8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:29
Ah vidar, çocuk kalbin nasıl acımış nasıl görünmeyen olmuşsun okurken bu kadar üzülmüşken seninle o anı yaşarken annenin hiçbirşey olmamış gibi kendini fark etmiyor oluşu. Tek bir cümle ile 40 sene önceye çocukluğuna gidip travmanın canlanması o günü tekrar hatırlayarak tekrar yaşamış olmana mı üzülsem o günün sende bıraktığı etkilere şahit olmaya mı! Yazarın dili, olayın akışı 17 Haziran'da ne olduğunu bu kadar etkileyecek ne olmuş olabileceğini merak ederek okudum merakıma da değen bir kitaptı. Birçok kişinin çocukluğundan izler taşıyan içeriye sahip yer yer bunu bende yaşadım diyeceğiniz güzel bi kitaptı. Alex schulmanın Türk okurları için yazdığı mektubunda da dediği gibi "Elinizde olsa çocuk halinize neler söylerdiniz? İşte bu kitap bu sorunun bir sonucu. Şunu net bi şekilde söyleyebilirim:Eğer o küçük çocuğun yanına gidip 'Gelecekte çocukluğun hakkında bir kitap yazacaksın ve Türkiye'deki okurlar bu hikâyede kendinden bir şeyler bulacak' deseydim buna asla inanmazdı.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,409 okunma
hız haz ayartı çağında bilinç nerede?
Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2026 137. kitabı
David J. Chalmers ’ın "bilinç gizemdir" dediği yerden Yuval Noah Harari ‘nin "bilinçsiz zeka dünyayı yönetiyor" dediği yere geldik. Orada ipotek başlıyor. 1. Dikkatin ipotekli Ortaçağda kilise "ne düşüneceğini" kontrol ederdi. Bugün algoritma "neye bakacağını" kontrol ediyor. • TikTok açıyorsun, 3 saat sonra fark ediyorsun. • Instagram sonsuz scroll. Dopamin kredisiyle seni bağlıyor. • Bildirim = minik faiz. Dikkatini çekip geri ödettiriyor. Yuval Noah Harari ‘nin dediği: "İnsan dikkat dağıtma üzerine kurulu bir toplumda yaşıyor." Bilinçli olmak, farkında olmak acı veriyor. Çünkü sistem senden "tüket, kaydır, tıkla" istiyor. Derin düşünce reklam arası. Bu David J. Chalmers ’ın zor problemi değil. Bu kolay problemin silaha dönüşmesi: Davranışın, tercihin, arzun modelleniyor. 2. Arzuların ipotekli Tasavvuf "nefsini bil" der. Bugün nefsini algoritma senden iyi biliyor. • Amazon ne alacağını senden önce tahmin ediyor. • Spotify üzgün olduğunu anlayıp ona göre şarkı veriyor. • YouTube "radikalleştirme tüneli": Bir videodan giriyorsun, 2 saat sonra bambaşka bir insansın. Chalmers’ın "fenomenal bilinç" dediği şey, yani "kendi deneyiminin sahibi olmak", elinden kayıyor. Çünkü deneyimini neyin tetikleyeceğini sen seçmiyorsun. Akış seçiyor. 3. "Ben"in ipotekli En tehlikelisi bu. Sosyal medya kimliğin = beğeni + takipçi + story. • Fotoğraf çekiyorsun, "atınca nasıl durur" diye düşünüyorsun. Anı yaşamıyorsun, anı üretiyorsun. • CV’ni LinkedIn’e göre yazıyorsun. • Fikrini Twitter’da linç yemeyecek şekilde törpülüyorsun. İlhan İnan ’ın "merak" dediği şey ölüyor. Çünkü merak riskli. Sistem "onaylanan içerik" istiyor. Bilinçli soru soran insan yalnızlaşıyor. Harari’nin dediği gibi: "Bilinçli insanlar aileyi, kurumu rahatsız eder." Ama %100 ipotek değil. Kumanda hala sende. Neden? 1. Farkındalık = İlk haciz
Alıntı
Bilinçli ZihinDavid J. Chalmers · Fol Yayınevi · 202412 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Sadece o günün dünyası için farklı ve mevcut düzeni yanlış bulduğundan Kabul etmeyip Dışında kalmak istiyor diye Vahşi denilen zatı-muhtereme Vahşi diyenler, Vahşiliği medeniyet diye İnsanlığa sunmuş ve sonra da Bizden olmayanlar Vahşidir demişlerdir... Psikoloji de buna yansıtma derler. Türkçesi : Sende ne varsa Karşıda o var zannedersin ! ( İlaveten ) bu tür romanlarda Hep dikkatimi çekmiştir. Dünyada şöyle güçler vardı da Bize şunu yaptılar / bunu dayattılar gibi Laf salataları yapılıyor ama Bir Allah'ın kulu da Neden ve ne sebepten Yapıyorlar demiyor niyeyse. Not : Niyesi belli. Onu da ben anlattım işte...
Alıntı
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Kitabı çok beğenerek okudum. Kesinlikle hayatımızın bir döneminde okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yazarın kanser hastası olan babasının hastalığının ilerleyişini, ölümünü ve yasını okurken, bu sürece sende dahil oluyorsun. Kitap akıcı ve hiç yormuyor....
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Benim Merceğimden Steen Eiler Rasmussen’in Yaşanan Mimarisi.
9/10
·248 syf.··
2026 227. kitabı
​Rasmussen bu kitabı yazarken, mimariyi sadece profesyonellerin anladığı o kuru, teknik dilden kurtarmak istemişti. Bu yönüyle takdiri hak ediyor. Ancak kitaba senin pencerenden, edebiyatın, kelimelerin estetiğinin ve zamansız bir zevk anlayışının hüküm sürdüğü o yerden baktığımızda, eserin parlayan yönleri kadar gölgede kalan köşeleri de çok net bir şekilde gün yüzüne çıkıyor. ​1. BANA GÖRE NE FAZLA? (Rasmussen'in Abarttığı ve Beni Sıkan Sınırlar) ​Bir kitabı okurken, yazarın sürekli aynı noktaya parmak basması veya kendi doğrularını tek mutlak gerçekmiş gibi sunması ruhu daraltır. Rasmussen’in metninde "fazla" bulduğum, törpülenmesi gereken yerler şunlar: ​Didaktik ve Kuralcı Modernizm Israrı ​Rasmussen, 1950’lerin o işlevselci, "az çoktur" diyen modern mimarlık rüzgarına kendini biraz fazla kaptırmış. Süslemeyi, detaylardaki o yaşanmışlık hissini veya geçmişin o ağırbaşlı, hikayesi olan detaylarını bazen sadece "fonksiyonel değil" diye eleştiriyor ya da görmezden geliyor. ​Benim Eleştirim: Tasarımda sadelik ve dürüst malzeme kullanımı (örneğin ham ahşabın, taşın dokusu) elbette asildir. Ancak mimari sadece bir işlev alanı değildir; bir ruhu, bir hikayeyi fısıldamalıdır. Rasmussen'in modernizmi kutsayan bu aşırı işlevselci dili, zaman zaman mekanın kalbini, o eski zamanların ağırbaşlı estetiğini ıskalayan bir fazlalığa dönüşüyor. ​Batı Dünyasının Estetik Tekeli ​Kitap boyunca anlatılan bütün o "kusursuz mekan" örnekleri Roma meydanlarında, Palladio villalarında ya da İngiliz malikanelerinde geziyor. Rasmussen sanki tüm dünyanın estetik algısı sadece bu coğrafyalardan ibaretmiş gibi davranıyor. ​Benim Eleştirim: Batı'nın o simetrik, rasyonel dünyası güzeldir ama eksiktir. Doğu’nun, bu toprakların, bir türkünün tınısındaki o uçsuz buçaksız hüznü ve sadeliği barındıran
Sanat
Yaşanan MimariSteen Eiler Rasmussen · Remzi Kitabevi · 2020241 okunma
8/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:46
Herkese merhaba Primo Levi’nin Boğulanlar Kurtulanlar kitabını bitirdim. Bununla ilgili hemen kısaca bir şeyler yazmak istiyorum. Primo Levi’nin anlattığı şeyler “tarihten bir kesit” gibi değil de, sanki insanlığın sınırına yazılmış bir rapor gibi geliyor. Okudukça şunu fark ettim: orada mesele sadece hayatta kalmak değil, hayatta kalmanın bile başlı başına ahlaki bir yük haline gelmesi. Kitabı kapattığımda aklımda kalan en güçlü şey şu oldu: Kurtulmak her zaman “başarı” değil, bazen sadece şans. Ve bu şansın içinde suçluluk, kırılma ve açıklaması zor bir ağırlık var. İnsan zihni bununla nasıl baş eder, emin değilim. Okuması kolay bir kitap değil, ama zor olmasının nedeni dili değil; anlattığı şeyin kendisi. Bitirdikten sonra hemen unutulacak türden de değil, biraz sende kalıyor, zamanla ağırlaşıyor. Kitapla kalın
Boğulanlar KurtulanlarPrimo Levi · Can Yayınları · 1996188 okunma