Ebru

Ebru
@sereniite
Selamlar! Kendi halinde okuyan ve fikirlerini paylaşan bir insanım.
24 Mart
13 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
7/10
·384 syf.··
2022 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2022 16:28
Selamlar, nasılsınız? Operadaki Hayalet'in açıkçası ilk 200 kadar sayfasında biraz sıkıldım. Bu Jane Eyre ile gotik edebiyatına adım attıktan sonra beklentimi yüksek tutmamdan da kaynaklanmış olabilir. Fakat son 100 sayfasını o kadar keyifle okudum ki ilk baştaki sıkılmalarımı göz ardı edebilirim. Tabii bu eseri opera bilgisi veya meraklısı olan birinin çok daha keyifle okuyacağına eminim. Yazar aslında bize bir tarihi anlatıyor. Paris Opera Binası'ndaki gizemli olayları ve tabii ki de bunlarla bağlantılı olan Opera Hayaleti'ni...Kitabın konusunu detaylı anlatmak istemiyorum çünkü buraya kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmak istiyorum. Bu nedenle spoiler vermekten kaçınamayacağım. Gelgelelim Opera Hayaletimize, hayalet dediğimiz kişi aslında kanlı canlı bir insan. Fakat yaşamı boyunca bir ölüden farkı yok. Yazar, toplumun bize dayattığı güzellik algısının nasıl vahşice sonuçlandığını gözler önüne seriyor. Aslında çok zeki olan Erik "çirkinliği" nedeniyle bunu çeşitli soytarılıklarla göstermek zorunda kalıyor oysa Erik onlar için yeterli güzellikte olsaydı çok ünlü bir insan olacağına eminim. Ben iyiliğinde kötülüğünde sonradan öğrenildiğine inanıyorum. Erik, bu ikisinin de ne olduğunu bilmiyordu. Yaşadığı ve ona sunulan hayat şartları onu bambaşka bir felsefeye sürüklemişti. Hepimiz sıradışı bir insan olmak isteriz, fakat sıradan bir insan olmanın ne büyük bir lüks olduğunu görmeyiz. Erik için bu hayatta en çok istediği şeydi. Aşık olmak, evlenmek ve sıradan bir hayat sürmek. Tam bu noktada diğer bir karakterimiz Christine Daae ile tanışıyor. Christine batıl inançlara oldukça bağlı, saf bir opera sanatçısı. Erik, kızın onu olduğu gibi seveceğine ve ızdırap dolu hayattan onu kurtaracağına inanır. Ama bir şeyi bilmez Erik, kendisi bile kızın onu olduğu gibi seveceğine
Gotik Edebiyat
Operadaki HayaletGaston Leroux · Martı Yayınları · 20143,806 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·70 syf.··
2021 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2021 22:36
Selamlar,nasılsınız? Ben çok farklı duygular içindeyim. Feniçka böyle bir etki bıraktı üzerimde. Düşünceli,hüzünlü,bağımsız ve arınmış. Lou Andreas-Salomé ile bu kitapta tanışma şerefine eriştim. Benden yüzyıllar önce yaşamış bir kadınla şu an aynı duyguları paylaşmam çok tuhaf geldi gözüme. Uzak ama bir o kadar da yakın. Feniçka, bağımsız ve özgür ruhlu bir birey. Uzun ve iyi eğitimler alarak doktora yapmış, kendini zihinsel çalışmalarına adamış ve kendi ayakları üzerinde duran bir kadın. Kitapta birinin eşi veya birinin kızı olarak değil, tam olarak böyle tasvir ediliyor. Fakat öyle ironiktir ki kitabın arka kısmında yazardan Nietzsche'nin evlenme teklifini reddeden kadın olarak bahsediliyor. Oysa Nietzsche'den, Salomé'a evlenme teklifi eden adam olarak bahsedilmez... Kitabımızın bir diğer karakteri Max Werner ise kadınlara karşı ön yargılarından bahseder ve onları hep bir kalıba sokar. Feniçka ile geçirdiği zaman sürecinde de onu kalıplara sokmaya çalışır ama Feniçka'nın hiçbir kalıba ait olmadığını anlar. Max Werner'in karakter gelişiminin güzel ilerlediğini düşünüyorum. İlk başta net yargıları olan bir insan olduğunu düşünmüştüm ama daha sonra analiz ederek,anlayarak yeni fikirleri benimsedi. Kitapta bir kadınla bir erkeğin geleneksel cinsiyetler arası ilişkileri yıkıp sadece kendilerinin oluşturduğu güzel bir arkadaşlık kurabileceğini de görüyoruz. Kitabın sonu ise daha önce okuduğum sonlardan farklıydı. Tamamen bitmedi aslında. Her sonda olan bir kavuşma,bir sonuç yaşanmadı. Çünkü tam olarak kurgu değildi. Hayatın içinden bir kitaptı. Ve tam da gerçek hayatta yaşanacak bir şekilde bitti... Son olarak şuna değinmek istiyorum. Feniçka sevdiği bir şeyi yapmanın ayıplanacak ve gizlenecek bir şey olmadığını düşünen,mahalle baskısına karşı çıkan bir kadın. Çünkü onun
Edebiyat
FeniçkaLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,5bin okunma
9/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Selamlar,nasılsınız? İngiliz yazar Jane Austen,eseri olan Gurur ve Önyargı'da 19.yüzyılda yaşayan Bennet ailesini ve onların sorunlarını ele alır.Karakterlerimizden Mr.Darcy düşük sınıfa mensup olarak gördüğü Elizabeth'e karşı oldukça gururlu ve kibirlidir.Elizabeth ise Mr.Darcy'nin kaba ve kibirli olduğunu görür ve ona önyargıyla yaklaşır.Oysa gurur ve önyargılarını bırakırlarsa bambaşka birileri olduklarını göreceklerdir.Kitabımızın adı da tam olarak buradan geliyor.Mr.Darcy'nin gururu ve Elizabeth'in önyargısı...Bu yüzden aşk ve gurur olarak çevrilmesini pek sevmiyorum.Jane Austen'ın kalemini çok sevdiğimi söylemeliyim.Akıcı bir üslubu var.Ayrıca dönemini çok iyi yansıttığını düşünüyorum.Kitaba baktığımızda hem sınıf ayrımına önem veren Ingiliz soylularını eleştiriyor, hem de o dönemde kadınların zengin koca bularak statü yükseltme kalıbına girmeyi reddetmesini,bundan daha fazlası olduklarını ve kendi tercihlerini yapmaları gerektiğini vurguluyor.Bu açıdan kitabı çok sevdim.Karakterleri oldukça gerçekçiydi.Okurken karakterlerin önyargılı ve gururlu davranışlarına kızarken, aslında farkında olmadan gerçek hayatta bizim de gereksiz şekilde gururlu ve önyargılı davrandığımızı farketmeme neden oldu.Hakkında kişinin kendisinin ağzından duymadığımız şeylerle ona önyargılı davranabiliyoruz.Gurur diye adlandırdığımız şeyin bazen aşırıya kaçınca kibre dönüştüğünü farketmiyoruz bile.Hatta o kadar farketmiyoruz ki gururumuzdan yapamadığımız davranışlar yıllarımıza mâl olabiliyor.Kitabın bana öğrettiği en güzel şeylerden biri de bunu anlamak oldu.Karakter açısından Elizabeth'in dik duruşunu ve Jane'in pozitifliğini sevdim.Ve söylemeden geçemeyeceğim artık ben de Mr.Darcy sendromuna kapılmış biriyim...:)
Edebiyat
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,7bin okunma