Sema Dağcı

Sema Dağcı
@semadagci
Tercüman
İngiliz Dili ve Edebiyatı
79 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Balonla Beş Hafta
6/10
·320 syf.··
2024 4. kitabı
Dönemi, kitabın ve yazarın içine doğduğu ülkeyi yansıtan ve detaylarıyla anlayacağımız bir kitap. Kitabın yaşandığı dönem öyle ki sanki bize çok yabancı, çok uzak. Öyle ki hâlâ keşfedilmemiş yerlerden bahsediyoruz. Coğrafi keşifler diyeceğimiz keşifler bunlar. Bilim insanları bunun üzerine çalışıyor. Fakat yine dönem ve bir şeyi bulan ilk kişi olmanın hırsı sanıyorum ki bilim insanları arasında çekişmelere yol açıyor. Tabii dönem Viktorya dönemi bazı şeyler şimdikinden çok farklı ve bazı şeylere izin yok. Bu da düşünce farklılıklarına sebep oluyor. Hatta belki bazılarının girişimi engelleniyor ama devrim niteliğinde keşifler yaşanacak dönemlerden bahsediyoruz. Bazılarının cesareti öne çıkacak, çıkmazsa bunca keşif yapılamaz zaten. Birilerinin cesareti sayesinde değişen durumlar… Dönemin İngilteresi, gücü, diğer yerler üzerinde kurmak istediği sömürü düzenini gösterecek bize. Özellikle Afrika üzerinden… Yazarın tarzı ve eserin bir keşfin güncesi olması sebebiyle teknik bilgiler, fazlaca bilim insanı isimleri içeriyor henüz başlardan itibaren eser. Yine de bu detayları akılda tutmaya gerek olmadığından kitabın akışını etkilemiyor. Fakat bana göre kitap bir noktada propagandaya evrilecek gibi geliyor. Belki maddi kaygılar, belki dönemin yöneticileri ve siyaseti ile ilgili olan durumlar, belki de tamamen yazarın fikirleri ve inandıkları sebebiyle kitap biraz da dönemin sömürgeci İngilteresinin güzellemesi niteliğinde. Aynı şekilde Fransa, daha doğrusu Avrupa “medeniyeti”. Afrika’nın bu medeniyetten uzak topraklarını biz medeni hale getirdik, aksi halde burada ilkel topluluklar dilediğince şeyi medeniyeti dahi tanımadan yapacaktı denmek istiyor. Yönetenler tarihin akışında kendilerini haklı göstermek, kitleleri susturmak ve hatta kendi halkını da bunlara ikna etmek
Balonla Beş HaftaJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Japon Klasikleri
6/10
·72 syf.··
2023 59. kitabı
Bir ülkeyi ve kültürünü anlamak istiyorsanız o ülkenin klasiklerini okuyun. Nacizane ve biraz düşünüldüğünde kolayca çıkarımı yapılabilecek bir tavsiyedir bu elbette. Fakat bu da bir gerçektir ki edebiyat içinde kültür -bu inceleme özeli bu olduğu için- barındıran bir alandır. Edebiyat, o ülkenin sorunlarına, uğraşlarına ışık tutar, tıpkı bu eserde yazarın eserinde dert yanması gibi. Belki Japon kültürü bana göründüğü gibi birçok insana da “mükemmel ve sorunsuz” tanımlamalarıyla betimlenen bir konumdadır. Fakat bir de onu orada yaşayanlara sor demenin bir örneği bu kitap. Başka kültürden kişiler olarak bizlerin farklı kültür altında çeşitlik ve farklılık olarak görüp beğendiğimiz, görmek, deneyimlemek olarak gördüklerimiz ve “kültür” olarak değerlendirdiğimiz şeyler aslında geçmişten bu yana o ülkenin gerek coğrafya, gerek koşullar karşısındaki tutumudur aslında. Merakla izlediğimiz, fotoğrafını çektiğimiz ve “farklı bulduğumuz” Japon evleri, yemekleri ve insanları ülkenin doğal bir sonucu aslında. Güzellemesi yapılan kavramlar olsa da… Bu eser bir yandan da bu bahsettiğimiz “kültür” denen kavramın karşılaştırması benim bakış açımda. Modern ve gelenek, batı ve doğu ve de en sonunda tutuculuk ve esneklik. Japonya her zaman dünya genelinde baktığımızda “kültürlerini ne güzel korumuşlar” denilerek güzellemesi yapılan bir ülkedir. Ama sahiden kendi insanları bu durumdan memnun mu veya gelenek zaman değiştikçe bu denli takip edilmesi ve geride bırakılmaması ya da en azından esnetilmemesi gereken bir durumu mu kapsar? Tüm bunların sorgulamasına girip kişisel aydınlanmaları yaşatacak kısacık bir kitaptır. Oysaki ne de çok şey anlatır. İyi okumalar
2023 Okuma Raporları
Gölgeye ÖvgüCuniçiro Tanizaki · İthaki Yayınları · 20222,963 okunma
8/10
·408 syf.··
2020 71. kitabı
Ben, Kirke, uzun zamandır okumak istediğim fakat sürekli önüne başka kitaplar getirerek okumayı ertelediğim bir kitaptı. Ve de tam olarak klasiklerin arasına sıkıştırıp eğlenceli bir maceraya atılayım dediğim anda elimde belirdi. Öncelikle Kirke’yi bu kitapla tanımaya başlıyorsak bu yanlış bir başlangıç olurdu, en azından Kirkenin hikayesini Odyssey destanından kısaca öğrenip buraya gelebilirsiniz. Mitolojik veya edebi altyapınız varsa karışık gelmeden okuyabilirsiniz kitabı. Kirke’yi onun küçüklüğünden başlayarak tanıtıyor bizlere bu kitap, onun etrafında dönüyor, onun macerasına, hayatına, yol boyu rastladığı insanlara rastlıyoruz bizler de. Okurken çok zevk aldım. Tam olarak beklediğim gibi maceraya atılıp, kendimi Kirkenin yanında hissederek bunları beraber yaşıyormuş ve ben onun bu hayat yolunda kitap boyu yanında yürüyormuş gibiydim. Sonu bir çok farklı algılamaya neden olabilecek bir sondu fakat benim açımdan hüzünlüydü. Ölümsüz bir tanrı bu ölümsüzlükten mutludur gibi gelir hep, ölümsüzlük bir nimetmiş, ödülmüş gibi ama ya öyle değilse? Bunu yaşayan bir sondu işte... Son olarak, İngiliz dili ve edebiyatı okuyan biri olarak Kirke’nin hikayelerinin mitolojik ve edebi yönüyle yakından ilgiliyim ve Kirke’yi böyle tanıyan biriyim fakat eğer böyle bir altyapım olmasaydı kitabın arka sayfalarında kitabı anlayabilmek için bizlere mitolojinin altyapısını sağlayacak sözlük niteliğinde bir bölüm var. Kitapta bahsi geçen Truva Savaşı, savaşın karakterleri, mitolojik tanrılar ve mitoloji dünyasından çoğu kişiyi bu bölümde kısa açıklamalarıyla bulabiliriz. Bu bölümü de özellikle beğendiğimi belirtmek istedim. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
9/10
·152 syf.··
2020 39. kitabı
Martı Jonathan, ben seni çok sevdim. Cesaretini, inancını, yaşama isteğini, fark yaratma çabanı çok sevdim. Kabul edilmeyeceğini bildiği halde sürüden sıyrılmayı, kendini gerçekleştirmeyi uman ve bunun için bir adım attıktan sonra bunun tadına vararak özgürlüğüne uçan bir martının Martı Jonathan’ın hikayesi. Eminim okuyan herkes, çocuk, genç ya da yaşını almış her insan sever bu hikayeyi. Çünkü hayatının hangi döneminde okursa o dönemde farklı şeyler öğrenebileceği bir kitap diye düşünüyorum bu kitap için. Şu an ya da hep, içinde bulunduğumuz toplum, insanlar sınırlarını, yapabileceklerini bilmeden yalnızca yaşıyor bu dünyada ve biri çıkıyor bunun böyle olmadığını söylüyor, değiştirmeyi istiyor yalnızca kendisini değil fark ettiği doğrularla çevresini de, fakat şu anda da olduğu gibi buna karşı çıkan bir otorite ya da toplu bir karar olduğuyla karşılaşıyor. Fakat ne olursa olsun, birisi sana yapamazsın da dese, seni kabul etmese de onu başarabileceğini bilmelisin diyor Jonathan bizlere keza kendisi de başarıyor. Özgürlük isteyen, yalnızca yaşamayı kabul etmeyen daha fazlasını isteyen, yaşamanın tadına varmak isteyen, keşfetmek, öğrenmek ve farklı olmayı isteyen herkese cesaret bu kitap. Ve Martı Jonathan sana teşekkür ederim, bana öğrettiklerin için, bir kez daha yapacaklarımın arkasında cesurca durmamı bana hatırlattığın için ve özgürlüğümü istememin haklılığını hatırlattığın için teşekkür ederim, seni ve düşüncelerini her zaman kalbimde ve aklımda tutacağım, benimlesin Martı Jonathan ve içinde seni barındıran herkeslesin.
Edebiyat
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınevi · 201880,2bin okunma
10/10
·424 syf.··
2020 36. kitabı
Halid Ziya kuşkusuz türk romancılığının en önemli romancılarından. Karakterleri o kadar güzel işlemiş ki gerçekten var olduğuna inanıyorsunuz adeta. Roman kendini içine çeken bir hale girmiş gerek eski İstanbul tasvirleri gerek karakter tasvirleriyle. Ayrıca eski İstanbul ve onun dokusu, yaşamlar, mekanlar o kadar güzel anlatılmış ki kesinlikle çok beğendim. Kitabı okurken hiiiç bir anında sıkılmadım, sanki o anlar gözümün önünde gerçekleşiyor gibi hissettim. Servet i Fünun akımının bireyselliği ve aşkının yanıda Halid Ziya’nın realistliği çok güzel durmuş ve müthiş bir kombinasyon olmuş. Bir kez daha Servet i Fünun romanlarına hayranlık duydum, çok değerliler. Yazarın bu kitabında aynı zamanda içten içe bir eleştiri bir serzeniş de olduğunu düşünüyorum, içten içe söylemek istediklerini, insanları eleştirmek istemiş olabilir. Romanlarında hep İstanbulu anlatması dolayısıyla bu konuda çok usta olduğunu düşünüyorum. Mekan ve karakter eşleşmesi çok başarılı, sosyal çevrenin etrafında gelişen kişilikleri çok yerinde yapmış. Tüm bunların yanında karakterlerin iç dünyasını yansıtma konusunda usta olan yazarın bu kitapta da bunu bolca ve başarılı bir şekilde yaptığını görüyoruz. Kitabı kesinlikle ve kesinlikle çok beğendim. Ve de kendimde bu kitabı eleştirebilecek hakkı görmüyorum çünkü kitap kusursuz gözüküyor.
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 202122,8bin okunma