Başkalarının muhtaç olduğu vahayı inşa etmek adına kendi ruhunun pınarlarını kurutan insan, nihayetinde hüsranın eşiğine varır.
Hudutsuz şefkat, mefkuresiz merhamet, ahlakı ikame etmek şöyle dursun, bizzat şerri besleyen ve insanı kendi mukaddesatından vuran sinsi bir marazdır.
Başkalarının yarasına merhem sürmek davasıyla yola çıkıp, her hamlemde kendi kalbimi hançerlediğimi gördüğüm an, sahte aydınlığın çehresindeki peçeyi indirdim. İdrak ettim ki; adaletin riayet edilmediği, çileyle harmanlanmayan ve sınırları çizilmemiş basiretsiz "iyilik", bir fazilet nişanesi değil; ruhun kendi cevherini hoyrat ellere peşkeş çektiği muazzam bir gaflet uçurumudur.
Bu uyanış, mukaddes bir geri çekiliştir. Artık yeryüzünün kıymet bilmez, asalak karanlığına feda edilecek tek bir soluk, serilecek tek bir seccade kalmamıştır. Her şeyi sineye çeken, cömert fakat iradesiz "iyi insan" suretinden, uysal ve feda edilmiş kimlikten, mağrur ve müstakil bir azametle istifa ediyorum.
Varsın yeryüzü kendi çölünde kavrulsun; zira öz nefsinin muhasebesini yapamayanın, aleme nizam verme iddiası beyhudedir.