"... lâkin Kutlu Nebi'nin 'Kötü bir danışmanın şerrinden korunan yönetici, her türlü kötülükte korunmuştur.' dediğini işittim. Eğer danışmanlar idarecinin suyunca giderler, hakikati söylemekten çekinirlerse bundan da fenalık ve bozgunculuk çıkar! Emir olanlar fenalıktan ve bozgunculuktan bizzat kendileri el çekmelidir ki fenalıklar da toplumdan el çeksinler."
"Galiba, ey Halîfe, siz de Kutlu Nebi'nin yalnızca 'Sizi idare edenlere kötü söylemeyiniz.' buyurduğunu sanıyorsunuz. Hadisin devamında, 'Islah olmaları, yani yanlış kararların düzeltmeleri için, Allah'a dua ediniz. Çünkü onların ıslah olmaları, sizin yararınızadır.' tembihinin olduğunu hatırlatmak isterim.
Babam Hz. Peygamberim arkadaşıydı ve daha ilk günden itibaren her hâliyle arkadaşına benzemekten mutluluk duyardı. Çocukluğumda bize az konuşmamızı tembih eder, hatta susmamızın daha hayırlı olduğunu söyler; yalnızca namaza durduğu vakit dilediğimiz kadar ve istediğimiz sesle konuşmamıza izin verirdi. Sebebini sorduğumuzda "Ben namazda iken” derdi, "sizin konuştuklarınızı hiç duymuyorum!’ Namaza çok dikkat, eder, bedenen ve ruhen kılınmayan, aceleye getirilen veya ihlâsı olmayan bir namazın ibadet olmayacağına inanır, kendisi de öyle kılardı. Hatta bir keresinde Mescidi Nebi'de namaz kılarken mescidin duvan yıkılmış, herkes kaçarken o hiç istifini bozmadan namazını tamamlamış, selam verdikten sonra duvarın yıkıldığım görmüş ve etrafındakilere olaydan tamamen habersiz, neler olduğuna sormuştu.