Bırakalım bu dünya alabildiğine dönsün
Ölmekse daha kolay ne var
Yaşamaksa sensiz mümkün değil
İskender adam edemedi bu dünyayı
Biz mi edeceğiz
Eflatun çözemedi yaşamanın sırrını
Biz mi çözeceğiz
Bütün yataklar bir kişilik
Git diyorsun
Nereye gideyim
Birazdan gece olacak
Gelme diyorsun
Bu gel demektir
Birazdan güneş doğacak
Doludizgin atlılar geçecek yüreğimden
Seni düşüneceğim
Gümüş mahmuzların parlaklığınca
Yağmur nal izlerini örtmeden
Sana geleceğim
Bekle beni
Bu bir acı çekme ânı.
Acı çekmek, hayatın bir parçasıdır. Şu anın içinde kendime nazik olabilmeyi diliyorum.
Kendime ihtiyacım olan şefkati verebilmeyi diliyorum.
en çok beni sevişini özlüyorum. bilmiyordum oysa, beni sevmenin aslında benim nasıl biri olduğumla alakalı olduğunu. sana verdiklerimin yansımasıydı. bana geri dönüşüydü. bunu nasıl göremedim. nasıl. böyle oturup beni kimse o biçim sevemez diye aldandım. sana sevmeyi öğreten ben olduğum halde. ben öğrettim sana doldurmayı. doldurmaya ihtiyaç duyduğum boşlukları. nasıl da acımasızlık ettim kendime. sebebini sana atfettim sıcaklığımın, sırf sen de hissettin diye. gücümü, aklımı, güzelliğimi veren sensin sandım, sırf sen de takdir ettin diye. sanki seni tanımadan önce böyle değilmişim gibi. sanki sen gidince de böyle kalmamışım gibi.
dengeli yaşamak nedir bilmem ben üzgünsem
ağlamam, çağlarım
mutluysam
gülümsemem, ışıl ışıl parlarım
öfkeliysem
bağırmam, yakarım
uçlarda yaşamanın güzelliği şu sevdiysem kanatlandırırım sevdiğimi hep uçup giderler çünkü
belki de iyi değil bu yaptığım
hele bir de kalbim kırıldıysa
gör sen beni
kederlenmem
paramparça kalırım