İnsan denen canlı böyleydi işte. Üzerine hangi pahalı takım elbiseyi geçirirse geçirsin yeryüzünün en vahşi yaratıklarından birisiydi. Sergilediği vahşet için kimi zaman haklı nedenleri vardı kimi zaman ise haksız. Mesele bu kadar basit.
"Arz ve suale ne hacet; O cümle halimi bilir. O'nun halimi bilmesi bana yeter. O'nun kuluyum, dilerse yakar, dilerse kurtarır. Senden bitecek hacetim yoktur; benim gibi aciz bir kulsun, muhtaçsın. Benim halimi, seni, beni ve on sekiz bin alemi yaratan bilir."
~Delail-i Hayrat Şehri, Kara Davut.
Ve yedi yılın sonunda onu kendisinden aldıkları günün yüreğinden hiç çıkmayan acısı; dünyada tek başına kaldığını hissettiği günlerin iç dünyasında yaptığı tahribat.