"Kaplanlar kadar kana susamış insanlar vardır. Böyleleri yaradılıştan aralarında hiç fark bulunmayan, hatta isanın kanununa göre kardeşleri sayılanların vücutları, kanları, ruhları üzerinde şu ya da bu şekilde sınırsız egemenlik kurduklarında, eziyet etmekten bir an geri kalmazlar. zulüm bir alışkanlıktır; insanda bu alışkanlığın kökleşmesi, sonunda hastalığa dönüşmesi mümkündür. Sarsılmaz inancıma göre en iyi insan bile alışkanlıkla sanki bir hayvanmış gibi kabalaşıp o derece aptallaşabilir. Kanla, kudretle mest olur; hoyratlığı, ahlaksızlığı, içindeki kötülüğü büsbütün geliştirir; aklı, duyguları kesinlikle doğal olmayan hareketleri yadırgamaz ve sonunda bundan zevk almaya başlar. Bir zalimde hem vatandaşlık hem de insanlık tamamıyla yok olmuştur; yeniden onurlu bir insan olması, pişmanlık duyup eski hayatına dönmesi hemen hemen imkansızdır artık. işin asıl kötü yanı böyle başına buyrukluk kolayca topluluğa sirayet edebilir; kudret son derece ayartıcı bir şeydir.
.....
Dönüşümler öyle çabuk olmaz. Suçun büyük bir günah olduğunu yalnızca anlamak hiç bir şey ifade etmez ondan tamamıyla vazgeçmek gerekir. Bu da o kadar çabuk olmaz.