünyada sıratı geniş tutarsa, âhirette onun için incelir."
Sayfa 81 - CILT 1.·Kitabı okuyor
Din
Subhanallah, işidin ırakta zuhur edeceğini söylemiş peygamber efendimiz...
Yuseyr b. Amr (rh.a) dedi ki: “Ben, Sehl b. Huneyf (r.a.)’a: - ‘Sen, Hariciler hakkında Peygamber (s.a.v)’i herhangi bir şey söylerken işittin mi?’ diye sordum. Sehl b. Huneyf (r.a.): ‘Ben, Peygamber (s.a.v)’i, elini Irak tarafına doğru uzatarak şöyle buyururken işittim: - ‘Oradan bir topluluk çıkacak ki, onlar, Kur’an’ı okurlar, fakat (okudukları) Kur’an onların köprücük kemiklerinden öteye geçmez. Onlar, atılan okun avı delip çıkması gibi İslâm’dan hızlıca çıkarlar!’ dedi.” [654] Ali b. Ebi Tâlib (r.a.) rivayet ediyor: “O: ‘Ben size Resûlullah (s.a.v)’ten bir şey haber verdiğimde onun adına yalan söylemektense gökten yüzüstü düşmek şüphesiz bana daha sevimlidir. Fakat sizin ile benim aramda bir şey konuştuğumda doğrusu savaş bir aldatmadır’ dedi. Sonra da şöyle dedi: Ben, Resûlullah (s.a.v)’in: ‘Âhir zamanda yaşları küçük, düşünceleri değersiz ve aşağı, bir topluluk gelir. Onlar, yaratıkların en hayırlısının sözünü söyler, fakat okun vurup deldiği yerden çıktığı gibi İslâm’dan (öyle yaralayıp) çıkarlar. Onlarla nerede karşılaşırsanız, öldürünüz. Çünkü onların öldürülmesi kıyamet günü onları öldüren için sevab olur’ diye buyurduğunu işittim.” [653] Ayrıca "Kara adamlar" ifadesini kullanıyor peygamber efendimiz hariciler- işidliler için.