Eğer Tanrı varsa, karanlıkta kin dolu dev bir örümcek olsa gerek. İyi olması mümkün değil. İçimdeki bu acı, bu bilinçlilik illa da gerekli değildi. Saf acı ve bir işe yaramıyor. Hiçbir şey doğurmuyor. Hepsi boşuna. Harcanmış. Dünya yaşlandıkça, daha da belirginleşiyor. Atom bombası ve Cezayir’deki işkenceler ve Kongo’da açlıktan ölen bebekler. Gitgide büyüyor ve kararıyor. Gitgide daha çok insan için, gitgide daha çok acı var. Her seferinde daha da gereksiz. Sigortalar atmış gibi. Burada kara gerçeğin yüreğindeyim. Tanrı güçsüz. Bizi sevemiyor. Bizi sevemediği için de nefret ediyor. Her şey aşağılık ve bencillik ve yalan. İnsanlar kabullenmeye yanaşmıyor, çünkü sigortaların attığını göremeyecek kadar açgözlülüklerini doyurmaya vermişler kendilerini. Karanlığı ve ardındaki örümcek suratı ve hepsini saran ağı göremiyorlar. İnsan mutluluğun ve iyiliğin yüzeyini kazırsa, altından bütün çıkacak olan bu karanlıktır. Siyah ve siyah ve yine siyah.