Evim fındık büyüklüğünde. Ana yola dikey inen, asfalt yollardan birine sapın. Doğru yürüyün, çevrenize iyi bakın. Kolacı, büyük bakkaliye, eczane, manav, terzi, ne ararsanız vardır bu yolda. Benim böyle bir yerde oturamayacağım besbelli: Buradan durmadan taksiler, kocaman yük kamyonları; at arabaları geçebilir. Evimi bulmak istiyorsanız, başınızı zorla gökyüzüne, karga sürülerine, deniz kokusuna çevirtecek sokağı ve dünyanın en temiz, en neşeli manavını buluncaya değin yürüyün. Ana yolla hiçbir benzerliği yoktur bu sokağın. Karşılıklı iki sıra apartman, bütün apartmanlarda pencerelere sarılmış Burgonya gülleri -burasını uyduruyorum- vardır. Biz en üst katta, bizim Korsan Çıkmazı'nda oturuyoruz. Ben, Bora, Turan, Cimcim ve Cin. Böylece beş kişiyiz. Birbirimizi hem çok severiz, hem -aman Allahım, beni sinirli etti, deli etti bunlar- asla anlaşamayız. Ben anne, Turan baba, Bora çocuk, Cin kara yavru kedi, Cimcim sarı yavru kedi'yi oynuyoruz. Sokağın sonundan deniz görünür. -İşte burasını da uydurdum.- Ama bizim Korsan Çıkmazı'ndan deniz görünür sahiden.