Er geç uzanır bir el son kampanayı çalar
Anlarız kaçınılmaz ânın geldiğini
Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır
İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini
Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini
Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım
Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim
Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım
Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım
Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi
Ansızın toprakla dolması gözlerimizin
Kanımıza o çirkin böceklerin girmesi
Kim bilir ölüm belki de bir çilenin sona ermesi
Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözlerle bakmak
Ne çare ki sen varsın o dünyada sen varsın
Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak
Sen ona bir gemisin yönü senin yönündür
Bir sancısın geçerken denizlerini özgür
O da bir ada olsun, sana çevrili dursun
Dağının dalgalarla, yüzünün rüzgârlarla
Bağlandığı kendini sende çözülmüş görür
Allah'tan kork. Eğer biri sende, olan bir kusurla seni ayıplasada sen onu bildiğin bir kusurla ayıpla. Böyle yaparsan sevabı sen alırsın binada o alır. Sakın hiçbir kimseyi bir şekilde sövme.
“Anlık acıları biz de biliyoruz tabii;ama bu öyle bir şeye benzemiyor! İnsan yaşamının her yanı karanlıkla sarılıydı…Nasıl başa çıkabiliyordu bununla? Ama bu adam başa çıkıyor gibi görünmüyordu…Gözleri keder ve ACI doluydu!…”