"İşte orada, iki sevgilinin düşüp can verdikleri yerde, her yıl, oraya düştükleri günün seherinde, tanyerleri ışırken, iki çiçek biter. Bu çiçeğin biri kırmızı, biri mavi açar. Tam günün ucu görünür, çiçekler birbirine kavuşacakken, öte kayadan bir geyik uçarak gelir, çiçekleri yer. Bu her yıl böyle olur."
Artık bizimle tımarhanede yaşayan insanlar arasında bir fark olmadığı benim için çok açık, o dönem bundan sadece belli belirsiz bir şüphe duyuyordum. Tüm deliller gibi, ben hariç herkesin deli olduğunu düşünüyordum.