İnvisible

İnvisible
@serene_
Bir Kalbin Ölüşü
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2022 17:58
Stefan Zweig'ın yine kısa ve etkili bir romanı.. Yaşlı ve hasta bir adamın yalnızlıktan (kalabalıktaki), kederden ve anlaşılamamaktan günden güne eriyişini anlatıyor. Erik H. Erikson'un "Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk" evresine iyi bir örnek oluşturan bu hikaye; yaşlı adamın yerine kendimizi koydurup onun neler hissettiğini çok güzel bir biçimde betimliyor. Okurken içimden sürekli bu adama hadi kalk, konuş, bir şeyler yap ve içini dök dedim fakat okumaya devam ettikçe o yaşlı adam oldum. Anlatım bana o kadar ustaca geldi ki bir duygu bir okura ancak bu kadar başarılı aktarılabilirdi. Hikayenin son cümlesi ise kitabı özetler nitelikte: "...kalbi artık onu incitmeyi çoktan bırakmıştı." Umarım hepimiz bir kalp ölmeden önce onun için bir şeyler yapabiliriz ya da kalbimizin ölüşünü seyretmek zorunda kalmayız.
İnsan ve Duygular
Bir Kalbin ÇöküşüStefan Zweig · Can Yayınları · 201820,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ah O 24 Saat...
8/10
·71 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2021 12:14
24 saati 71 sayfaya sığdıran Stefan Zweig... Bir yaşamın gerisinde kalan çöküşleri kaç satırda okudum bilmiyorum. Stefan neden hep insanların hayat boyu hissedeceği duyguları ince ince işliyor? Gelin bir de kendinizi bu kitaplarda aramayın. Yine zavallı insanlar, yine hissiz insanlar ve yine nankör varlık olan insan topluluğu. Bütün duyguları ziyan eden insancıklar... Stefan'nın kitaplarına taktım kafayı. Yaşamınız boyunca hissedip yaşayacağınız her duyguyu ruhsal baskı altında nitelendirip, megoloman olan insanların elinde oyuncak olan yaşamların zavallı çöküşlerini itinayla insana anlatmaya çalışmış. Okuduğum bilmem kaçıncı kitabı ve üçüncü Stefan incelemem olacak. Kadın ve erkeklerin birbirlerine olan savaşları hiç bitmeyecek. Hangisi hangisine el uzatırsa nankör olduğu müddetçe uzatılan el hep ihanete uğrayacak. Ne var ki sevgiler ziyan edilip, insanların onurları kırılıyor. Bir insanın yardım eli uzatması sonrasında tuttuğunuz o ele tükürdüğünüz oldu mu hiç? Olduysa çok zavallısınız. O 24 saatte bir kadın 40'lı yaşlarında, bir adama elini uzatıyor. Bundan öncesine ufaktan göz atalım. Toplumumuzda namus bekçisi insanlar var ki onlar sevgili yazarlarımızın dedikleri gibi en namussuzudur. Bir erkekle konuşmak bir kadın için ezeli bir ayıp olurken, erkeklerin bir kadınla düşüp kalkması kaçamak adını alıyor ve bu şekilde düşünen herkes oturup olmayan namusu üzerine yorum yapsın. Tanımadığınız bir adama yardım etmek için elalem ne der diye düşünmek nedir arkadaşlar? Ama kadınları maruz bıraktığınız bu his yüzünden yardıma ihtiyaç duyduğunuz anda bir kadının namus diye size yardım etmediğini farkettiğiniz anda toplumu nasıl zehirlediğinizi anlayacaksınız. Kumarda bir adam her şeyini kaybederse gideceği ilk yer kumarhane kapısının önü olur ve neden salak gibi
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024151,1bin okunma
5/10
·56 syf.··
2022 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2022 09:43
"Yaratıkların en mutsuzu insandır." Böyle bir söz söyleyen Arthur Schopenhauer "Mutlu Olma Sanatı' kitabını nasıl yazmış olabilir? Kitabın kapağını açmadan incelediğimizde görüneceği üzere 45 hayat kuralından oluşan, insanı mutluluğa yönlendirecek bilgilerin yer aldığını düşünürüz. Ama kitabı açıp okumaya başladığımızda durumun tamamen bu şekilde olmadığını görürüz. Kitaba başlarken hayattan beklediğimiz mutluluk, kitabı okumaya devam ettiğimizde ise hayatın bizi ne gibi durumlara sokacağını hayal bile edemeyiz. Beklenti içinde olmak çoğu zaman hayal kırıklığına dönüşebilir. Tam da bu konuya değiniyor Schopenhauer. İnsanın elindekileri ile yetinmesi ve onu kaybederse ne olacağını düşünmemizi istiyor. Gerçekten de bu şekilde düşündüğümüzde önemsemediğimiz, yeni şeyler arayışındayken elimizden kayıp giden bir şeyi düşünelim. Durum ne olurdu? Zamanla istenilen şey de bir kayıba dönüşebilir. Geriye ne kalır peki? Mutsuzluk... Kitapta daha çok mutlu olmak yerine mutsuzluğa nasıl katlanırız ve daha az nasıl mutsuz oluruz üzerine yazılmış sanki. Kitaba devam ederken filozofun insanın asla mutlu olamayacağını ve zaten insanın temelinde acı ve mutsuzluğun yer aldığını söylediğini görebiliriz. Kitapta insanın kendi ile vakit geçirmesi ve neşeli olması öneriliyor. İnsan acı vermeyenin peşinden koşmalıdır. Kendine yetebilmeli ve ne kadar az mutsuz olabiliyorsa bu kötümser hayatı ona göre yaşamalıyız. Kitabı okurken tahmini 15 gün içinde bitirdim. Kısa bir klasik olsa bile felsefi ve düşünce konulu bir kitap olduğunu unutmamak gerek. Tam anlamıyla anlamak için kitabı uzun bir süre sonra tekrar okunması gerektiğini düşünüyorum.
Felsefe-Düşünce
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
10/10
·375 syf.··
2016 63. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2016 15:34
Hiçbir kitabı okuduktan sonra böylesine kötü hissettiğimi, ağlamaklı olduğumu, sinirlendiğimi, tepkisiz kaldığımı, birine sarılma ihtiyacı duyduğumu, sessiz kalabildiğimi ve aynı zamanda öylece boşluğa bağırma hissine kapıldığımı hatırlamıyorum. Bir arkadaşlık, bu kadar samimi, sıcak ve masum olabilir mi? Evet yazarımız bize bu bahsini ettiğimiz arkadaşlığı mümkün kılıyor. Öyle ki ilerleyen olay örgüsünde keşke bu hissi vermeseydi bile diyorsunuz. Khaled Hosseini bana göre kitabın kendi türünde bir başyapıt ortaya çıkarmış. Khaled, kitabın daha ilk sayfasından son sayfasına dek, olayları ve kişileri öyle güzel organize etmiş ve birbiri ile öylesine güzel ilişkilendirmiş ki bazen burnuma, sayfalardan kâğıt kokusu yerine zekâ kokusu geldiği oluyordu. Kitabın dili gayet yalın ve anlaşılır, bu anlamda kitabı okuyacak olan arkadaşlar edebi bir dil beklentisi içerisine girmemelidir. Tüm bunların yanında yazar kullandığı sade dili ile çok belirgin bir atmosfer oluşturmuş. Kimi zaman bir tankın içerisinde nefes alamadığınızı kimi zaman da çocuklarının karnını doyurabilmek için tek bacağı olmayan bir Afgan’ın diğer bacağı için sizinle pazarlık ettiği yanılgısına düşebiliyorsunuz. Uçurtma Avcısı, biri efendi diğeri hizmetkâr olan iki arkadaşın hikâyesini anlatmaktadır. Kitabın başlarında efendi olan Emir’den nefret edebilirsiniz ve masum, yetenekli, cesaretli aynı zamanda efendisine sadık olan Hasan’a da üzülebilirsiniz. Sonrasında ne hissedeceğinize isterseniz siz okuduktan sonra karar verin. Aslına bakarsanız bu kitap genel anlamda sessizliği ifade ediyor. Emir’in Hasan’a yapılanlar karşısındaki sessizliği, Hasan’ın kendisine yapılanlar karşısındaki sessizliği, Afganistan’dan Amerika’ya kaçan arabanın içerisindekilerin Rus Askerlere karşı sessizliği, yetimhanede çocuklara
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,5bin okunma