Arap ülkelerini, özellikle Hicaz'ı ülkesine katmış olan Yavuz Sultan Selim, Memlûk sultanlarının hâmî'l-haramayni'ş-şarîfayn unvanını hâdimü'l-haramayni'ş-şerîfeyn (Mekke ve Medine'nin hâdimi) biçiminde benimsemiş, fakat Abbasî halifelerine özgü olan hilâfet-i kübrâ, yani dünyadaki bütün Müslümanların meşrû dinî ve siyasî hâkimi olma iddiasında bulunmamıştır. Bagdad halifelerinin unvanına saygı gösteren Anadolu Selçuklu sultanları, saltanat tahtına oturduklarında, Bagdad Abbasî halifelerinden bir tayin menşûru istemişler ve kitâbelerde kendilerini halifenin zahiri, mu'âvini, yardımcısı olarak anmışlardır. Böylece, I. Selim'in cihanşümul hilâfet yetki ve sembollerini, Mısır'da oturan Abbasî halifesi III. Al-Mutavekkil'den bir merâsimle devraldığına dair rivâyet, XVIII. yüzyılda ortaya atılmış ve Osmanlı sultanlarınca benimsenmiş asılsız bir rivâyettir. Selim ile çağdaş Osmanlı ve Arap kaynaklarında buna dair bir kayıt yoktur. Mısır'da oturan Abbasî halifesi Al-Mutavekkil, Selim tarafından İstanbul'a gönderilmiş, yolsuzlukları yüzünden Yedikule'de haps olunmuş, Kanunî tahta çıktığında Kahire'ye dönmesine izin verilmiştir. Osmanlı Mısır valisi Hâin Ahmed Paşa, kendisini sultan, Al-Mutavekkil'i halife ilân etmişse de, paşa yakalanıp idam edilmiştir. Al-Mutavekkil, Kahire'de belirsiz biçimde ömrünü tamamlamıştır.
Sayfa 66 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
"Selçuklu sultanları eğer 100 bin kadar asker toplarsa orduda siyah sancak olmazdı, anlaşılıyor ki, Selçuklular, diğer kavimlerden asker toplamak zorunda kalmışlar. Ancak Kürtler (bu orduya) kendi renkleriyle katılmışlardı." kavvimi'den anlaşıldığı kadarıyla, Kürtler ta Selçuklular döneminde de kendilerini millet olarak temsil eden renklere sahiplerdi. Yine el-kavvimi'nin bu söylemi, Kürtlerin, Medler döneminden kalma bu renkleri kullandıklarını teyit eder niteliktedir.
Sayfa 72·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
II. Murad döneminde genellikle padişah-i 'âlem-penâh (cihan halkının himayesine sığındığı ulu hükümdar, imparator) unvanı yaygınlaştı. Pehlevîcede pâd, ulu, büyük anlamında terimlerin başında gelir (pâd-man, batman gibi). Pâd-şâh unvanıyla eşanlamda şahlar şahı demek olan şehinşâh unvanını Osmanlı hükümdarları nâdiren kullanmışlardır. I. Selim ve I. Süleyman Selîmşâh ve Süleymânşâh adlarını (tugralarında) tercih etmişlerdir. İstanbul fâtihi, Doğu-Roma imparatorlarının vârisi olma iddiasıyla unvanlarına kayser-i Rûm (Roma imparatoru) unvanını ekledi. Aynı zamanda sultânu'l-berreyn ve hakanu'l-bahreyn (iki karanın sultanı ve iki denizin hakanı) unvanıyla Anadolu ve Rumeli, Karadeniz ve Akdeniz'in hükümdarı unvanını benimsedi. Bu unvanı, sultânu'l-berr ve hakânu'l-bahr şeklinde Anadolu Selçuklularında da buluyoruz. Ataları gibi Fâtih'in yeğlediği bir başka unvan da, sultanu'l-guzât ve'l-mucâhidîn (gaziler ve mücahitler sultanı) unvanıdır.
Sayfa 65 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Yıldırım Bayezid (1389-1402) tüm Anadolu'da öbür sultanlar üzerinde Selçuklu sultanlarının vârisi olma iddiasıyla, Mısır'daki Abbasî halifesinden sultânu'r-Rûm (Anadolu Sultanı) unvanının bir menşûr (berât) ile kendisine tanımasını istemiştir. Çağdaş Avrupa resmî dilinde Yıldırım Bayezid, imperator Turcorum diye anılmaktadır.
Sayfa 64 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Osmanlı Beyliği, Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyundan idi. Kayılar, IX. yüzyıldan itibaren diğer Oğuz boyları ile birlikte Ceyhun nehrini geçerek Horasan'a girdiler Kayılar, Selçuklular döneminde batıya doğru ilerlediler. 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra Anadolu'nun istilası başladı. Birçok Oğuz boyu, Anadolu'nun çeşitli bölgelerini istila etti. Kayı aşireti de bu esnada Anadolu'ya geldi. Kayılar, Türkiye Selçuklu Sultanı 1.Alaeddin Keykubat (1219-1236) döneminde Ankara'nın batısın­ daki Karacadağ dolayiarına yerleştirildi. Kayı aşireti, bu sırada 400 çadır halkından ibaretti. Kayılar, Ertuğrul beyin yaptığı fe-tihler sonucu Söğüt, Domaniç ve Ermeni Derbendi'ne yerleştiler. Türkiye Selçuklu Sultanı, mülk olarak Söğüt'ü Ertuğrul beye verdi. Ertuğrul bey, 90 yaşında vefat etti (1281).
Sayfa 9 - 1.BÖLÜM•OSMANLI DEVLETI'NIN KURULUŞ DEVRI·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bozkır Asyanın doğusunda başlar. Örneğin Mançurya bugün artık yok; Çinin erittiği bir millettir, Mançurca da artık kalmamış bir dildir. Ülkemizde Çine yönelmeyi savunan kişiler veya kesimler var ve bu hususların bilinmesi gerekir. Çin olağanüstü bir medeniyetti, artık kalmadı tabi. Bütün dünya İngilizYahudi medeniyetinin kıskacına girmiş durumda. Fakat Çin milletinin en önemli özelliği dışarıdan gelenleri içinde eritmesidir. Çin, Moğol istilâsına uğradıktan kısa bir süre sonra Moğollar Çinlileşiyor. Çok güçlü ve medeniyet arkalı bir kültür çünkü. Medeniyet bir millete mahsüs olarak üç yerde karşımıza çıkıyor: Çin, Hint ve İslâm öncesi İran, yâni Fars (Eski adıyla Pers). İran da dışarıdan geleni içine alıyor ve eritiyor. İranın eritmesine en fazla konu olanlar da Türklerdir. Meselâ Selçuklu çok ciddi tesir altında kalmıştır. Selçukludan önce Karahanlılar, Safeviler, Akkoyunlular hep eriyıp gitmişlerdir. Şimdi de hızla erittikleri çok önemli bir parçamız olan dogu Türkıstan, yani Uygurlardır. Türkiyede soz konusu edilmiyor ama onlar da bızim beka sorunumuzdan sayılmalıdır.
1000Kitap