Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim Ben dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benim Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim Ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim Soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi
Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde Her hâtıra bir demet zakkum meyhanelerde Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir Götür benden ahzânı, bana ihsanı getir Yalanı reddederken düşüyorum yalana Ben bir aziz değilim Rüveyda, anlasana
Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum… Sende öyle bir şey var, öyle bir şey ki hiçbirinde rastlamıyorum. Öyle bir şey ki işte bütün endişelerim senin yanında yok oluyor. Ruhuma bir şifa, huzur geliyor.
Ben seni aramak için, senden başlayan, sende nihâyetlenen bir yola girdim; girdiğim yol, insan ayağı ile fetholacak bir ülke değil... Onun için ben de başı ayağı bıraktım, senden ibâret bir vücutla yollara düştüm, seferdeyim.
Sende,ben kutba giden bir geminin sergüzeştini
sende,ben kumarbaz macerasını keşiflerin
sende uzaklığı,
sende,ben imkansızlığı seviyorum.
Fakat asla ümitsizliği değil..