9/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 183. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 20:05
"Seni leylekler getirdi " çocukluğunda duymamış olan var mı? Leylek galiba toplumumuzda umut,sevinç getiren hayvanların başında geliyor ki böyle bir cümle kurulmuş . Bu kitabı da farklı kılan bu .Hikayeyi bir leyleğin anlatması. Alegorik anlatımıyla dikkatimi çeken bir kitap oldu Masumiyetin Yükü.. Leylek ,anne ,babası ,kardeşiyle yaşamı öğrenmeye çalışıyor. Güçsüz olan kardeşlerini kaybediyor.Ben bununilk duyduğumda çok üzülmüştüm ama doğal seleksiyon hayatın her alanında gerekli galiba ..Leylek bir taraftan kendi ailesini anlatırken, bir taraftan da yuvalarını yaptığı evin içinde yasananlara tanık oluyoruz. Sema bir Ermeni genci olan Aram la aşk yaşıyor. Ama Ermeniye kız verilmiyor oralarda .Nurullah da okuldan beri Semaya aşık. Onla evlendiriliyor .Serdar dünyaya geliyor. Ama Sema hala Aram ı seviyor .Arada görüşüyorlar. İhanet fitili ateşliyor. Leyleklerin de yükü artıyor. Çünkü leylekler yuva yaptıkları evin derdini ,tasasını alıp götürüyor göç ederken, üç ay Afrika da dinlendikten sonra tertemiz ,masumca ,temizlenmiş olarak geliyorlar aynı eve .. Bakalım geri geldiklerinde neler olacak ? Çok hoşuma gitti bu hikaye. Leylekler resmen bilge kişi gibi .Doga olaylarında kadar mükemmel ki her şey yolunda ,her şey olması gerektiği gibi ... Fabl okumayı çok severdim küçükken ,aynı hislerle okudum kitabı... Hayvanlardan öğreneceğimiz çok şey var bizim.. Kitapla kalın dostlar.... Masumiyetin Yükü Ahmet Haşim Güler
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 20268 okunma
8/10
·158 syf.··
2026 7. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 16:30
Oldukça uzun bir inceleme olacak: İnceleme ve özet seklinde. SPOİLER İÇERİR DİKKAT!! Yaşar Kemal’in Teneke romanı, her ne kadar yerel ağızlar ve yoğun yöresel ifadeler nedeniyle yer yer okuma akışını zorlaştırsa da, okuyucuya sunduğu o samimi anlatımıyla tam bir Toplumcu Gerçekçi klasik. Ben Yaşar Kemal'le, Orhan Kemal'le, Fakir Baykurt'la çok geç tanıştım. Biraz tersten başladım edebiyata ilkokul ve lisede Rus edebiyatını çok severdim. Romanın yapısal olarak iki farklı yazım tarzından (bir kısmı tiyatro, bir kısmı düz metin) oluşması ve olay örgüsünde ufak nüans farklarının bulunması edebi açıdan ilginç bir deneyim. Ancak bir okur olarak ben ikinci kısımdaki o tiyatro kısmının tamamen düz yazıya çevrilmesini ve kitabının orada yer alan olay örgüsü üzerine kurgulanmasını isterdim. Kitabı okurken asıl yoğunlaştığım ve beni derin düşüncelere sevk eden kısım, genç Kaymakam Fikret’in iç dünyası ve bürokratik yalnızlığı oldu. Yazarın, onun içsel sorgulamalarına daha fazla yer vermesini çok isterdim. Çünkü devlet mekanizmasında, hele ki böylesine sorumluluk gerektiren makamlarda işe yeni başlayan biri için hayat asla kitaplarda yazıldığı gibi ilerlemiyor. Fakültede, kanunlarda öğrendiğiniz teorik bilgiler sizi pratik yaşamın kurtlar sofrasına hazırlamaya yetmiyor. Önünüze "Ne olacak ki, altı üstü bir imza" diye getirilen kağıtların arkasındaki trajedileri görebilmek için acı tecrübeler gerekiyor. Tam da bu noktada, romandaki Katip Resul karakteri gibi, bürokrasiyi ve hayatı iyi bilen akıl hocalarına denk gelmenin memuriyette ne kadar büyük bir şans olduğunu kendi hayatımdan da biliyorum. Memur olan arkadaşlar beni anlayacaktır. Ancak mesleğe çok erken yaşta başlamış ve çekirdekten yetişmiş bir devlet memuru olarak, Kaymakam Fikret’in yöntemine dair bir şerh düşmeden
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
1/10
·160 syf.··
2026 25. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 17:37
Bitti. Yemin ederim sonunda bitti ve nefes verdim. Ba-yıl-dım. Ama gerçek anlamda. Okurken üzerimden geçen baygınlığı anlatamam. Başlarda bunun o bütün insanların "aşk" dediği duyguya hiç kapılmamam olduğunu sandım. Hatta incelemeye yazacağım cümle bile kafamda netti; Eğer hiç aşık olduğunuzu düşünmüyorsanız kitabı aldığınız yere geri bırakın, vakit kaybı olarak göreceksiniz. Biraz ilerledim ve sonra bunun aşkla falan alakalı olmadığını fark ettim. Adam bu kitabı kaç yaşında yazmış bilmiyorum, ama hatıladığım kadarıyla -baktım geldim 2017'ymiş- bu da adamın kitabı 22 yaşında yazdığı anlamına gelir. İçerisinde inanılmaz fazla çelişkili düşünceler vardı ve benim en başından itibaren ısınamamama sebep olan şey de buydu. Adam bu çelişkili düşünceleri o kadar benimsemiş ki okurken göze çarpmıyor bile. Bir yerde seviyorum hala diyor, ötekinde yok, hayır, vazgeçtim ben senden diyor. Açıkçası öyle çok konuşmayı da istemiyorum hakkında. Çünkü gördüğüm kadarıyla oldukça popüler olmuş bir kitap, kesin ters çıkanlar olacaktır. Konusundan bahsedilecek olursa, yazarımız 17 yaşındayken bir kızı sevmiş. Kıza körkütük aşık olmuş, ama kız yazarımızı sevmemiş. Başka birini seviyormuş. Bu yüzden adamın sevgisine karşılık vermemiş. Zaten bu hikaye de bir elli sayfa kadar ancak anlatılıyor, kalanında tamamen yazar kendi düşüncelerine yer vermiş. Kısaca kitabın teması, "Seni en iyi ben severdim, sen beni hiç ettin, şimdi pişmanlığından kurtulama, bir daha benim gibisini bulamazsın." paragrafı üzerinden işleniyor. Dolayısıyla kitap, karşı taraf yerilerek anlatıldığı için aşk acısı çektiğine inanan kalabalık bir kesim tarafından oldukça tutulmuş. Kitabı ilk önce bundan 3 yıl önce okumuştum. Bütün kuzenlerim öneriyordu, güzel sandım. Daha yirmili sayfaları bitirmeden kitabı geri
Düşünce
Sen On Yedi YaşımsınMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 201711,5bin okunma
7/10
·224 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:00
Öncelikle daha önce mater serisini okuyup beğenen biri olarak Serkan Karaismailoğlunun akıcı ve gizemli dilini, yazımını seviyorum. Fakat bu kişisel gelişime giren kitabını okurken bazı bölümlerde biraz fazla aykırı(saçma) buldum. Verdiği bilgiler ve içerikleri yine beğendim. Beğenmediğim kısma gelirsek özellikle bir bölümden bahsetmeden duramayacağım. Bebekli bir ailede kadının sakinleştirici, erkeğin ise bebeği heyecanlandırdığını açıklıyorken geceleri bebek uyandığında erkeğin sakinleştirmesi zor olur diye hep kadın yapsın herkes görevini yerine getirsin demiş lakin bu ve bu tarz bazı bölümler çok itici geldi dünyada herşey görevine göre yapılmıyorken işine geldiğinde öyle yapılıyormuş gibi… Dediğim gibi bazı yerleri dışında kısmi olarak beğendim. Sayın Serkan Karaismailoğlu seni severdim ta ki kaleminden kişisel gelişim okuyana kadar. Nörobilim roman konusunda çok sevdiğim ama kişisel gelişimde aynı şeyi söyleyemediğim birisin artık. Bu arada mater serisi sonrasında çoğu kitabını almış biri olarak kitaplığımda olan diğer kitaplarını da okuyup incelemelerime devam edeceğim.
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,3bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
"Ne güzel uyurdun sen. Uyku en çok senin gözlerine yakışırdı. Ve ben en çok uyurken severdim seni. Keşke ben de birazcık uyuyabilsem, seni düşünmeden, seni unutarak, sen hiç olmamışsın gibi, bir an olsun seni hafızamdan silerek dalabilsem uykuya ama mümkün değil." "Ben hep senin yüzünden yalanlar söyledim kendime, başkalarına. Bahaneler uydurdum ha bire. Ben üzülmeyeyim diye. Ben hep senin yerine özürler diledim kendimden. Hep seni akladım içimden." Polat Özlüoğlu’nun okuduğum ikinci #öykü kitabı #GünlerdenKırmızı oldu. Kapağı mavi olsa da içinde yer alan on iki öykünün her birinden kırmızının o iç yakan tonu, o kızıllık usul usul sızıyor. Acının rengi gibi... Her öykünün kurgusuna süssüz, gösterişe kaçmadan, yalın ama çarpıcı bir dil hakim. Sanıyorum ki @polatozluoglu ’nun en güçlü taraflarından biri de burada saklı: Kelimelerin taşıdığı acı zaten yeterince ağır olduğu için onları süslü cümlelere emanet etmiyor. Yalnızlık, kimsesizlik, hayatla boğuşma, kayıplar, kaybettirilenler, yoksulluk ve yoksunluk, ölüme yürümek, insanın kendini arayışı, ailenin açtığı yaralar ve bir evin içine sinmiş o derin sessizlik tüm öykülerde hissediliyor. Yıllarca bize ailenin kutsallığı anlatıldı.oysa insanın en derin yaraları çoğu zaman yine aileden yadigar... Kitaptaki öyküler bunu sarsıcı bur biçimde gösteriyor. "Günlerden Kırmızı" beni ciddi anlamda etkileyen, bittikten sonra da zihnimde kalmaya devam eden bir #kitap oldu. Öykü seven herkese gönül rahatlığıyla #tavsiyeederim... Akşehir'deki bu şelalede, bu güçlü suyun altında Zümrüt'ü hissettim. O deniz kızını..
Günlerden KırmızıPolat Özlüoğlu · İthaki Yayınları · 2024109 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 48. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 22:17
Vedat abi severdim seni, yine de sevmek isterim seni.. Eser , 70’li yılların Türkiye’sindeki siyasi çalkantıyı arka fon olarak kullanmış. Asıl mesele, Muhsin’in iç dünyasındaki, ilişkilerinde ve sürekli sorgulayan ruhunda. Muhsin, zengin bir ailenin oğlu. Ankara’da felsefe okuyor. Dışarıdan bakıldığında her şeyi var gibi görünse de, içinde derin bir boşluk taşıyor. En yakın arkadaşı Salih’in devrimci coşkusuyla tanışıyor. Sol düşünceye yaklaşıyor, fakat bir türlü kendini tam olarak veremiyor. Bu kararsızlığın en çok yansıdığı yer ise ilişkileri oluyor. Bu ilişkilere aşk diyemeyeceğim. Aşk o kadar basit değil.. Eser boyunca Muhsin, farklı kadınlarla yaşadığı ilişkilerde hem aradığı sevgiyi hem de kendi kimliğini bulmaya çalışıyor. Özellikle Reyhan ile yaşadığı tutkulu ve karmaşık ilişki, kitabın ağır basan duygusal katmanı. Reyhan, güçlü, kararlı, ideolojik olarak net bir kadın. Muhsin ise ona hem tutkun hem de ondan korkuyor. Bir yandan onun yanında kendini eksik hissediyor, diğer yandan da bu ilişkiyi sürdürmek için sürekli kendini kandırıyor gibi. Bu ilişki , Muhsin’e büyük heyecan ayrıca derin bir yalnızlık ve de yetersizlik hissi yaşatıyor. Muhsin’in iç dünyası eserin merkezinde. Yeni bir kadınla tanıştığında aklıma sürekli aynı sorular takıldı. Acaba ne şekilde, nerede, nasıl yatağa atacak!!! İnsan dünyaya sadece yemek,içmek koynuna birini almak için gelmiş olamazdı, daha insanca sebep gerekti... Sürekli ben kimim, ne istiyorum, gerçekten inanıyor muyum yoksa sadece rol mü yapıyorum? sorularıyla boğuşuyor. İlişkilerinde de aynı ikilem var: Tutkuyla bağlanıyor, ama tam teslim olamıyor. Hem devrime hem kadına hem de ailesine karşı aynı yarım kalmışlığı yaşıyor. Babasının ölümüyle memlekete döndüğünde bu sorgulama daha da derinleşiyor. Zengin bir ailenin
1000Kitap
Yalancı Tanıklar KahvesiVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 20171,216 okunma