Her kişi kendi görünümünü arıyor. Kendi varoluşunu ileri sürmek artık olanaklı olmadığından, ne var olmayı ne de bakılıyor olmayı dert etmeksizin boy göstermekten başka yapılacak bir şey kalmıyor geriye. Varım, buradayım değil; görülüyorum, bir imajım; bak bana, bak! Narsizm bile değil bu; sığ bir dışadönüklük, herkesin kendi görünüşünün menajeri haline geldiği bir tür reklamcı saflığı.
"Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırakmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli."
« ...Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insanlardan oluşmaktadır. Olabilir mi ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim. Diğerini gözardı edelim de, kitlenin tamamı ilerlemiş olabilsin ? Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin ? Şüphe yok, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve gelişme sahalarında ve yenilikle birlikte mesafe almak gereklidir.... »
'' O' nun ilkeleri aslında, aklın işleyip durduğu değerlerden çıkmıştır. Bu nedenle, ilkelerini günümüzde çıkan sorunları çözmekte kullanabiliriz. Onları, aklımızla yeni koşullara uygun biçimde yorumlayabiliriz. Bu ilkeleri atamayız. Bağımsızlığımızı feda edebilir miyiz? Ulusçuluktan vazgeçebilir miyiz? Egemenliği ulustan alıp bir kişiye veya zümreye vermek yerinde midir? Nihayet, sorunlarımızı çözümlerken akla, çağdaş bilime değil de neye dayanacağız? ''