…bütün eşyâ, münhasıran Allah'ın hareket ettirmesiyle hareket eder, durdurmasiyla durur. O'nun irâdesi ve kudreti taalluk etmeden, ne duran bir şey harekete geçebilir, ne de hareket etmekte olan bir şey durabilir. Kişi bu husûsu böylece bilip kabul ettigi zaman, artık insanları ve diğer varlıkları Allah'a ortak tanıma yükünden ve suçundan kurtulur. Allah'a şirk koşmaz. Aynı şekilde, diğer insanlar da, onun cânibinden râhat ve sükûna kavuşurlar. Zira her şeyin, münhasıran Allah'ın irâdesi ve kudreti ile vuku bulduğunu bilen kişi, artık insanların üzerine kusur yüklemez.
Evet öğütlerimin ikincisi:
Kötü kimselerin dostluğudur.
Aklı başında olanlar kötü kimselerin dostluğuna asla gü-venmemelidirler. Çünkü kötü kimseler, insanları her an zarara uğratabilirler. Hatta çoğu zaman da kötü kimselerin yakın dostlarını arkadan vurdukları görülmüştür. Kısaca kötü kimselerin dostluğundan bir fayda gelmediği gibi; zarar da gelir.
Üçüncüsü: Mal, mülk.
İnsan hayatında maddi varlıklar, gelip geçici şeylerdir. Bunların asla kalıcılığı yoktur. Akıllı kimseler maddî varlıklarına güvenerek hareket etmemelidirler. İnsan hayatında maddi varlığa güvenmek yerine kurulan sağlam dostluklara güvenilmelidir.