Homeless

Homeless
@semptomania
Aber das ist eine Schweinerei! Ich muss hier raus.
27 kütüphaneci puanı
3525 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Haykıra haykıra koşmak, koşa koşa haykırmak ne saadet! (Peyami Safa)
9/10
·84 syf.·
2021 62. kitabı
Hepimizin hayata tutunmak için bir sebebi var, olmayanlar da vardır ancak sebepsizlik bile içinde bir sebep barındırır. Celal Şengör'ce ''diy mi?'' Özellikle yaşam standartların dipte ise, dünya bir savaşın içinde ise kendine bir yaşam alanı açman hayli zor hale geliyor. Asırlar boyu belki de aşkın gözümüzde bu denli önemli hale gelmesi de insanların bu amaca tutunmasından ileri gelir. Hobi diye adlandırdığımız ''zaman öldüren meşgaleler'' teknoloji öncesinde kanımca daha azdı. Genel bir şekilde ele alırsak insanlar tüm gününü çalışarak geçirirlerdi. Şu an teknoloji insanların sırtından iş yükünü aldı. Farklı yükler yükledi orası ayrı. Şimdi hayata tutunmak konusu nereden çıktı oraya gelelim. Fransız Edebiyatı'nın önemli kalemlerinden Jean Echenoz ''Çek Lokomotifi'' olarak tanınan Emil Zatopek'in hayatını ele alır bu eserinde. Bu haliyle biyografik bir eserdir ancak tam anlamıyla biyografi demek haksızlık olur. Hayata tutunmak demiştik. Evet, Emil Zatopek I. Dünya Savaşı sonrası kıtlıkların, imkansızlıkların içinde doğmuş. Ülkeler, insanlar henüz bu yarayı yeni sarmışlardır ki (1929 Büyük Buhran'ı unutmadan) Hitler önderliğinde II. Dünya savaşı patlak vermiş. Anlayacağınız Zatopek'in hayatını savaşlar belirlemiştir. İşte kendine yaşam alanı açabilmenin en zorlu kısmı da bu. Savaşlar hüküm sürerken insanların zihnini tek bir konu işgal etmektedir. Kitabımız için diğer ele alınması gereken husus da elbette olimpiyalar. Temelleri MÖ 8. yüzyılda Yunanistan'ın Elis ilinde bulunan Olimpiya'da gerçekleştirilen antik oyunlara dayansa da modern oyunların ilki 1896 yılında, Pierre de Coubertin'in Uluslararası Olimpiyat Komitesini kurması sonrasında gerçekleştirilmiş. Bu dünya adına olumlu bir gelişmedir esasında. Olimpiyat oyunları sayesinde belki de birçok anlaşmazlığın
KoşmakJean Echenoz · Helikopter Yayınları · 2012163 okunma
Reklam
10/10
·724 syf.·
2019 37. kitabı
Selam arkadaşlar, gelirleriyle ve giderleriyle tüm insanlığa faydamın dokunduğu youtube linkini aşağı bırak... yok yok öyle bir derdim, merak etmeyin. Bu yalnızca kamusal bir incelemedir, dileyen okur, dileyen okumaz. Sizi birer araç olarak görmüyorum, birbirimize katacağımız çok şey var. Hepimizin içinde bir nebze de olsa kendini bulabildiği ''meşhur'' Tutunamayanlar'ı okuyalı baya oldu. O vakitten beri hakkında birçok inceleme, araştırma yazısı gördüm ancak değinilenler değinilmeyenlere hakaret ediyor adeta. Oğuz Atay bu kitabı bir yarışma için derlemiş olabilir evet fakat yazarımızın dillere destan bir dileği vardı hepimizden: ANLAŞILMAK... Birçok yazarda vardır bu. Bestseller olmak, çok okunmak, dillere düşmek hem ekonomik hem de ego açısından önemli. Her kesimde olmasa çoğunun öz amacı anlaşılmak. Kutsal kitapların bile amacı budur, değil mi? :) Tutunamayanlar barındırdığı teknikler, başvurulan edebi akımlar, kitaplar, yazarlar olarak bütünsel olarak ele alınamaz. Bu hem yazara hem de 724 sayfaya ihanettir! Bir yerden başlamak gerekirse bu kitap bir deneydir. Hızlıca postmodern kalıbına sığdırmadan ne demek istediğimi izah edeyim: Türk edebiyatında bir çığır gerçekleştirmiştir! Bilinç akışı tekniği mi yalnızca bu çığırın hammaddesi, elbette hayır. Yusuf Atılgan Oğuz Atay'dan önce bunun başarılı bir örneğini zaten vücuda getirmişti. O halde; nedir bu eserin Türk edebiyatı için ilk ya da özel kılan? 70 sayfalık bir noktalama işareti olmayan bir kısım var. Bunun örneğini James Joyce'un Ulysses'inde görmüştük, o zamanlara gidince Ulysses'in okunma oranına bir bakarsak okuyucu için çıkılmamış bir yolculuk değeri taşıyor. Evet yanlış duymadınız Ulysses'in Türk okuyucusu arasındaki ''tanınırlığının evveliyatı'' öyle çok da öncelere dayanmaz. Bu açıdan bakınca o 70
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Gogol'ün paltosundan bildiriyorum...
Puan vermedi·479 syf.·
2021 40. kitabı
·
Ekselansları! Hangimiz gerektiğince iyiyiz? Dürüstüz? Doğruyuz? Gogol'ün biyografisini okurken Ukrayna'da doğmuş olsa da soyunun Türklere dayandığına dair bir varsayım okumuştum. Açıkçası Türk mü, Ukraynalı mı, Rus mu bunun peşine düşemeyecek kadar dünyalı bir yazar. Her ülkeden vatandaş kalkıp Gogol benim hemşehrim diyebilir. Mezarından kaldırıp sorsalar onun da buna itirazı olacağını sanmam. Gogol Rus yaşamı üzerinden aslında evrensel sorunlara değinmiştir, tam da bu yüzden evrenselliği kaçınılmazdır. Ölü Canlar'ın yarım olduğunu, yakıldığını duymayanınız kalmadı. Lisede farklı bir yayınevinde ilk kez okuduğumda şaşırmış, üzülmüş, kendi hayalimde eksik kalan parçaları tamamlamıştım. Pirince giderken elindeki bulgurdan olan Çiçikov'un yaşamı 1842'li yılların Rusya'sında her insanın ''California Dream''iydi şüphesiz: KISA YOLDAN ZENGİN OLMAK... Biraz daha açarsak az çalışıp zengin olmak, eğer seçme şansı varsa hiç çalışmadan zengin olmak... Çiçikov'u kahraman yapan Gogol'ün onu alıp başrole koyması mı yoksa ''kahraman'' sıfatının yalnızca olumlu anlamda kullanılmayacağından mı ileri geliyor? Çiçikov aslında bir simge. Tüm yaşamını adadığı zenginlik hayali tüm insanlığın hayallerini süslerken ''yarını düşünmekten bugünü yaşayamama'' sorunsalının da tam merkezine düşürüyor. Çünkü hayallerden yaşama yer kalmıyor. O kadar çok hayal var ki bir ip olsa çekilecek, bir adım olsa atılacak, kaç versta olursa olsun yürünecek. Ama yok, insan hayalleriyle birlikte gömülmeye razı. O kadar çok karakter gelip geçiyor ki ''Ölü Canlar'' temalı romanımızın içinde. Her biri apayrı ders. Biri başıboşluğun (domuz gibi yaşamanın) bedelini bizlere öğretiyor, diğeri çalışkanlığıyla (özellikle toprak konusunda) nasıl saygın bir insan olabileceğimizi öğretiyor. Her telden insan var. Bu
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Birçok şey ya da hiçbir şey.
Puan vermedi·736 syf.·
2021 24. kitabı
Günümüzde de pek çok örneğine rastladığımız ''Erki ele geçirme arzusu'' kendinden olmayanı sapkınlıkla yaftalar. Dışlanmışlık hissi vererek karşıdakinin fikrini doğru ya da yanlış köreltmek ister. Taraftarlarından eyyam, veryansın, karalama kampanyaları sipariş edilir ve tarih boyunca hiç şaşmayan döngü de şudur ki: Taraftarlar, taraflardan önce atılırlar meydana. Toprak, ucuz insan eti aramaya çıkmıştır... Ve dünya açık bir pazardır bunun için. CAST: ●Melkli Adso - William'ın çömezi (Anlatıcı rahip) klasresim.com/i/afxs6 ●Baskerwille'li William - Araştırmacı rahip klasresim.com/i/afNja ●Fossonova'lı Abbonne - Benedict manastırı başrahibi klasresim.com/i/af8f3 ●Hildesheim'li Malachi - kütüphaneci klasresim.com/i/afc8R ●Sankt Wendel'li Severinus - Şifalı bitkiler uzmanı ●Otranto'lu Adelmo - Minyatür ustası ●Casale'li Ubertino - Fransisken tarikatından sürgün (William'ın arkadaşı) ●Grottaferata'lı Alinardo - yaşlı rahip ●Varagine'li Remigio - Kilercibaşı ●Burgos'lu Jorge - Yaşlı,bilgili kör rahip klasresim.com/i/afeby ●Arundel'li Berengar - kütüphane yardımcısı ●Morimondo'lu Nicola - cam ustası ●Allessandria'lı Aymaro - Kitap kopyalayıcısı ●Upsala'lı Benno - sözbilimci ●Salvamec'li Venantius - Yunanca,Arapça çevirmeni ●Salvatore - Kilercibaşının yardımcısı ●Bernardo Gui - sorgucu, papanın elçisi ●Cesena'lı Michele - Fransisken tarikatı lideri TÜR: Polisiye (Öyle mi dersin?) YÖNETMEN: Umberto Eco SENARİST: Ortaçağ Umberto Eco'nun ismini gören okur önce durup kitabın hacmi ne olursa olsun bir düşünür. İçinde bir beklenti ile açar kitabın sayfalarını, bulduklarıyla coşar. Şimdi bu kitabın ilk romanı olduğunu öğrenip de okumaya başladıysan beklentini zayıf tutmak istersin. Oh no! Karşındaki Eco ise ondan en iyisini istemelisin.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
10/10
·176 syf.·
2021 17. kitabı
İnsan kendisiyle de karşılaşır. Az bilinen bir kitabı okumanın erinci başkadır. Büyük keşiftir okur için. Kerem Işık ismiyle yolum belki de hiç kesişmeyebilirdi. Yine her zamanki gibi Kızılay YKY şubesine gider önsözü okur öylece yanından gidebilirdim. Yazarın sıkça söz ettiği ''yazgılanma'' burada devreye girmiş olacak. Şube müdürüyle kendimi bir anda bu kitabı konuşuyorken buldum. Övgüye boğsaydı belki içimdeki ayrık otu yeşerir ''ben bunu almayacağım'' derdim. Öyle olmadı, ''biz bu hafta bu kitabı konuşacağız kesinlikle tavsiye ediyorum'' dedi. Okunacak tonlarca kitabın içinde hafif cüssesiyle ilk sıraya giriverdi. 'Elindekileri bitirmeden kitap almayacaksın!'' yeminimi bir kez daha bozdurdu Dünyanın Güçlü Tarafı... İyi ki... 1976 doğumlu Kerem Işık, Varlık, Notos Öykü, Eşik Cini ve Özgür Edebiyat gibi dergilerde öykülerini yayınlatırken, üç adet öyküsü de basılmış. Aslında Cennet de Yok (2010), Toplum Böceği (2012) ve Iskalı Karnaval (2015) öyküleriyle Haldun Taner Öykü Ödülü’nü de kazanmış. Bu tür ödüller genelde beni hayal kırıklığına uğratır. Birçokları Abbas Sayar'ın Yılkı Atı kitabını çok beğenir. Tutunamayanlar gibi kült bir eseri geride bırakmış olması beklentiyi arşa değin çıkarıyor olsa da vasatın azıcık üstündeydi. Dipnot: Her köy romanı güzel değildir. Konumuzun dışına çıkmadan Kerem Işık'ın ilk romanına dönelim... Dünyayı neden affetmeliyiz? Ne kadar yalandan ibaret olsa da baş edilebilir gerçekleri olduğu için mi? Ölene kadar yolda olabildiğimiz için mi? Atlas rolüne soyunup onca ağırlığın altında hafifliğine sığınabildiğimiz için mi? Doğa'ya bakınca dünyayı kendi içimde serbest bırakıyorum, tüm o ucuz lanet okumaların seyri değişiveriyor... Sonra? Sonra doğadan sıyrılıp tekrar şehre, kalabalığa, insan yığınının içine giriyorum. Af kapsamında
Dünyanın Güçlü TarafıKerem Işık · Yapı Kredi Yayınları · 2020128 okunma
Reklam