Evet, yine bir psikolojik terim daha: psikopati. Teknolojinin, yapay zekânın ve hâliyle bilmişliğin hızlı bir aşırılaşmasıyla bilenve bilmeyen çoğu kişinin, ezberlediği birkaç bilgi kırıntısı ile birbirine tanı ve teşhiste bulunduğu bir çağdayız. Bir süredir "narsisizm" modaydı. Önümüze gelene bu damgayı vurup geri çekiliyoruz. Oysa herkesin doğasında bir miktar narsisizm var; buradaki ayırt edici nokta, kişinin kendini kontrol edebilmesi ve yeri geldiğinde sencil ile bencil olayının, bizcil içinde eritilebilmesi. Narsistler, kurnazdır, yeri gelir sırf kurbanlarını kendine bağlayabilmek için göz boyamak adına empati de yaparlar fakat ya psikopatlar?
İşte, onlar hiç empati yapamayanlardır. Hatta onların içinden tüm duyguların boşaltıldığı boş ve soğuk bir insan görünümünden bahsedebiliriz. Kimi toplumsal kurallara uyulmadığında başına gelecekleri iyi bilir ve bunu umursarlar. Bu yüzden suç alanından uzaklaşarak kendilerini tatmin ederler; oldukça da başarılı olur çoğu. Yapılan araştırmalara göre çoğu cerrah, doktor, avukat, gazeteci, politikacı, kasap ve askerlerde psikopati özellikleri ağır basmaktadır. Çoğu CEO için de aynı şey geçerli: şirketlerin başarı ve kazanç için neredeyse her yolu mübah görerek piramitin en üst noktasına doğru koşarken etrafındaki kaç insanı feda ettiklerine yakında şahit oluruz.
Şu ünlü "tren paradoksu"nu hatırlayalım. Çatallı iki rayın birinde makinistin oğlu ya da tek kişi, diğerinde tanımadığı beş kişi bağlı olsun. Trenin hangi raydan gideceğini hadi siz belirleyin: o makinist siz olsaydınız, hangi tarafı seçerdiniz?
*Psikopati özelliklerine sahip kişiler hiç düşünmeden oldukça rahat bir şekilde karar verirler. Sağlıklı bir birey ise duygu yoğunluğu ile büyük bir stres altında kalır.
*Psikopatinin temel özellikleri: korkusuzluk,