Sema Tekin

Sema Tekin
@sematekin
''Mümkün olsaydı her karış toprağa buğday eker gibi kitap ekerdim.'' Horace
Ankara
Zonguldak
256 kütüphaneci puanı
174 okur puanı
Ağustos 2013 tarihinde katıldı
" Bir mezarın doğurduğu iştahlı bir çocuktur Anadolu şiiri "
Sayfa 31 - Yapı Kredi Yayınları
Şiir
Reklam
7/10
·208 syf.·
2016 1. kitabı
Irvin Yalom'un okuduğum ilk kitabı. Bir arkadaşım Yalom'un dilinden bahsederken öylesine güzel övgüler yapmıştıki doğrusu çok merak etmiştim. Hakkını vermek gerek. Gercekten çok etkileyici bir anlatım. Zekice bir anlatım ki bunu kısacık on hikayede gayet net görebilirsiniz. Hastaları ile konuşma tarzı çok ilginç. Son derece doğal ve yalın. Onun ilgi çekici kılan yanı da bu olsa gerek. Benim etkilendiğim bir diğer nokta kendisine yönettiği eleştirileri açıkça hastaları ile paylaşabilmesi oldu. Hastalarının düşüncelerinin derinine inmeye çalışırken kendi düşüncelerinin de açığa çıktığını görüyor, sorguluyor ve savaşıyor çoğu zaman. Özellikle üzerinde durulan konu ise ölüm korkusu. Ölümün yakın bir zamanda sanada uğrayabileceğini etrafında bir yerlerde görmeden yoksaymak ve gördüğün zaman bu duyguyla savaşmaya başlamak... Yalom'un diğer kitaplarını da şimdide incelemeye koyuldum. Psikoloji alanına ilgi duyuyorsanız Yalom tercihlerde bulunabilir.
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
"Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın. "
Sayfa 185 - Pegasus
8/10
·96 syf.·
2014 23. kitabı
********SPOİLER İÇEREBİLİR.********* Martı Jonathon Livingston bir başarı timsali olarak karşımıza çıkar. Sıradanlığa karşı çıkan, farklılığı dile getiren, damgaların içinden sıyrılan bir metafordur martı. Etkili bir kişisel gelişim kitabı sayılabileceğini düşünüyorum. Livingston, varsa içimizdeki farkındalığı ortaya çıkarabilecek bir karakter. Geleneksel yapıya karşı çıkan, martı topluluğunun kurallarını istese bile uygulama kısmına geçemeyen bu karakter hedeflerine ulaşmayı başarabilmiştir. Hatta hedeflerine ulaşmasını sağlayan hatta ve hatta bir hedef koymasına olanak veren yine geleneksel yapılı martı topluluğu olmuştur. Hal böyle iken bizim martı yalnızlaşıyor tabi. Zannımca yalnızlık çok iyidir ki Jonathon Livingston da yalnızlığının içinde kendini bulup parlayan, ışıldayan martıları ortaya çıkarmıştır. Kitabı okurken beni en çok düşündüren şey: ''Elalem ne der?(!)'' düşüncesinin davranışa bürünmesiyle insanların kendilerini kısıtlamaya başlamasıdır. Damgalanmaktan korkan bireyler haline gelerek çoğu zaman kendi özümüzün nerede olduğunu unutuyoruz. Değerlendirmemi Goffman'ın bu konuyu en iyi özetler halde olan şu cümleleri ile bitirmek istiyorum: ''Bir bireyin varsayılan kimliği ile fiili kimliği arasında bir uyuşmazlık varsayılır. Bu uyuşmazlığın farkına varıldığında veya bu uyuşmazlık aşikarsa söz konusu bireyin toplumsal kimliği örselenir; söz konusu uyuşmazlık, onu hem toplumdan hem de kendisinden koparma yönünde bir etkide bulunur ve böylece itibarsızlaştırılmış bir kişi olarak, kabul görmediği bir dünyaya göğüs germek durumunda kalır.''
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma