Mucizemin Adı Sen
Adını fısıldıyor içimde sustuğum ne varsa, Sen, bir çöl ortasında bulduğum o serin vaha... Gözlerim gözlerine değdiği o ilk andan beri, Kalbim, adını ezberleyen derviş gibi rüyada. ​Dokunduğun her yer çiçek açıyor ruhumda, Karanlık, senin o derin bakışınla dağılıyor. Ben sende buldum kaybolan tüm renklerimi, Sensiz geçen günler, sanki hiç yaşanmamış sayılıyor. ​Sen, ömrümün en çıkmaz sokağında karşıma çıkan yol, Kurumuş toprağıma yağan o en şefkatli yağmursun. Kaderimin en zarif, en güzel hediyesi; Dile getiremediğim duaların cevabı, mucizemin adı sensin. ​Yorulmuş kalbimi yasladım senin limanına, Şimdi hangi rüzgâr esse, kokun doluyor odama. Yaradan’ın bana lütfettiği en kutsal emanet, Ömrümün geri kalanı, mucizemin adı; yalnızca sen...
Şiir
Ey İstanbul!
Ey istanbul! Ne beni anlıyorlar ne seni Ne de sana olan sevgimi Kalabalık bir sehirmişsin güya Öyle diyorlar Oysa sende bulduğum yalnızhığı bilmiyorlar Adem oğlu nereden bilsin Sendeki Zarafeti Sayıyorlar durmadan Havadan,sudan bahaneleri Oysa ben En kalabalık yerlerinde buluyorum Huzuru En görültü yerlerinde dinliyorum İçimdeki sesizliği Yokuşlarından inerken seyrediyorum Güzelliğini Ve ben Nefes nefese kaldığım yokuslarına iş çıkışı taklım taklım olan metrolarna Akmayan trafiğine rağmen Yani kısacası Ey istanbul! Seni sana rağmen çok seviyorum
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir şiir..
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin? Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar? Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var; Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin.. Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.. Ümit Yaşar Oğuzcan
Şiir
Aşık Veysel
Beni hor görme kardeşim Sen altındın ben tunç muyum Aynı vardan var olmuşuz Sen gümüşsün ben sac mıyım Ne var ise sende bende Aynı varlık her bedende Yarın mezara girende Sen toksun da be aç mıyım
Alıntı
İt olana tasma yerine taç takanlara duyrulur: Baya tuzlu oldu (:
Bugün 2 ölçek mini tartoletlerin yarısıyla çikolatalı kurabiye yapacaktım. Dün akşamdan hamuru hazırlayıp dolaba atmıştım. Normalde ince tanecikli tuz kullanıyoruz ve ben buzdolabı poşedinde şeker (!) buldum. O an taneciğine göre karar kıldım ve biraz loştu. Tuz olmasının mümkünatı yoktu. Ve damla çikolata koyacağım için normalden az şeker koydum. Hamurun tadına bakacaktım unuttum. Bugünle birlikte toplam 3.30 saat harcadım. Bizimkilere kahve yapıp götürdüm. Ablamla konuşurken anneme de yemesi için ısrar ediyordum. Kadın yedi ve "Bu ne böyle tuzlu baya?" dedi. Tipiyle şaka yapıp yapmadığını anlamadım. Sonra ablam da ısırdı ve ağzından direkt hafifçe tükürdü. Ve "Haahahaa çok komik tamam, şimdi sıra bende." deyip kahveye bandırdığımı daha ısıramadan baya tuz tadı geldi ve "Ohaa şaka değilmiş. İnanmıyorum bu nasıl tuz olabiliiirr?" ama sona doğru sinirden ağlamaklıyım. "ŞEKER BÖLÜMÜNDE TUZUN NE İŞİ VARDI? BUZDOLABI POŞETİNDE TUZU KİM KOYDU?" diye biraz sinirlenirken bir sıcak bastı, bir tansiyonum düştü anlatamam. Güldük de baya ama hep sinirden ve öyle böyle yaşanan aptallıktan. "Sahte meyve tabaklarına benziyor: Biz ona bakıyoruz o bize bakıyor ama yiyemiyoruz. Hoş bu gerçek ama yiyemiyoruz yine de. ><" deyince annemin çözümü "Üzülme ıslatır tavuklara yediririz." oldu. "Bunun yarımını yiyen tavuğun yaşayabileceğini düşünüyor musun, hepsi çöpe. -_-' Ben yapmış olsam bile hiçbir albenisi yok. Sen nasıl yedin anne, delirdin mi?" deyince "Sen ısrar ettin, yemesem üzülecektin." dedi. 🤦‍♀️ Ben zaten minik kurabiye ve minik şekilde yapmıştım. Tatsın istedim ama tuzlu olduğunu bilmiyordum. İlk tepsi de çıkınca normalde tadarım ama tadasım gelmedi, yemek için hep birlikte olmayı bekledim. 😅😅🤦‍♀️ Poşet suçlusu annem. Ve ilk onda patladı. Tuzu seven ben bile o kahveden ötürü
Hayata Dair
Ben her şeyi kendime çeviriyorum Ayrıntılarda fark oluyor. Bir habere, bir acıya, bir sevgiye bakışımız Sende başka, bende başka. Behçet Necatigil
1000Kitap