Şerhler - 2
Başkalarının muhtaç olduğu vahayı inşa etmek adına kendi ruhunun pınarlarını kurutan insan, nihayetinde hüsranın eşiğine varır. Hudutsuz şefkat, mefkuresiz merhamet, ahlakı ikame etmek şöyle dursun, bizzat şerri besleyen ve insanı kendi mukaddesatından vuran sinsi bir marazdır. ​Başkalarının yarasına merhem sürmek davasıyla yola çıkıp, her hamlemde kendi kalbimi hançerlediğimi gördüğüm an, sahte aydınlığın çehresindeki peçeyi indirdim. İdrak ettim ki; adaletin riayet edilmediği, çileyle harmanlanmayan ve sınırları çizilmemiş basiretsiz "iyilik", bir fazilet nişanesi değil; ruhun kendi cevherini hoyrat ellere peşkeş çektiği muazzam bir gaflet uçurumudur. ​Bu uyanış, mukaddes bir geri çekiliştir. Artık yeryüzünün kıymet bilmez, asalak karanlığına feda edilecek tek bir soluk, serilecek tek bir seccade kalmamıştır. Her şeyi sineye çeken, cömert fakat iradesiz "iyi insan" suretinden, uysal ve feda edilmiş kimlikten, mağrur ve müstakil bir azametle istifa ediyorum. Varsın yeryüzü kendi çölünde kavrulsun; zira öz nefsinin muhasebesini yapamayanın, aleme nizam verme iddiası beyhudedir.
İSLÂM'DA TAKLİD MESELESİ...
Ebubekir Sifil hocanın kaleminden (İnkişâf Dergisi, Ekim 2009) enfes bir yazı: - Modern zamanların modası hiç geçmeyen temel tartışma konularından birisi taklid meselesi. Kimilerinin, "bilgi çağı"na yakıştıramadığı için –kıvırcık saçlarını düzleştirmek uğruna kendisine en olmaz işkenceleri reva gören zenciler misali– "kendinden nefret" şizofrenisiyle lanetlediği, kimilerinin de sözüm ona daha "içeriden" bir söylemle, aklını yele verme pahasına "din dışılıklar" listesinin ilk sıralarına yerleştirdiği taklid… Bu tartışmada, eşyanın tabiatına hakim olan yasaya haddini aşan başkaldırı sebebiyle zıddına inkılap eden iki aykırı ucu, Modernistler'le Selefîler'i aynı "cinnet mustatili"nde buluşturan bir ironi görmek kimseye şaşırtıcı gelmemeli. Bir diğer ironi de, her iki zıt kutbun, "ahkâmda taklid"i reddederken "pür mukallid" vasfıyla muallel olduklarını fark edememeleridir. Zira her iki bakış açısının ayırt edici vasfı, "sistemsizliğin" bütün özelliklerini bünyesinde barındıran çarpıklıklarla vücut bulmuş taklid mahsulü olmalarıdır… Taklid tartışmalarında alışılagelmiş, teknik ve bir anlamda cüz'î yaklaşımlar yerine, bu yazı, meseleye daha kuşbakışı bakmayı hedeflemektedir. Bir diğer deyişle bu yazı, taklid hakkında yandaşlarının ve karşıtlarının bir türlü arzulanan sonucu vermediğini gördüğümüz istidlal yöntemleri çerçevesinde yürüyen tartışmalara katkı olması ümidiyle meseleyi biraz daha değişik bir zeminde ele almayı, yani epistemolojik zemin yerine ontolojik zemini tercih etmeyi deneyecektir. 1. Taklide karşı taklid Bizans, Çin, Hint ve Sasanî kültür/medeniyet havzalarının ortasında, okuma-yazma bilenlerin dahi son derece sınırlı olduğu kabile temelli bir toplumsal yapıda ortaya çıkan "model hayat"a karakterini veren unsurlar nelerdi? Ya da miladî 7. yüzyıl'ı sadece Araplar'ın
Ölçüler ve Anlayış
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Müslüman Bilim Adamları
Müslüman Bilim Adamları 1* Cabir bin Hayyan.. 721 doğumlu.. 400 eser bıraktı. Kimya ve Eczacılık alanında icatları oldu. Simya alanında ortaçağ Avrupasını etkiledi. 2* İmbik isimli icadıyla Baz kavramını ortaya atmış oldu. Arsenik, Sitrik asit, Asetik asit, Tartarik asidi keşfetti. 3* Kitab al-Kimya adlı eseri, Simya ve Kimya kelimelerinin kökeni oldu. Metalürji, astroloji, felsefe, fizik ve müzikle de ilgilendi. 4* Biruni.. 973 doğumlu. Batı'da Alberuni olarak bilinir. İlk kitabını 17 yaşında yazdı. Toplamda 180 eseri olduğu bilinir. Alanı astronomi. 5* Biruni ileri derecede matematik ve geometri biliyor. Bu sayede güneş ve ayın konumlarını o dönemde hesaplayabiliyor. 6* Biruni Kopernik'in geliştirdiği çağdaş astronominin temelini atmıştır. Dünyanın ekliptik eğimini o dönemde ufak bir farkla hesaplamıştır. 7* Başka bir kitabında 23 katı maddenin ve altı sıvının özgül ağırlıklarını bugünkü değerlerine çok yakın olarak saptamıştır. Tam bir dahi. 8* Biruni'nin o dönemde sezaryenle doğum yaptırabilecek cerrahi seviyede olduğu bilinir. 3 bin bitkinin ne işe yaradığını tespit etmiştir. 9* Farabi.. 872 doğumlu. Batıda Alpharabius olarak bilinir. Kendisi filozof ve bilimadamı. Aynı zamanda gökbilimci, mantıkçı ve müzisyendir. 10* Aristo'nun 6 ciltlik Organon isimli eserini çeviriler ve şerhler kaleme alarak iki bölüm daha ekleyerek 8 kitaba çıkardı. 11* Farabi'yi farklı kılan şey, İslamı felsefe ile yorumlamasıdır. Aristocu anlayışı yaşadığı dönemde canlandırmış bir isimdir. 12* İbn-i Sina.. 980 doğumlu.. Tıp ve felsefe alanında 200 civarında eser bıraktı. 450 civarında makalesi olduğu bilinir. 13* Kitabü'ş-Şifa ve El-Kanun fi't-Tıb'dır isimli eserleri 17. yüzyıla kadar Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutuldu. 14* Harezmi.. 780 doğumlu..
Tarih
Mukaddime'den Kitap Telif Etmenin Yedi Amacı (Özet)
1-Muhakkik bir alim olarak ilmin meselelerini araştırıp bir şeyler keşfetmek. Bunu diğer kişilerle paylaşıp gelişime katkı sağlamak. (Misal: Problemleri çözmek için yapılan labaratuar araştırma sonuçlarının yayınlanması) 2- Daha önce yazılmış büyük eserlerdeki muğlak noktaları keşfetmek, bunları gelişim için paylaşması. (Misal: Şerhler) 3- Çok ünlü alimlerin kitaplarında bulunan yanlışların galat olarak yerleşmemesi için bunları keşfedip yayınlama. ( "Critique/Review" Makaleleri) 4- Bir ilim/bilim dalına bir alt dal eklemek gerektiğine dair araştırmalar. ( Bazı akademisyenlerin -maliye-nin -iktisat-ın alt dalı olduğunu iddia etmesi gibi) 5- Düzensiz olan literatürü toparlayıp, diğer insanlarla paylaşmak (Misal: Literatür özet makaleleri) 6- Bir başka bilim/ilim dalının altında kaybolan ve münhasıran ele alınması gereken bir bilim/ilim dalının keşfine dair eser yazmak. (Misal: Sosyolojinin felsefeden ayrılması) 7- Çok uzun ve usandırıcı olan bir literatürü iyi kavrayıp, giriş/özet kitapları yazmak. (Misal: 90 dakikada felsefe yazarları vs.kitapları) Esas alınan bölüm: İbn Haldun, Mukaddime, Süleyman Uludağ, Dergah, 1.Baskı, Mayıs 1983, sf. 1278-1280