Yine güzel bir kitabın daha sonuna geldik. Böyle güzel bir kitaba inceleme yazmasam haksızlık olurdu diye düşünüyorum. Kitap ayrılıktan sonra kendi iç dünyasını anlatan bir kadının hikayesi. Okurken o duyguyu iliklerinize kadar hissetmiş oluyorsunuz ve bir kadının onlarca farklı duyguyla boğuşması, sevdiğine yazdığı satırlar ve duygu karmaşasını başarıyla işlemiş bir kitap. Ayrılık sonrası bir kadının adım adım iyileşmesine dair ve akıcı bir dille yazılmış. Altını çizerek bir çırpıda okuduğum kitaplardan biri oldu. Dipnot; kitapta soul ismindeki animasyondan ve İran filmi bir ayrılık filminden bahsetmesi beni daha da mutlu etti. Okumanızı tavsiye ediyorum.
Yazarın okuduğum ilk kitabı.. Dili akıcı, betimlemeleri ile beni düşündürdü ve güldürdü severek okudum sanırım ilk olmayacak. Bir ayrılık ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi..
Belki saatler içerisinde bitirilecek kitabı 15 günde bitirdim var bi sebebi .
Kitabı okumama sebep olan ve tarafıma gönderen Kıymetli Sena hocama şükranlarımı sunuyorum.
(Bu öyküler, Mart 2017-Nisan 2022 tarihleri arasında Kafa dergisinde aralıklarla yayımlanmış olup, hepsi gözden geçirilmiştir. “Düelloya Müelloya Gitmiyorum Osman” bu kitap için özel olarak yazılmıştır. Çizimlerin tamamı yine bu kitap için Aylin Balboa tarafından yapılmıştır.)[kitaptan alıntı]
Eser;yazarın kendine özgü duygusal diliyle örülmüş öykülerden oluşan bir derleme. Gündelik hayatın sıradan görünen anlarını derin bir içsel yankıyla anlatıyor; kimi zaman ironik, kimi zaman hüzünlü ama her zaman içten, dili sade ama yoğun. Her cümle, bir iç sesin yankısı gibi. Mizahı da duygusallığı da barındırır. Eser aşağıda yer alan konu başlıklarından müteşekkildir.
En çok alıntı eklediğim eser.
Ayrılmalıyız Osman.
Barışalım mı Osman?
Senin canın sağ olsun Osman
Ben turada tekliyorum Osman
Hiç bilmiyorum Osman
Ben artık istemiyorum Osman
Yuvarlanıp gidiyorum Osman
Yeni bir yıla daha, yine seninle başlamak istemezdim Osman
Senden ayrılmaktan bıktım Osman
Daha ne olsun Osman!
Düelloya müelloya gitmiyorum Osman Aman ne bileyim Osman
Bizden büyük hayat var Osman
Ateş kala sıcak, fazla uzaklaşmış olamam Osman
Oturdum, geçmesini bekliyorum Osman Gülelim gitsin Osman
Biz biliyoruz da mı yaşıyoruz Osman?
Tadilattayız Osman
İyi ki doğdum be Osman!
Astalavista Osman
Tüm Osman'lara Selam Olsun.
"Bu Hikâye Senden Uzun Osman" ya da siz X diyin...
Bir kadının dönüşümünü, acılarını ve o acıları yenme sürecini bu kadar mükemmel anlatmak mümkün mü bilmiyorum.
Okurken altını çizmediğim yer kalmadı. O da yetmedi; koca koca paragrafları sevdiklerime gönderdim, onlar da okusun diye. Yeri geldi bilmediğim o kadar çok şey öğrendim ki bu kitaptan. Benim için bir kitaptan çok bir sohbetti sanki. O benim arkadaşım olmuş da bana anlatıyordu ya da beni bana anlatıyordu.
Bizim geçişlerimizi, sevgilerimizi, vazgeçişlerimizi ve sonra tamamen bitirişlerimizi çok dokunaklı, naif ve gerçek bir yerden anlatmış. Kendisiyle tanıştığım ilk kitap buydu ve görünen o ki son kitabı olmayacak.
Sen benimle yaşa ya... Her gittiğim yere seni de götüreyim. Hatta bazen ara beni; seninle uzun sohbetlere dalıp dertleşelim. Kitap bittiğinde bir arkadaşımdan ayrılıyormuşum gibi hissettim.
Daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama çok sevdim.
İncelememe başlarken sevgili Jack London bir yerlerden bunları okuyabiliyorsan bu zamana dek Martin Eden için yaptığım kötü yorumlardan dolayı senden çok özür dilemek istiyorum.
2025 BOOKER ÖDÜLÜ KAZANANI olduğu için çok merak etmiştim ama ödül jürisi/jürileri artık aklımızla alay etmekten hoşlanıyor sanırım bu kanaate vardım. Sırf ödül aldığı için kral çıplak demekten çekinip bir yere yamamaya çalışsın okurlar biz de bu çabalarını izleyip kıs kıs gülelim pisliği yapıyorlar. (Yemin edebilirim ama ispatlayamam).
Macaristan'da Istvan diye bir çocuk var 15 yaşında, annesinin 42 yaşındaki arkadaşıyla ilişki yaşamaya başlıyor ve kitap bu minvalde ilerliyor. Zengin kız fakir oğlan hikayesi ama çokca gereksiz cinsellik barındıran versiyonu. Gereksiz cinsellikle kastettiğim şey hikayeye, karakter gelişimine hiçbir katkısı olmayan p*rnografik anlatı. Booker almasa işte Grinin Elli Tonu 'nunun laciverdi ama booker alınca "karanlık hikaye", "varoluşsal felsefe", vb vb etiketlerle oldurma uğraşı veriliyor. (Hatta 50ton'da bu kitaptan daha fazla duygu vardır.).. Sonrasında da hayatını bir "gold diger" olarak devam ettiriyor ve ne hikmetse hep evli kadınlar bu karaktere aşık oluyorlar bu da şaşırıyor ama kendisi öyle hissetmediğini düşünüyor ama yine de yasak ilişkiyi sürdürüyor.
İncelemelerin çoğunda Martin Eden ile özdeşleştirilmiş kitap ama Martin Eden'da iyi kötü geçen bir duygu var okura bu kitapta bir sürü yapay diyaloğa maruz kalıyorsunuz. Ortalara doğru biraz Buddenbrooklar havası aldım kitaptan ama bu kitap hiç bir türlü olmamış.
Benim için aşırı hayal kırıklığı oldu.