Hikayesini duyduğum ve merak ettiğim için alıp okuduğum ama aşk şiiri sevmediğimi bir kez daha anlamama yardımcı olan bir kitap oldu.
Ciddiye alıp inceleme bile yapamayacağım, ama şuraya okurken “noluyo ya” dediğim bir şiiri bırakıyorum;
“Şimdi sen çırılçıplak elma yiyorsun
Elma da elma ha allahlık
Bir yarısı kırmızı bir yarısı yine kırmızı
Ben de çıplağım ama elma yemiyorum
Benim öyle elmalara karnım tok
Ben öyle elmaları çok gördüm ohooo “
Devam edemeyeceğim :p
“Saklanmak bir hazdır, bulunmamaksa bir facia.” (Winnicott)
Saklanan bulunmak ister, kaybolmak değil. Birisi gelip onu bulsun ister. Dünyadan saklanırız ama sevdiğimiz biri gelip bizi bulsun, farkımıza varsın, bize değer versin isteriz.
Teslimiyet deyince bir yenilgi, bir boyun eğiş anlaşılıyor. Halbuki teslimiyette acı ve zayıflık yoktur. Teslim olmak, bana esenlik veren bir büyük kudretin ellerine kendimi bırakmamdır; öyle ki o kudret tarafından gözetileceğimize ve bu sebeple de her şeyin yolunda olacağına iman ederiz.
Oysa yaşamak tevazu ister, hayatın getirdiği derslere açık olmayı gerektirir. Teslimiyet, Allah’a güvenmektir. Allah’a dayanan ve hikmete râm olan kişi bir emniyet halkasına dahil olmuştur ve artık hoştur bana senden gelen demek makamındadır. Önüne serilmiş yollar da ol sultanın ikramıdır.