Tanışık olmamak en kıymetli hazinenin değerinden dahi bi haber kılar insanı. En güzel insanları teğet geçer gönlümüz. En güçlü hakikatten nasipsiz kalır aklımız. En leziz sayabileceğimiz o yemeğin sözünü edemeyiz hiç. En güzel kitabı okumamış, en güzel şiirle duygulanmamış, en güzel manzaraya bakmamış oluruz tanışmadığımız sürece. Ahmet Hamdi Tanpınar ismini duyduğum, resmini gördüğüm, ara ara aklıma dokunmuş, merakla kitabını dahi aldığım halde tanışık olmadığım bir yazar. Tanımak için daha fazlasına ihtiyaç vardı, yapmadım. “Huzur” romanı duyduğum ama hiç bilmediğim, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” ise aldığım, elimde tuttuğum ama açıp okumadığım eseri. Beş Şehir kitabındaki şehirleri Milyoner yarışmasında görünce öğrenmiş ve tekrar unutuvermişim. Üzülüp tekrar baktım: Ankara, Erzurum, Konya, Bursa, İstanbul imiş. Demem o ki, tanımak için, anlamak için, sevmek ya da karşı çıkmak için daha fazlasına ihtiyacımız var. Ezbere fikir savurmakla olmuyor. Bunca teğet geçtiğim Tanpınar, Murat Menteş’in romanı ve bir arkadaşın tavsiyesi ile çıktı karşıma. İlginç bir hikayeydi ve Murat menteş‘in farklı tarzı ve üslubu ile okumak hem tuhaf hem de çok keyifliydi. Okudukça bu hikayenin dışındaki aslını ve övülen özelliklerinin yansımasını merak ettim. Bu merak ile bu kez teğet geçmem ve elimdeki Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü okurum inşallah Kitap, Murat Menteş’in tarzını bilen için keyifli bilmeyen için zahmetli olabilir. Kesişirse yolunuz tanışabilirsiniz efenim