Puan vermedi·481 syf.··
2025 1. kitabı
Zülfü Livaneli öyle bir anlatmış ki; okurken hem geçmişin acısını hissediyorsun hem de insanın içini garip bir duygu kaplıyor. Bana sadece bir roman gibi gelmedi… Sanki insanın içinde iz bırakan bir hatıra gibi. Bazı kitaplar vardır, okuyup kenara koyarsın. Ama bazıları aklının bir köşesinde kalır, durduk yere kendini hatırlatır. Serenad benim için tam olarak öyle bir kitap. Kitapta bahsedilen ve esinlenilen Schubert’in Serenade parçasıyla birlikte okudum. Hatta o müziği dinlemeden okumak içimden gelmiyordu.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma
Serenade für Nadia
10/10
·416 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 12:59
Livaneli’nin Serenad’ı bittiğinde insanın zihninde devasa bir boşluk, kalbinde ise tarifi imkânsız bir sızı kalıyor. Tarihin tozlu raflarından çekip çıkarılan Struma faciası, Max ve Nadia’nın şahsında sadece bir "aşk hikâyesi" olmaktan çıkıp, insanlığın vicdan muhasebesine dönüşüyor. Maya’nın kendi kökenlerine yaptığı yolculuk ile Max’in yarım asırlık sadakati bir noktada öyle bir kesişiyor ki; dünün acısı bugünün kimliğine sızıyor. Kitabı kapattığınızda üzerine saatlerce konuşmak istiyorsunuz, ancak boğazınızdaki o düğüm sadece tek bir hakikate izin veriyor İsimler değişir, diller susar; lakin aşk, mukadderatın ötesinde bir gizli lisan olarak kalır
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·248 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 19:34
Uzun zamandır kitaplığımda olan Işığın Hızı kitabını bir solukta okudum. Kitap bir yana, Çevirmen Gökhan Aksay özenli, akıcı ve başarılı çevirisi de ayrıca bende hayranlık uyardı. Kitabı nasıl aldım, kimin tavsiyesi, nerede gördüm de aldım hiç hatırlamıyorum. Ama iyi ki alıp okumuşum. Daha önce Javier Cercas kitabı okumamıştım. Bir yazar daha eklendi listeme. Kitap ilk sayfalarda pek akıcı değil, nasıl ilerleyeceği, hikayenin nereye gideceği konusunda hiç renk vermiyor. Yavaş yavaş merak uyandırıyor ama sonradan akmıyor, çağlıyor. Okuduğum kitaplarda sevdiğim ressam, sanatçı, yazar, sanat eseri ya da yerler geçiyorsa ayrı bir bağ kuruyorum yazar ile. Bu kitapta da ressam Modigliani (instagram sayfamda daha önce bir tablosunu paylaştım), yazarlar Thoreau, Hemingway, klasik müzik bestecisi Dvarok (yine bir gönderiye eklemiştim, Serenade in E major, Op: 22: II. Tempo di valse dinlemenizi tavsiye ederim) isimlerinin geçmesi beni ayrı etkiledi. Yazar ile aynı zevklere sahip olmak beni daha çok bağladı kitaba. Daha öncede yazdığım gibi kitabın konusunu anlatmayı sevmiyorum. Kitapta iki önemli karakter var, biri anlatıcı ve diğeri anlatıcının İspanyolca dersi vermek üzere gittiği üniversitede yolları kesişen Rodney. Rodney savaş karşıtı olduğu halde Vietnam Savaşı’na katılmış, savaşta birçok katliam gerçekleştiren bir timde yer almış. Katliam satırlarını okurken aklıma Han Kang’ın Jeju Adası’ndaki katliamı konu alan Veda Etmiyorum kitabı geldi. Orada da katledilenlerin yaşantısı anlatılıyordu. Kitapta yazar üstü kapalı değinmiş, siyasiler hırsları uğruna Dünya’nın öbür ucuna savaş açıp, asker gönderiyorlar, sizi hiç istemediğiniz bir savaşın içine sokuyorlar, kendileri ise hayatlarına devam ediyorlar. Bu satırları yazarken aklıma Murathan Mungan’ın yazdığı gibi “ya
Işığın HızıJavier Cercas · Everest Yayınları · 202099 okunma
Serenade für Nadia
Puan vermedi·481 syf.··
2026 2. kitabı
Serenad kitabını yaklaşık bir saat önce bitirdim. Livaneli yine yapmış yapacağını. Okurken “hiii”, “aaa” gibi sesler çıkardığım, beni derinden etkileyen müthiş eserlerden biri oldu. Livaneli’nin İslam ve Müslüman kültürü hakkındaki bazı yorumlarına katılmasam da, özellikle Türkiye’de kadınlara sunulan hayat ve onları sıkıştırdıkları dar kalıplara dair eleştirilerini çok yerinde buldum. Bu satırları yazarken fonda Evgeny Grinko’nun Serenad parçası çalıyor. Elbette Max’ın serenad notaları olamaz ama bu nostaljiden de geri kalamazdım. Serenad, var olduğuna o kadar inandığım bir parçaydı ki… Kitabı okurken sürekli “Acaba nasıl bir ezgisi vardı, dinlemek nasıl olurdu?” diye düşündüm durdum. Ve tabii Struma… Bu kitap sayesinde öğrendiğim Struma’nın hikâyesi beni derinden sarstı. Kitabı kapatır kapatmaz Struma’yı araştırmaya başladım. Eski gazete arşivlerine baktım, bu olaydan nasıl bahsedildiğini merak ettim. 24 Şubat 1942 tarihli gazetelerin çoğunda Türkiye’de bir bomba patladığı, Alman elçisinin patlamaya yakın bir konumda olduğu ve çok şükür zarar görmediği haberi kocaman yer kaplıyordu. Yan tarafta ise küçücük bir bölümde, 768 yolcusuyla Struma’nın battığı yazıyordu. Ölüme terk edilen onca insan; Romanya’da, Almanya’da, Filistin’de, Türkiye’de yer bulamadığı gibi bir gazete sayfasında da zorla bir köşeye sığdırılmıştı. Hükümetler suçluydu. İnsanlık suçluydu. Elimizden gelmeyenler bile suçluydu. Beni en çok etkileyen bir diğer şey elbette Max ve Nadia’nın aşkıydı. Kavuşamayan iki âşığın hikâyesi her zaman hüzünlüdür ama bu bambaşkaydı. Var olduğuna bu kadar içten inandığım kitap karakterleri çok azdır (Nevzat Komiser gibi). Onların aşkı beni alıp bambaşka diyarlara götürdü. Türkiye’de yaşayan neredeyse her ailenin geçmişinde bir göç, bir afet, bir trajedi olduğunu bir kez
Duygu ve Düşünce
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma
Zülfü Livaneli – Serenad
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 09:24
Serenad’i okurken benim için merkezde yoğun bir aşk anlatısından ziyade, geçmişle kurulan hesaplaşma vardı. Aşk hikâyesi metnin içinde yer alsa da daha çok anlatıyı taşıyan, zemini hazırlayan bir unsur gibi duruyor. Asıl etki; tarih, vicdan ve toplumsal hafıza üzerinden kurulan sorgulamalarda ortaya çıkıyor. Livaneli bu romanda ülkemize, yönetenlere ve uluslararası düzene dair bakışını yüksek sesle değil; ince dokunuşlarla, yer yer nüktedan bir dille aktarıyor. Eleştiriler sertleşmeden, okuru düşünmeye davet eden küçük iğnelemelerle ilerliyor. Bu da metni ağırlaştırmak yerine daha akıcı ve derin kılıyor. Kitap, geçmişte yaşananların bugüne nasıl taşındığını ve suskunlukların nasıl kolektif bir sorumluluğa dönüştüğünü hatırlatıyor. Okurken insan kendini sürekli bir “hatırlama” ve “anlama” sürecinin içinde buluyor. Anlatılanlar yalnızca tarihte kalmış olaylar gibi değil; bugünle bağ kuran, hâlâ anlamını koruyan meseleler olarak karşımıza çıkıyor. Serenad, duygusallıktan çok farkındalık yaratan bir roman. Sakin, ölçülü ama etkisi uzun süren bir anlatısı var. Bitirdiğinde insanda bir aceleyle konuşma isteği değil, sessizce düşünme ihtiyacı bırakıyor. Küçük bir dip not : Kitapta geçen Struma gemisini araştırmanızı ve Serenade für Nadia bestesini mutlaka dinlemenizi öneririm :)
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164,2bin okunma
İnsanlık
9/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
89 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 15:10
Zülfü Livaneli’nin Serenade adlı romanı, geçmişle bugünü, aşk ile vicdanı, bilimle insanlığı iç içe geçiren derin bir hikâye anlatıyor. Romanın merkezinde İstanbul Üniversitesi’nde görev yapan Maya Duran ve Almanya’dan gelen yaşlı profesör Maximilian Wagner yer alıyor. Hikâye, Maya’nın profesörün gizemli yolculuğuna eşlik etmesiyle başlıyor ve bu yolculuk, okuru hem tarihî bir trajediye hem de evrensel bir insanlık sorgusuna götürüyor. Romanın en çarpıcı bölümlerinden biri, Maya’nın Wagner’le birlikte profesörün karısının içinde bulunduğu geminin battığı alana gitmesidir. Bu sahnede Maya, profesörün geçmişine ve acısına büyük bir empatiyle yaklaşır; bir kadının, bir insanın içtenliğini ve merhametini en saf haliyle hissederiz. Wagner’in hipotermi geçirdiği anda Maya’nın kendi beden ısısını ona vermesi, romanın duygusal doruk noktasıdır. Bu sahne, insanlık, fedakârlık ve şefkat kavramlarını güçlü bir biçimde yansıtır. Serenade, sadece bir aşk hikâyesi değildir; aynı zamanda bir Türk kadınının, bir Müslüman kadının, toplumsal yargılar ve zorluklar arasında kendine yer açma mücadelesidir. Maya’nın duygularını bastırmadan ama değerlerinden de vazgeçmeden yaşama çabası, romanı daha da anlamlı kılar. Livaneli’nin sade ama etkileyici dili sayesinde hikâye akıcı bir biçimde ilerler. Duygular güçlüdür, karakterler derindir, olay örgüsü okuyucuyu içine çeker. Kitap hem tarihsel hem insani yönüyle sürükleyici bir etki bırakır. Okuru hem düşündüren hem de duygulandıran bu roman, her sayfasında insanın iç dünyasına dokunmayı başarır. Kısacası, Serenade; aşkın, vicdanın ve insanlığın romanıdır. Duygu yönü kuvvetli, sürükleyici ve anlam dolu bir eser okumak isteyen herkese içtenlikle önerilebilir.
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma