Sarayın İzmir'e «Nasihat heyeti» olarak gönderdiği cahil bir şehzade ile yanındaki itibarsız paşa ve arkadaşları, sadece «kadere rıza» tavsiye edip gitmişlerdi. Yunanların ise İzmir'i işgal edecekleri artık belliydi.
İkizim Hasan, Şah'ın en yakınlarından biriydi; ona canını emanet ediyordu. Beri yanda Şehzade de bana güvenerek uyuyordu. Biz Hasan ve Hüseyin. İki kardeş. Kader defterinde iki düşman. Tıpkı Sultan ile Şah gibi.
Şehzade Abdülkadir, yerleşik kurallara ve genel ahlaka aykırı olsa da kafasına koyduğunu yapan ve burnunun doğrultusunda yaşayan bir insan olarak öne çıkar. 
Dördüncü Murat İran’a karşı sefere çıkıp revan Kalesi’ni fethedince , İstanbul’a gönderdiği fetihnameyle birlikte Beyazıt ve Süleyman isminde iki kardeşinin de idam fermanını yolladı. Payitahtı zafer şenlikleri içinde çalkalanıyorken sarayda iki bahtsız şehzadenin son feryatları yükseliyordu. Yine bu hükümdarik Seferi’nde Bağdat Fatih olarak dönerken diğer kardeşi şehzade Kasım’ı boğdurttu. :(
Şehzade Mehmet pek güzel bir çocuktu. Cellatlar üzerine hücum ettiğinde;
“ Osman!….. Allah’tan dilerim ki ömrün ve devletin berbat olsun….. beni ömrümden nice mahrum eyledin ise sen dahi behremend olma!” diye bağırdı.