Yıkımlarla Taşan Bir Coğrafya da Yalnız Bir Sultan
10/10
·648 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:01
Osmanlı tarihinin en çok tartışılan, kutuplaşmış ideolojilerin gölgesinde ya tamamen yerilen ya da kusursuzlaştırılan figürü II. Abdülhamid’i anlamak, her şeyden önce onun üzerindeki tarihi kalın perdeleri kaldırıp insani yönüyle yüzleşmeyi gerektirir. François Georgeon’un kaleme aldığı Sultan Abdülhamid biyografisi, nesnel yaklaşımıyla buna harika bir zemin hazırlıyor. Ancak bu eseri, satır aralarında kaybolarak, altını çizdiğimiz can alıcı vurgular ve hissettiğimiz derin empati üzerinden okuduğumuzda, karşımıza ideolojik kalıpların çok ötesinde; yalnızlık, hüzün, büyük idealler ve coğrafyanın getirdiği amansız bir çaresizlikle yoğrulmuş trajik bir lider portresi çıkıyor. ​Abdülhamid’in saltanat yıllarındaki o meşhur "şüpheci" ve "merkeziyetçi" yönetim tarzının köklerini anlamak için, Georgeon’un da altını çizdiği gibi, onun travmatik gençlik yıllarına inmek gerekir. Daha tahta çıkmadan önce etrafı şüphe duvarlarıyla örülmüş bu şehzade, kendi gençliğini "Gençliğinde 'saltanat için bir gün tehlikeli olabilirim korkusuyla beni dünyadan ayırdıkları, hiçbir şey öğrenmeme müsaade etmedikleri için ne kadar bedbaht'..." sözleriyle özetler. Eğitim hakkı bile elinden kısmen alınarak soyutlanan bu bedbaht şehzade, tarihin bir cilvesi ve ardı ardına gelen diplomatik krizler neticesinde bir anda kendini uçsuz bucaksız bir imparatorluğun başında bulur. O, tahtı büyük hırslarla ele geçiren bir fatihten ziyade, imparatorluğun en büyük yapısal krizlerinin tam ortasına fırlatılmış talihsiz bir hükümdardır. ​Bu devasa devlet yükünün ve sert siyasi manevraların arkasında ise, resmi tarih anlatılarının genellikle ıskaladığı, sevgiye aç bir iç dünya gizlidir. Hatıratında geçen "Aile hayatım da kalbimin yumuşak olduğunu, sevgiye muhtaç olduğunu gösterir" ifadesi, sarayın soğuk
Sultan AbdülhamidFrançois Georgeon · İletişim Yayınları · 2012166 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 17. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 20:49
Sultan II. Abdülhamid’in oğlu Şehzade Abdülkadir Efendi’nin, sarayın onayını almadan evlendiği Macide Mustafa’nın kaleminden bir hayat hikâyesi… Hanedan sürgünü, aile içi çatışmalar ve bir kadının gözünden Osmanlı İmparatorluğun’un son yıllarına tanıklık etmek isteyenler için oldukça ilgi çekici bir hatırat. Ancak kitap ilerledikçe insanın en çok dikkatini çeken şeylerden biri de Abdülkadir Efendi’nin karakteri oluyor. Tarihin tozlu sayfalarında bir şehzade olarak anılsa da Macide Hanım’ın anlattıkları pek de parlak bir tablo çizmiyor. Eşini aç bırakması, şiddet uygulaması, sadakatsiz davranışları ve sorumsuz tavırları okurken zaman zaman insanı gerçekten sinirlendiriyor. Harem hayatından ziyade saray görkeminin arkasındaki kırgınlıklar, hayal kırıklıkları ve mücadeleler öne çıkıyor. Macide Hanım, çocuk yaşta büyük umutlarla girdiği bu evlilikte beklediği huzuru bulamadığını, hanedan gelini olmanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını samimi bir dille aktarıyor. Özellikle sürgün yıllarında yaşanan maddi sıkıntılar, yalnızlık ve belirsizlik, bir zamanlar imparatorluğu yöneten ailenin nasıl zor şartlarla karşı karşıya kaldığını gözler önüne seriyor. Tarihi kitapları okumaktan korkuyorsanız bu kitap tam size göre, akıcı bir şekilde okuyacağınıza eminim. Hasret ve Elemlerim
1000Kitap
Hasret ve ElemlerimMacide Mustafa · Timaş Yayınları · 202611 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·240 syf.··
2021 2. kitabı
Deli Kurt", Osmanlı'nın en karmaşık döneminde, şehzade olduğundan habersiz bir şekilde sadece devleti için savaşan korkusuz bir askerin; büyük bir aşk, gizemli kehanetler ve acımasız siyasi gerçekler arasında sıkışıp kalan trajik hayat hikayesidir.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
Kısaca özetlemek gerekirse...
6/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:49
Kitap, 1402 Ankara Savaşı'nın kaybedilmesiyle ortaya çıkan fetret dönemi ve 1444 Varna Savaşı arasında geçiyor. Şehzade İsa Çelebi'nin oğlu Murad nam-ı diğer Deli Kurt'un başından geçenleri anlatıyor. Hızlıca okuyabileceğiniz, dili yalın ama hafiften de sıkıcı bir kitap. Benim okuduğum ilk Hüseyin Nihâl Atsız kitabıydı, genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim...
Alıntı
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
9/10
·400 syf.·
2026 48. kitabı
Fetih ve Kıyamet 1453, Türkiye'nin en önemli Osmanlı tarihçilerinden Prof.Dr. Feridun Emecen tarafından kaleme alınmış bir eser. Kesinlikle söylerim ki, değil Türkiye'de, dünyada İstanbul'un fethi ile ilgili olarak yazılmış en iyi kitaplardan birisi olabilir. Çünkü yerli ve yabancı pek çok kaynak taranarak, öncelikle Fatih'in küçük yaşta tahta çıkışından başlayarak fethin gerçekleştiği 29 Mayıs 1453'e kadar geçen süreçte, tarihi vesikalarda bulunan hemen her şeyi anlatan bir kitap. Elbette fetih ile ilgili oryantalist bakış açısının ya da bizdeki Osmanlıcı bakış açısının ortaya koyduğu birtakım yalan yanlış şeyleri de açığa çıkarması bakımından hayli kıymetli olduğunu düşünüyorum. Hoca, gemilerin yürütülmesinden, Fatih'in babasını geri çağırışına; topları kimin döktüğünden Şehzade Orhan'a kadar aklımıza gelebilecek hemen her şeye belgeleri ile açıklık getirmiş. Bunun için İstanbul'un fethi ile ilgili olarak okunabilecek en başarılı ve en güvenilir eserlerden birisi olduğunu söyleyebilirim hatta benim bugüne kadar rastladıklarım arasında en kapsamlı ve en iyisi...
Fetih ve Kıyamet 1453Feridun M. Emecen · Timaş Yayınları · 2012423 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:07
Abdülkadir: Asi, Bencil ve Çapkın – Ali Akyıldız Osmanlı tarihini anlatan kitapları okumayı seviyorum ama bu kez karşıma çok fazla adı duyulmayan bir şehzadenin hikâyesi çıktı. Abdülkadir: Asi, Bencil ve Çapkın, II. Abdülhamid’in oğlu Şehzade Abdülkadir’in inişli çıkışlı hayatını anlatırken, aynı zamanda Osmanlı’nın son dönemindeki çalkantılı süreci de gözler önüne seriyor. Kitabın en beğendiğim yönü, Abdülkadir’i tek bir kalıba sokmaması oldu. Onu ne kusursuz bir kahraman ne de tamamen olumsuz bir karakter olarak görüyoruz. Yaptığı hatalar, aldığı kararlar, yaşadığı sürgünler ve özel hayatındaki çalkantılarla oldukça gerçekçi bir portre çiziliyor. Bu sayede okurken yalnızca tarihi bir kişiyi değil, zaafları ve duygularıyla yaşayan bir insanı tanımış gibi hissettim. Ali Akyıldız’ın araştırmaya dayalı anlatımı kitabı daha da değerli kılıyor. Olaylar kronolojik ve anlaşılır bir şekilde aktarılırken dönemin siyasi atmosferi de okuyucuya başarılı bir şekilde yansıtılıyor. Daha önce hakkında çok az şey bildiğim bir şehzadenin hayatını öğrenmek benim için oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle Osmanlı’nın son yıllarına ve hanedan üyelerinin yaşadığı değişimlere merak duyanların keyifle okuyacağını düşünüyorum. Tarihe farklı bir pencereden bakmak isteyenler için hem öğretici hem de sürükleyici bir eserdi.
AbdülkadirAli Akyıldız · Timaş Yayınları · 20265 okunma