Se

Se
@serdar_erginn
Psikolojik danışman
Lisans
seyyar
90 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Kendime mektup
Puan vermedi·184 syf.··
2022 1. kitabı
Bir sigara yakıyorum, pencerenin ötesini izliyorum. Odanın içinde bir tur attıktan sonra dönüp aynı noktadan aynı noktaya bakıyorum. Bunu on yıl önce de yapıyordum, şimdi de yapıyorum. Değişen tek şey, on yıl önce dikilen akasya ağacının evin boyunu geçmiş olması. O günlerde belki de dünya daha değişgen bir haldeydi ya da belki daha duygusal olduğumuzdan kendimize daha kolay kanardık. Yani?.. Bakmak dokunmaktan her zaman daha kolaydır. İlkin peşin hükümler verilir. Sonra farkında olunmadan yavaş yavaş yaşanılır ya da yaşlanılır. Farkına vardığındaysa geçmişle gelecek arasında bir yerde debelendiğini görürsün. Saçma!.. Sonsuz bir evrende, hacimsel olarak hesabı bile yapılmayan bir gezegenin üzerindeki bir nokta bile olamamak değil saçma olan. Saçma olan, bunun farkında olup da hala bir şeyleri anlamlandırma çabasında olmak. Mesela ıhlamur ağacıyla ilgili pembe hayaller kurduğunda yapacağın ilk iş gölgesinde oturmak oluyor ama kışı unutuyorsun. Halbuki en iyi zaman en kötü andır. Mesela bir insan, ölüme her zaman hazırlıklı olmalı ki yaşadığının farkına varsın. İnsan, kendi içsel belirsizliğini kendisi yaratır ve en iyi ve en işe yarar belirsizlik ölümdür. Ne bilgece sözler ama!.. Kendimi tanımasam bir stoacı olduğumu sanırdım ama ben bir kuramcı bile değilim. Yapay yapılar arasında gelişen konformizm süzgecinden elenip duruyorum son on yıldır. On yıldır değişime uğramayan bir ruh, Rus yönetmen Andrei Arsenyeviç Tarkovsky'ye göre bir ölüdür, bana göre de bir ölüdür. İşte benim anlamsızlığım buraya kadar. Bunu on yıl sonra teyid etmek için yazıyor olmam da ayrı bir aptallık, belki de ayrıcalık. Evren hala aynı evren, dünya aynı dünya, ben aynı ben olacağım. Hem münzevi hem de müstehzi biri olmak çok zordur. Belki de bu yüzden kendi cehennemimi başkalarının cennetine hep
Edebiyat
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beş yıl sonra...
6/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2021 20:55
... Her şeyin bir nedeni varmış. Anladım. En son öyle birden bire, yani hiç hesapta yokken, bir gemiye atlayıp gitmiştim burdan. Beş yıl sonra, burda, hayalini bile kuramayacağım lüks bir villanın teras katında, denize karşı kahvemi yudumluyorum. Şu ana dek üç kitabım yayımlandı. İkincisi Nobel ödülüne layık görüldü. Son kitabımı yayımlayabilmek için ülkenin önde gelen bütün yayınevleri tarafından gün boyu rahatsız edildim. Geçen gün, adını veremediğim bir yayınevi müdürü uşağımla görüşebilmek için akşama kadar kapının önünde bekledi. Her şey değişti. Açlık günlerinden kalma, parmağımı şaklatma alışkanlığım hariç... Şimdi ise uşağım bu hareketi duyabilecek kadar uzaklaşıyor benden. "Şak!" "Bir şey mi istediniz efendim?" "Hayır, sadece bir alışkanlık." Şatafatlı davetler, görkemli kokteyl partileri, smokinli yılışık herifler, kur yapan kırmızı elbiseli kadınlar... Mutlu muyum? Bunu kendime hiç sormadım. Ama yaşamayı biraz daha öğrendim. O günden bugüne bir sürü Ylajali'yle karşılaştım mesela. Hiçbiri hayallerimdeki gibi değildi. Bazen eski hayallerimi hatırlamak için zihnimi çok zorluyorum. Aklımda eski rüyalarımdan hatırladıklarım kalıyor bir tek. Sonra onu gördüğüm bütün rüyaları birleştiriyorum. Ylajali kumral bir kadındı galiba. Boyu benimki kadar; gözleri kara, göz kapaklarında herkeste olan ama onda daha belirgin hilal çizgileri vardı. Ve deniz kıyısında yaşamalıydı. Benden çok uzakta olmalıydı ama bir gün mutlaka karşılaşmalıydık. Artık bir önemi kalmadı bunların. Ruhum artık bu çocukça hayallere tenezzül edemeyecek kadar seçkin. Her toplulukta parmakla gösterilecek kadar seçkin biriyim artık. Böyle güçlü ve varlıklı bir adamı hangi Ylajali istemez ki? Ama artık bir önemi yok. Ben açlıktan tahta kemirdiğim, parmağımı ısırdığım; yoksulluktan yeleğimi, ceketimin
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
SINIRSIZ EMPATİ
8/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2021 20:50
Spoiler İçermez Normal şartlarda, yani tamamiyle normal şartlarda, doğa olaylarının ve sosyal ilişkilerin herkes için aynı şeyi ifade ettiği durumlarda, yani kavramların salt kendi anlamlarını karşılamakla yetindiği genel geçer yargılara marus kalmış olguların var olduğu durumlarda, gelişmek adına ve de kendi cümlelerimle bir kitaptan aldıklarımdan edebi bir metin çıkarmaya çalışırdım. Bugün bunu yazmayacağım. Çünkü bu kitabı anlatmaya benim cümlelerim yetmez. Onu ancak anladıklarımla yazabilirim. Eğer daha fazlasını yazmaya çalışırsam, benim de dört yıl önce gittiğim Kars'ın taş yapılarından fazlasını anlatmam imkansız. (Dört yıl önce bir Aralık akşamı Doğu Ekspresi'yle Kars'a gitmiştim.) Mesela ilk cümleyi neden bu kadar uzattım ki. Halbuki sadece genel-geçer durumlarda deseydim de yeterli olurdu, öyle değil mi? (Mesela lafı eğip bükmeden ya da tüm işi tumturaklı cümlelere yıkıp, edebiyat yapmadan...) Değil! Öyle değil! Çünkü bugün Orhan Pamuk'u okudum. Üzerimden tır geçti. Bir ayağım sakat, bir gözüm kör, ellerim titriyor, kar yağıyor ve ben Kars'ta gezerken bir sokakta ateist oluyorum, öbüründe dindar bir sufi. Bu arada daha önce hiç tanımadığım bir kadına aşık oluyorum. Yapay yapılar ve doğal olayları betimleyerek ruh tahlilleri yapılamaz. Belki de yapılabilir ama ben bugün hiç de mükemmel olamayacağım. Ama kavramların sınırlı anlamlarından, belki biraz da felsefik totolojisinden, bahsetmeye mecburum. (Kavramların felsefik totolojisi dediğim için belki bana karşı çıkacaksın @asan2173 ama öyle.) Bu noktada anlamı biraz daha kapalılaştırarak metni yoruma açık bir hikâye haline getirmeye çalışıp, kavramların temsil ettiği olguların insanda yarattığı hissiyatlarının yaşantılar sonucunda hangi anlamlara gelebileceğini anlatmaya çalışacağım. Ama benim hikayemin
Edebiyat
KarOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202517,8bin okunma
Bir Müstehzinin Son Anları
6/10
·112 syf.··
2021 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2021 15:10
Ben sisifos. Birazdan yazacaklarım, bir insanın var olma hakkını yaşamasıdır. Malatya'nın Levent Vadisinde, vadinin en yüksek tepesinde göğsümü boşluğa dayamış, bir şeyler düşünüyorum. Kollarımı iki yana açmışım, yüzümü gökyüzüne dönmüşüm. Bir şeyler olacak, belli. Hava bir açıp bir kapanıyor. Bulutlar güneşin önünden böylesine gelişigüzel geçerken, tam olarak şu anda bir yerlerde birilerinin öldüğüne eminim. Onlar çok şanslılar, ne zaman öleceklerini bilmiyorlar. Kısa süre önce ben de onlar gibiydim. Yağmur başlıyor. Minik bir damla düşüyor, kırık parmağımın ucuna. Onu geçenlerde kırmıştım. İlkin hiç hissetmemiştim acısını. Sonra elime bir ağırlık çökmüştü. Ağrılar içinde o gece uyuyamamıştım. Tam olarak şu anda hayatımı veya hayatta olduğumu, kırık bir parmaktan anlıyordum. Ne parodi ama! Yaşamı acılardan öğrenmek!.. Ölüm de böyle miydi? O da bu parmağın acısı gibi sonradan mı hissediliyordu? Ya da tam tersi; ölüm, son bir acıyla diğer tüm acılara son veriyordu. Yağmur başladı. Nisan yağmuru bu. Altımdaki kayaların oyuğuna birikmiş topraktan nefesim yettiğince azot kokusu alıyorum. Bu arada altımda koca bir dağ duruyor. En tepede bir fısıltı gibi kollarımı iki yana açmış dünyaya sarılırken, bir yandan yaşamı ellerimin arasında tutmuş, Tanrı'ya meydan okuyorum. Nefes alıyorum, bir yerlerde birileri ölüyor, hissediyorum. Bağdaş kurup oturuyorum. Bir şeyler yazıyorum. Uçuruma ardımı dönüp bir sigara yakıyorum. Sonra kaldığım yerden kollarımla hayatı tutmaya, ayaklarımla hayata tutunmaya devam ediyorum. Ama bu arada bir yerlerde birileri ölmeye devam ediyor. Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Tanrı'ya armağan edilen son nefesler bunlar. En son ne zaman geldim buraya? Hatırlamıyorum. Sanırım yıllar önceydi. Hayatımın ilk heves yıllarıydı galiba. Martin Eden'ı tanıdığım
Edebiyat
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Karakteristik Yayınlar · 2014152,4bin okunma
Rodion Romanich Raskolnikov
8/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2021 19:55
DİKKAT HAYATIMDAN SPOİLER İÇERİR ÖN SÖZ Her romanın bir okuma zamanı vardır bende. Bu yüzden bu romanı hayatımın şu zamanına kadar okumayı hep erteledim. İnce Memed gibi, Tutunamayanlar gibi, Hugo'nun Sefiller'i gibi... Onlara sahaflarda rastlardım, tozlanmış raflarda ve bazen bir masanın üstünde, öyle alelade karşıma çıkarlardı. Dokunmaya korkardım. Henüz onlar için değişen bir şey yok. Onlar, hala ordalar. Beni bekliyorlar. Bilinmeyen dünyalarıyla kitapçılarda, raflarda, masalarda, sokaklarda, caddelerde, kafelerde, duraklarda, gece demeden, gündüz demeden, gün ışığının sokulabildiği veya sokulamadığı her yerde hatta duvar yazılarının uğrayabildiği yazılmaya müsait ve değişim olanağına sahip bütün yüzeylerde ve yüzlerde beni, benim onlara gitmemi bekliyorlar. Biliyorum. Oğuz Atay'ın koluyla sarmaladığı, bizim adına müsvedde demeye cüret ettiğimiz karalanmış hazinelerle TRT roman ödülünü kazanacağından bunca emin adımlarla bunu bütün arkadaşlarıyla paylaşmaya o kafeye gittiği o telaşlı günden, Yaşar Kemal'in kimsenin gidemeyeceği o imkansız zirvede kendi elleriyle yaktığı ateşten, feodalizmden, kendimden biliyorum. Yıllar önce, bana ithaf edilmiş bir şiirde çatık kaşlarıyla gökyüzünü boydan boya tarayan bu gizemli ve karanlık adamın adını buruşmuş bir defter yaprağından okuyordum. Şu an, tam olarak şu an, bir hayatın kapağını kapatmış bulunmaktayım. Artık büyü bozuldu. Bugün Raskolnikov'u tanıdım. Koca koca caddeleri doldurup korkunç kalabalıklar arasında kaybolan o münzevi halimle bu kez anlamlandırmayacağım o sefil, fizyonomik yargılarımı. Bugün, Şubat'ın başlarında güneyden gelecek kırlangıç kafilelerini beklemeye koyulacak kadar cesur bir adamım artık. Bugün Raskolnikov'la karşılaştım. Başını öne eğmiş, bir şeyler fısıldarken geniş, yuvarlak ve lekeli
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2015194,1bin okunma