1. Kürt sözünün, Türkçeden başka, "tarih içerikli" alternatifi yoktur.
2. İnsanlığın proto-tarihinde, Türklerin tarihi dışında, Kürtlerin tarihi de Türk tarihi kapsamında oldukça belirgin durumdadır.
3. Kürtler bir Tatar boyudur veya Tatarlara tabi idiler (TATAR BİRİLE, No. 13!).
4. Kürtler, Türk-Pers savaşları sonucunda Dareios I'in tahta geçme yılı olan, MÖ [Msīxa Teñriden önce] 14.02.522'den itibaren Doğu Anadoluya yerleşmiye başlamış bulunuyorlar. Mirşan, K. 1999; Erken Türk Devletleri ve Türük Bil; s.51.
5. Kürtler kendi dillerlinde kendi tarihlerini yazmamış olan bir halktır. Onlar hakkında (Fars dilinde) yazılmış olan bir tek tarih kitabı var: Şerefhan Bitlisî tarafından (1543-1604) yazılmış olan "Şerefname" (Petersburg baskısı). Ancak, bu kitap hadiseleri o zamanlardaki yaygın islâm kültürü kalıplarına göre añlatır. Ësöñük olarak, "Kürtler... bir cin topluluğudur", der. Burda söz konusu olan şey, çerçeve No. 13'de dile getirilen, ÖC-ÖK [krallık sahibi; yani, Türük Bil ortamında kalan krallık] kavramının diğer bir ifade şekli olan ÖC-INANÇU'dur [tabi yed-i emin]. Bu söz ÖC-IN [tabi olma zorunluluğu] şeklinde düşünülmüş olmalı. INDIQTIW [boyunduruk altına alma], INARU [zorunlu ötelenme; yani, ışınların kızıla kayması], ÖZ INANÇU [zatî (yani, Hakana mahsus) yed-i emin] kavramları bu manayı vermektedir ve metnimiz ÖC-IN deyimini, Arapça olarak, "cin" şeklinde değerlendiriyor. Şu anlatı da ilgi çekici: "Kürtlerin birleşmemeleri hakkındaki sebeb ve rivayet şöyledir: Hazreti Muhammedin peygamberlik sedası dünyaya yayılınca, yeryüzündeki padişahlar tarafından peygamberin yanına, ve ona itaat kasdı ile, elçiler gönderildiği sırada, Türkistanın büyük sultanı Oğuz Han tarafından dahi Kürt ayanından şeytan suratlı, çirkin çehreli Buğduz Amen adında birisi elçi sıfatı